Hayat aslında büyük bir meydan…
Kimimiz koşturuyor, kimimiz izliyor, kimimiz yorulunca kenara çekiliyor.
Ama bir grup var ki; onlar alkışa da bakmaz, yargıya da, kalabalığa da…
Müziği duyar, ritmi hisseder ve dans etmeye başlar.
İşte hikâye burada başlar.
BAZILARI NEDEN DANSI ANLAMAZ?
Mahalle toplantılarında da böyledir,
STK’larda da böyledir,
İş dünyasında, spor kulüplerinde ve hatta küçük bir WhatsApp grubunda bile…
Biriniz çıkar, “Arkadaşlar, daha iyisi mümkün” dersiniz.
Oradan klasik cümle gelir:
“Yapma, gerek yok.”
“Biz hep böyle yaptık.”
“Yeni fikre ne gerek var?”
Siz ısrar edince…
Patlıcan çıkar.
Ama mesele patlıcan değil; mesele kulakların ritme kapalı olmasıdır.
İYİLİĞİN MÜZİĞİNİ HERKES DUYAMAZ
Bir sokak hayvanına su koyarsınız,
Bir gence iş bulması için referans olursunuz,
Bir hastanın randevusunu hızlandırırsınız,
Bir doğruyu "kim söylemiş olursa olsun " koşulsuz desteklersiniz…
Tam o anda bazı insanlar şaşırır.
Hatta bazen öyle derin bir cümle kurarlar ki:
“Seni… kalpten seviyorum.”
Bu tür sözleri çok duydum;
işi kolaylaştırdığımda,
bir derdi çözdüğümde,
bir haksızlığı görünür kıldığımda,
insani bir adım attığımda…
Ama bilirim ki, bu söz aslında bana değil,
niyete, samimiyete, iyiliğe ve adalete söylenir.
Mesele şahıs değildir.
Temiz kalbin ürettiği ritimdir.
Bazıları bunu farklı kelimelerle anlatır,
bazıları daha resmî, bazıları daha duygusal…
Ama hepsinin özeti aynıdır:
“Senin adımın doğruya denk geliyor.”
Bu, hayatın en kıymetli geri bildirimidir.
STK’LARDA DA İŞ HAYATINDA DA RİTMİ DUYMAYAN ÇOK...,
Bir etkinlik yaparsınız,
Bir farkındalık başlatırsınız,
Yıllardır kimsenin dokunmaya cesaret etmediği bir sorunu gündeme getirirsiniz…
Destek çok olur ama bir köşeden yine tanıdık cümle yükselir:
“Değer mi bu kadar uğraşmaya?”
“Sen mi düzelteceksin ?”
“Boş ver, kimse değişmez.”
Çünkü bazı insanlar,
değişimin ritmini duymadan
sadece dans edenlerin adımlarına bakar.
Ve anlamadıkları her ritmi “garip”,
her adımı “deli” ilan ederler.
BİZİM DANSIMIZ KİME KARŞI DEĞİL
Bu çok önemli.
Biz kimseye karşı dans etmiyoruz.
Biz iyi olan neyse ona doğru adım atıyoruz.
Gençlerin sesine kulak veriyoruz
Emek verenin hakkını savunuyoruz.
Şehrin yükünü taşıyan insanları görüyoruz.
İyilik büyüsün diye çaba veriyoruz.
Kimseyi suçlamadan, kimseyi hedef almadan…
Sadece diyoruz ki:
Müziği duyanlara alan açalım.
Duymayanlara ritmi nezaketle anlatalım.
GERÇEK DEĞİŞİMİ SESSİZ İNSANLAR YAPAR
Gösteriş yapanlar değil,
bağırıp çağıranlar değil…
Sahada, sokakta, işinde gücünde
sessizce iyilik üreten insanlar var.
Onlar müziği duyar.
Dans etmeyi bilir.
Ama kimseyi incitmez.
İşte değişimin gerçek mimarları onlardır.
Son Söz:
"BİR ŞEHRİN RİTMİ, İYİ İNSANLARIN ADIMLARINDAN DOĞAR"
Bugün bu ülkede en çok ihtiyaç duyulan şey;
iyi niyet, samimiyet, uyum ve temiz bir akıldır.
Müziği duyanlar çoğaldıkça,
Dans edenler güçlendikçe,
Hem şehir değişir, hem toplum nefes alır.
O yüzden sevgili dostlar…
Müziği duymayanlar için dans edenler delidir.
Biz duyanlardanız.
O yüzden…
DANSA DEVAM!