Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne 785 milyonluk soru: Bu paralar nerede?
Yazının Giriş Tarihi: 19.08.2026 10:54
Yazının Güncellenme Tarihi: 19.08.2026 10:54
Antalya…
Turizmin başkenti.
Milyonlarca insanın her yıl ziyaret ettiği, ekonomisiyle Türkiye’nin vitrini sayılan bir kent.
Bugün Antalya başka bir konu tartışılıyor: 785 milyon 351 bin 84 lira 42 kuruş.
Bu rakam, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan iddianamede, ALDAŞ ile ASAT arasındaki 2020 sonrası fatura trafiğine ilişkin hesaplanan toplam tutar.
Şimdi sormak lazım: Bu para hangi hizmetler karşılığında faturalandırıldı?
Hangi işler yapıldı?
Hangi hizmetler satın alındı?
Ve daha önemlisi… Bu harcamalar yapılırken kamu yararı ne kadar gözetildi?
Mesele sadece 785 milyon değil.
Tekrar etmekte fayda görüyorum:Dosyanın dikkat çekici tarafı yalnızca 785 milyon liralık rakam değil.
İddianamede, bu tutarın 777 milyon 793 bin 991 lira 61 kuruşluk bölümünün müşavirlik ve Teknokent projesi kapsamında faturalandırıldığı ileri sürülüyor.
Ayrıca bazı harcamaların “Müşavirlik Gideri” adı altında ASAT’a yansıtıldığı ve sözleşmedeki yüzde 15 oranındaki eklemenin uygulandığı iddia ediliyor.
Burada kamuoyunun öğrenmek istediği çok basit: Yüzde 15'lik ekleme hangi gerekçeyle yapıldı?
Bu uygulamanın hukuki ve sözleşmesinin dayanağı neydi? Ve bu yöntem sonucunda kamu bütçesine yansıyan toplam maliyet ne oldu?
16,8 milyon liralık yemek faturası
Bir başka rakam: 16 milyon 824 bin 324 lira 67 kuruş.
2020-2025 döneminde yemek gideri olarak hesaplanan tutar.
Tabi ki, rakam yıllara göre de yükseliyor.
2020'de 254 bin lira civarında olan yemek gideri, 2024'te 6,3 milyon lirayı aşıyor.
2025'in yalnızca ilk 8 ayında ise yaklaşık 3,9 milyon liralık harcama söz konusu.
Bu yemekler nerede yenildi?
Kimler katıldı?
Hangi organizasyonlar için yapıldı?
Faturalar hangi hizmetlerin karşılığıydı?
40 milyon liralık seyahat ve konaklama
Bir diğer dikkat çekici rakam: 40 milyon 901 bin 336 lira 20 kuruş.
Seyahat ve konaklama giderleri…
Beş yıllık bir dönemde yaklaşık 41 milyon lira.
Burada da aynı soru karşımıza çıkıyor: Kim, nereye, hangi görev kapsamında seyahat etti?
Konaklamalar hangi otellerde yapıldı?
Bu seyahatlerin tamamı kamu hizmetiyle doğrudan bağlantılı mıydı?
Yoksa kamu kaynağı ile özel harcamalar birbirine mi karıştı?
İddianame zaten bu soruların hukuki boyutunu incelemek üzere hazırlanmış durumda.
Teknokent: 158 milyon lira
Dosyanın belki de en dikkat çekici başlıklarından biri Teknokent projesi.
İddianameye göre proje kapsamında 158 milyon 171 bin 162 lira 25 kuruş harcama yapıldı.
Bunun 149 milyon 909 bin 150 lira 85 kuruşu personel gideri.
Yani toplam harcamanın yaklaşık yüzde 94'ü personel giderlerinden oluşuyor.
Asıl soru-sorular gittikçe daha da büyüyor: Bir bilişim projesinde neden toplam harcamanın yaklaşık yüzde 94'ü personele gidiyor?
Kaç kişi çalıştı?
Hangi görevlerde çalıştı?
Kimler işe alındı?
Ücretleri neydi?
Projenin ortaya koyduğu somut çıktı ne?
Ve en önemlisi: 158 milyon liralık harcamanın karşılığında Antalya ne kazandı?
Şişe suyu projesi: 22 milyon yatırım, 26 milyon zarar
Bir başka başlık ise şişe suyu yatırımı.
ALDAŞ'ın 2022 yılında gerçekleştirdiği yatırımın satın alma bedelinin KDV dahil 22 milyon 662 bin 394 lira 52 kuruş olduğu belirtiliyor.
Ardından gelen rakam ise daha çarpıcı: 26 milyon 920 bin 109 lira 54 kuruş işletme zararı.
Kamu adına ticari yatırım yapılabilir.
Her yatırımın başarılı olması da beklenemez.
Ancak kamu kaynakları söz konusu olduğunda hesap verme yükümlülüğü vardır.
O halde soruyorum: Bu yatırım hangi fizibilite raporuna dayanılarak yapıldı?
Yatırımın gelir-gider projeksiyonu hazırlandı mı?
Zarar öngörüldü mü?
Öngörüldüyse neden yatırım yapıldı?
Öngörülmediyse, kim hesap verdi?
Sayımda bulunamayan cihazlar
Dosyanın bir başka başlığı ise teknolojik cihazlar.
İddianamede yer alan iddiaya göre yapılan fiili sayımda bazı cihazların şirket kayıtlarında bulunmasına rağmen mevcut olmadığı tespit edildi.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Engin YILMAZ
Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne 785 milyonluk soru: Bu paralar nerede?
Antalya…
Turizmin başkenti.
Milyonlarca insanın her yıl ziyaret ettiği, ekonomisiyle Türkiye’nin vitrini sayılan bir kent.
Bugün Antalya başka bir konu tartışılıyor: 785 milyon 351 bin 84 lira 42 kuruş.
Bu rakam, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan iddianamede, ALDAŞ ile ASAT arasındaki 2020 sonrası fatura trafiğine ilişkin hesaplanan toplam tutar.
Şimdi sormak lazım: Bu para hangi hizmetler karşılığında faturalandırıldı?
Hangi işler yapıldı?
Hangi hizmetler satın alındı?
Ve daha önemlisi… Bu harcamalar yapılırken kamu yararı ne kadar gözetildi?
Mesele sadece 785 milyon değil.
Tekrar etmekte fayda görüyorum: Dosyanın dikkat çekici tarafı yalnızca 785 milyon liralık rakam değil.
İddianamede, bu tutarın 777 milyon 793 bin 991 lira 61 kuruşluk bölümünün müşavirlik ve Teknokent projesi kapsamında faturalandırıldığı ileri sürülüyor.
Ayrıca bazı harcamaların “Müşavirlik Gideri” adı altında ASAT’a yansıtıldığı ve sözleşmedeki yüzde 15 oranındaki eklemenin uygulandığı iddia ediliyor.
Burada kamuoyunun öğrenmek istediği çok basit: Yüzde 15'lik ekleme hangi gerekçeyle yapıldı?
Bu uygulamanın hukuki ve sözleşmesinin dayanağı neydi? Ve bu yöntem sonucunda kamu bütçesine yansıyan toplam maliyet ne oldu?
16,8 milyon liralık yemek faturası
Bir başka rakam: 16 milyon 824 bin 324 lira 67 kuruş.
2020-2025 döneminde yemek gideri olarak hesaplanan tutar.
Tabi ki, rakam yıllara göre de yükseliyor.
2020'de 254 bin lira civarında olan yemek gideri, 2024'te 6,3 milyon lirayı aşıyor.
2025'in yalnızca ilk 8 ayında ise yaklaşık 3,9 milyon liralık harcama söz konusu.
Bu yemekler nerede yenildi?
Kimler katıldı?
Hangi organizasyonlar için yapıldı?
Faturalar hangi hizmetlerin karşılığıydı?
40 milyon liralık seyahat ve konaklama
Bir diğer dikkat çekici rakam: 40 milyon 901 bin 336 lira 20 kuruş.
Seyahat ve konaklama giderleri…
Beş yıllık bir dönemde yaklaşık 41 milyon lira.
Burada da aynı soru karşımıza çıkıyor: Kim, nereye, hangi görev kapsamında seyahat etti?
Konaklamalar hangi otellerde yapıldı?
Bu seyahatlerin tamamı kamu hizmetiyle doğrudan bağlantılı mıydı?
Yoksa kamu kaynağı ile özel harcamalar birbirine mi karıştı?
İddianame zaten bu soruların hukuki boyutunu incelemek üzere hazırlanmış durumda.
Teknokent: 158 milyon lira
Dosyanın belki de en dikkat çekici başlıklarından biri Teknokent projesi.
İddianameye göre proje kapsamında 158 milyon 171 bin 162 lira 25 kuruş harcama yapıldı.
Bunun 149 milyon 909 bin 150 lira 85 kuruşu personel gideri.
Yani toplam harcamanın yaklaşık yüzde 94'ü personel giderlerinden oluşuyor.
Asıl soru-sorular gittikçe daha da büyüyor: Bir bilişim projesinde neden toplam harcamanın yaklaşık yüzde 94'ü personele gidiyor?
Kaç kişi çalıştı?
Hangi görevlerde çalıştı?
Kimler işe alındı?
Ücretleri neydi?
Projenin ortaya koyduğu somut çıktı ne?
Ve en önemlisi: 158 milyon liralık harcamanın karşılığında Antalya ne kazandı?
Şişe suyu projesi: 22 milyon yatırım, 26 milyon zarar
Bir başka başlık ise şişe suyu yatırımı.
ALDAŞ'ın 2022 yılında gerçekleştirdiği yatırımın satın alma bedelinin KDV dahil 22 milyon 662 bin 394 lira 52 kuruş olduğu belirtiliyor.
Ardından gelen rakam ise daha çarpıcı: 26 milyon 920 bin 109 lira 54 kuruş işletme zararı.
Kamu adına ticari yatırım yapılabilir.
Her yatırımın başarılı olması da beklenemez.
Ancak kamu kaynakları söz konusu olduğunda hesap verme yükümlülüğü vardır.
O halde soruyorum: Bu yatırım hangi fizibilite raporuna dayanılarak yapıldı?
Yatırımın gelir-gider projeksiyonu hazırlandı mı?
Zarar öngörüldü mü?
Öngörüldüyse neden yatırım yapıldı?
Öngörülmediyse, kim hesap verdi?
Sayımda bulunamayan cihazlar
Dosyanın bir başka başlığı ise teknolojik cihazlar.
İddianamede yer alan iddiaya göre yapılan fiili sayımda bazı cihazların şirket kayıtlarında bulunmasına rağmen mevcut olmadığı tespit edildi.
4 iPhone'dan 2'si, 7 iPad'den 5'i, 45 bilgisayardan 2'si ve 11 Samsung telefondan 1'i…
Burada da mesele birkaç telefon veya tabletin parasal değerinden ibaret değil.
Asıl mesele: Kamuya ait bir şirketin envanter sistemi ne kadar güvenilir?
Bir cihaz kayıtlarda varsa ama fiilen yoksa, bunun sorumluluğu kimde?
Envanter kontrolleri neden zamanında yapılmadı?
Bu cihazlar nerede?
Ve en hassas başlık: Kişisel harcama iddiaları
İddianamede bazı şüpheliler açısından kişisel nitelikte olduğu ileri sürülen harcamalara ilişkin milyonlarca liralık hesaplamalar da bulunuyor.
Ancak burada özellikle dikkat edilmesi gereken bir nokta var: İddianamede yer alan bu rakamlar kesinleşmiş mahkeme kararı değildir.
Savcılığın iddiaları ve dosyada yer alan hesaplamalardır. Dolayısıyla kimse, yargılama tamamlanmadan suçlu ilan edilemez.
Fakat aynı şekilde, kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığına ilişkin iddialar da “Nasıl Olsa Mahkeme Bakıyor” denilerek de geçiştirilemez.
Çünkü mesele yalnızca sanıkların hukuki durumu değil. Mesele Antalya halkının parasının nasıl harcandığıdır.
Bu dosya da kamuoyunun sorduğu sorular aslında çok açık: 785 milyon liralık fatura trafiğinin tamamı hangi hizmetlerin karşılığıydı?
Yüzde 15'lik eklemelerin hukuki ve sözleşmesel dayanağı neydi?
Teknokent projesinde 158 milyon liralık harcamanın yaklaşık yüzde 94'ü neden personel gideriydi?
Şişe suyu yatırımında milyonlarca liralık zarar nasıl oluştu?
40,9 milyon liralık seyahat ve konaklama giderinin ayrıntıları nelerdi?
16,8 milyon liralık yemek gideri kimler ve hangi organizasyonlar için yapıldı?
Envanterde görünen ancak fiili sayımda bulunamayan cihazların akıbeti ne oldu?
Ve en önemlisi: Kamu zararı oluştuysa bunun hesabını kim verecek?
Kamu parasının sahibi bellidir
Kamu kurumlarının ve belediye iştiraklerinin bütçelerinde kullanılan para, yöneticilerin şahsi parası değildir.
O para vatandaşın vergisidir.
Su faturasında ödenen paradır.
Vergidir.
Harçtır.
Kamu hizmetine ayrılan kaynaktır.
Bu nedenle bir kuruşun bile hesabı sorulabilir olmalıdır.
ALDAŞ ve ASAT dosyasında bundan sonraki süreç mahkemede görülecek.
Kim suçlu, kim suçsuz? Buna mahkeme karar verecek.
Biz gazetecilerin görevi mahkemenin yerine geçmek değil.
Sadece kamu adına soru sormaktır. Belgeleri incelemektir. Kamu kaynaklarının nereye gittiğini takip etmektir.
Ve gerektiğinde yönetenlere şu basit cümleyi hatırlatmaktır: “Bu para sizin değil, halkın parası.”
Sonuç olarak mesele yalnızca harcanan paranın miktarı değil, o paranın nasıl ve neden harcandığının hesabının verilebilmesidir.
Çünkü kamu parası milletin parasıdır.
Vicdanlı ve sorumlu bir yönetim anlayışının gereği ise açık ve nettir:
Daha fazla şeffaflık, daha fazla hesap verebilirlik ve kamu kaynaklarının her kuruşunun hesabını verebilen bir yönetim olması gerekir.
YAZARLARIMIZ Tüm Yazarlarımız
Bir belediyenin ne kadar başarılı olduğunu anlamak için hazırladığı için boş basın bültenlerini okumaya gerek yoktur. Çünkü belediyelerin kalitesi, özenle seçilmiş cümlelerle değil; sokaklarıyla, kaldırımlarıyla, parklarıyla ve kamusal alanlara gösterdiği saygıyla ölçülür. Kepez Belediyesi geçtiği