Bir belediyenin ne kadar başarılı olduğunu anlamak için hazırladığı için boş basın bültenlerini okumaya gerek yoktur.
Çünkü belediyelerin kalitesi, özenle seçilmiş cümlelerle değil; sokaklarıyla, kaldırımlarıyla, parklarıyla ve kamusal alanlara gösterdiği saygıyla ölçülür.
Kepez Belediyesi geçtiğimiz günlerde büyük bir gururla şu açıklamayı yaptı:
"43 yeni park yaptık, 126 bin metrekare yeni yeşil alan kazandırdık."
Kulağa hoş geliyor.
Hatta yalnızca belediyenin hazırladığı tanıtım filmlerini izlerseniz, Kepez'i örnek bir kent sanabilirsiniz. (!)
Tabi ki yersen...
Ancak vatandaşın yaşadığı Kepez ile Belediye Başkanı Mesut Kocagöz'ün anlattığı Kepez arasında ki uçurumu çok net görebilirsiniz.
Bir tarafta özenle hazırlanmış reklam filmleri…
Diğer tarafta yürünemez hâle gelen kaldırımlar.
Bir tarafta "yeşil şehir" sloganları…
Diğer tarafta kamusal alanların işgal edildiğine ilişkin bitmeyen şikâyetler.
Bir tarafta park açılışlarında kesilen kurdeleler…
Diğer tarafta çocukların özgürce kullanamadığı oyun alanları.
Bugün ilçenin birçok noktasında kaldırımların gerçek sahibi olan yayalar adeta misafir durumunda.
Kimi yerde kaldırımlar işgale teslim edilmiş…
Kimi yerde yaya geçitleri otoparka dönüşmüş…
Kimi yerde ise "Kepez Vakfı Ekmek Büfesi" adı altında başlayan yapılar, zamanla adeta küçük bir işletmeye dönüşmüş durumda.
Oysa belediyenin açıklamalarını okuduğunuzda her şey kusursuz görünüyor.
Ne var ki rakamlar, vatandaşın yaşadığı gerçeği değiştirmiyor.
Çocuk parklarının amacı tartışılır hâle gelmişse…
Kamusal alanlar kamu yararı yerine farklı amaçlarla kullanılmaya başlanmışsa…
Orada dönüp kaç park yapıldığını anlatmanın ne kadar anlamı kalır?
Çünkü mesele yalnızca park yapmak değildir.
Asıl mesele, o parkı koruyabilmektir.
Asıl mesele, kaldırımı yayaya bırakabilmektir.
Asıl mesele, kamuya ait alanları gerçekten kamu için yaşatabilmektir.
Kepez'de uzun zamandır imar disiplini, kaçak yapılaşma ve kamusal alanların korunmasına ilişkin vatandaşların dile getirdiği ciddi eleştiriler var.
Ancak bunun yerine kamuoyunun karşısına sürekli içi boş yeni rakamlar çıkarılıyor.
43 park…
126 bin metrekare yeşil alan…
Kurakçıl peyzaj…
Ağaç budama…
Çim biçme…
Elbette bunlar yapılmalı.
Zaten belediyelerin asli görevi de budur.
Vatandaş bunları olağan hizmet olarak görüyor.
Çünkü kimse belediyenin görevini yerine getirmesini bir lütuf olarak değerlendirmiyor.
Vatandaşın beklentisi çok daha temel.
Kaldırımın yeniden yayaya ait olması…
Parkın gerçekten çocuklara ait kalması…
Kamusal alanın ticari ya da kişisel çıkarlara değil, halka hizmet etmesi…
Bugün Kepez'de insanlar belediyenin reklam kampanyalarına değil, evlerinin önündeki sokağa bakıyor.
Belediyecilik; açılış törenleri düzenlemek, etkileyici sloganlar üretmek ya da rakamlarla algı oluşturmak değildir.
Belediyecilik; vatandaşın hakkını korumaktır.
Kamu malını kendi malı gibi sahiplenmektir.
Bir karış kaldırımı bile işgale teslim etmemektir.
Bir çocuk parkının ticari çıkarların gölgesinde kalmasına izin vermemektir.
Belediyeler elbette yaptıkları parklarla övünebilir.
Ancak o parkın çevresinde kamu düzenini sağlayamıyorsa, kamusal alanları koruyamıyorsa ve vatandaşın günlük yaşamını kolaylaştıramıyorsa; anlatılan başarı hikâyelerine önce kendileri inanır, vatandaş ise yalnızca güler.
Kepez'in bugün ihtiyacı içi boş reklamlar ve basın bültenleri deği; Kamusal alanı gerçekten halka geri verecek bir belediyecilik anlayışıdır.
Çünkü vatandaşın görmek istediği şey masa başında hazırlanmış broşürlerdeki "yeşil Kepez" değil;
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Engin YILMAZ
Kepez, kaldırım mafyasına teslim!
Bir belediyenin ne kadar başarılı olduğunu anlamak için hazırladığı için boş basın bültenlerini okumaya gerek yoktur.
Çünkü belediyelerin kalitesi, özenle seçilmiş cümlelerle değil; sokaklarıyla, kaldırımlarıyla, parklarıyla ve kamusal alanlara gösterdiği saygıyla ölçülür.
Kepez Belediyesi geçtiğimiz günlerde büyük bir gururla şu açıklamayı yaptı:
"43 yeni park yaptık, 126 bin metrekare yeni yeşil alan kazandırdık."
Kulağa hoş geliyor.
Hatta yalnızca belediyenin hazırladığı tanıtım filmlerini izlerseniz, Kepez'i örnek bir kent sanabilirsiniz. (!)
Tabi ki yersen...
Ancak vatandaşın yaşadığı Kepez ile Belediye Başkanı Mesut Kocagöz'ün anlattığı Kepez arasında ki uçurumu çok net görebilirsiniz.
Bir tarafta özenle hazırlanmış reklam filmleri…
Diğer tarafta yürünemez hâle gelen kaldırımlar.
Bir tarafta "yeşil şehir" sloganları…
Diğer tarafta kamusal alanların işgal edildiğine ilişkin bitmeyen şikâyetler.
Bir tarafta park açılışlarında kesilen kurdeleler…
Diğer tarafta çocukların özgürce kullanamadığı oyun alanları.
Bugün ilçenin birçok noktasında kaldırımların gerçek sahibi olan yayalar adeta misafir durumunda.
Kimi yerde kaldırımlar işgale teslim edilmiş…
Kimi yerde yaya geçitleri otoparka dönüşmüş…
Kimi yerde ise "Kepez Vakfı Ekmek Büfesi" adı altında başlayan yapılar, zamanla adeta küçük bir işletmeye dönüşmüş durumda.
Oysa belediyenin açıklamalarını okuduğunuzda her şey kusursuz görünüyor.
Ne var ki rakamlar, vatandaşın yaşadığı gerçeği değiştirmiyor.
Çocuk parklarının amacı tartışılır hâle gelmişse…
Kamusal alanlar kamu yararı yerine farklı amaçlarla kullanılmaya başlanmışsa…
Orada dönüp kaç park yapıldığını anlatmanın ne kadar anlamı kalır?
Çünkü mesele yalnızca park yapmak değildir.
Asıl mesele, o parkı koruyabilmektir.
Asıl mesele, kaldırımı yayaya bırakabilmektir.
Asıl mesele, kamuya ait alanları gerçekten kamu için yaşatabilmektir.
Kepez'de uzun zamandır imar disiplini, kaçak yapılaşma ve kamusal alanların korunmasına ilişkin vatandaşların dile getirdiği ciddi eleştiriler var.
Ancak bunun yerine kamuoyunun karşısına sürekli içi boş yeni rakamlar çıkarılıyor.
43 park…
126 bin metrekare yeşil alan…
Kurakçıl peyzaj…
Ağaç budama…
Çim biçme…
Elbette bunlar yapılmalı.
Zaten belediyelerin asli görevi de budur.
Vatandaş bunları olağan hizmet olarak görüyor.
Çünkü kimse belediyenin görevini yerine getirmesini bir lütuf olarak değerlendirmiyor.
Vatandaşın beklentisi çok daha temel.
Kaldırımın yeniden yayaya ait olması…
Parkın gerçekten çocuklara ait kalması…
Kamusal alanın ticari ya da kişisel çıkarlara değil, halka hizmet etmesi…
Bugün Kepez'de insanlar belediyenin reklam kampanyalarına değil, evlerinin önündeki sokağa bakıyor.
Çünkü reklam, gerçeğin yerini tutmuyor.
Basın bültenleri kaldırımları genişletmiyor.
Tanıtım filmleri işgalleri ortadan kaldırmıyor.
Drone görüntüleri kaçak yapılaşmayı görünmez kılmıyor.
Belediyecilik; açılış törenleri düzenlemek, etkileyici sloganlar üretmek ya da rakamlarla algı oluşturmak değildir.
Belediyecilik; vatandaşın hakkını korumaktır.
Kamu malını kendi malı gibi sahiplenmektir.
Bir karış kaldırımı bile işgale teslim etmemektir.
Bir çocuk parkının ticari çıkarların gölgesinde kalmasına izin vermemektir.
Belediyeler elbette yaptıkları parklarla övünebilir.
Ancak o parkın çevresinde kamu düzenini sağlayamıyorsa, kamusal alanları koruyamıyorsa ve vatandaşın günlük yaşamını kolaylaştıramıyorsa; anlatılan başarı hikâyelerine önce kendileri inanır, vatandaş ise yalnızca güler.
Kepez'in bugün ihtiyacı içi boş reklamlar ve basın bültenleri deği; Kamusal alanı gerçekten halka geri verecek bir belediyecilik anlayışıdır.
Çünkü vatandaşın görmek istediği şey masa başında hazırlanmış broşürlerdeki "yeşil Kepez" değil;
Sokakta gerçekten yaşanabilir bir Kepez'dir.
YAZARLARIMIZ Tüm Yazarlarımız
Bir belediyenin ne kadar başarılı olduğunu anlamak için hazırladığı için boş basın bültenlerini okumaya gerek yoktur. Çünkü belediyelerin kalitesi, özenle seçilmiş cümlelerle değil; sokaklarıyla, kaldırımlarıyla, parklarıyla ve kamusal alanlara gösterdiği saygıyla ölçülür. Kepez Belediyesi geçtiği