Hava Durumu

225 milyonluk vurgunun perde arkası... Önce güveni kazandı, sonra servet topladı

Yazının Giriş Tarihi: 09.07.2026 09:42
Yazının Güncellenme Tarihi: 09.07.2026 09:42

Akdeniz Üniversitesi'nde görev yapan bir öğretim görevlisinin, aralarında profesörler ve doktorların da bulunduğu çok sayıda sağlık çalışanını yaklaşık 225 milyon liralık yatırım vaadiyle dolandırdığı iddiası, Antalya gündemine bomba gibi düştü.

Bana göre bu olayı sadece "yüksek kazanç vaadiyle dolandırıcılık" başlığı altında okumak büyük hata olur.

Çünkü bu dosyada paradan önce güven kaybedildi.

İddialara göre sağlık teknikeri olarak göreve başlayan bir personel, yıllar içinde öğretim görevlisi oldu.

Üniversitenin koridorlarında, hastanenin servislerinde güven kazandı.

Akademisyenlerle, doktorlarla ve sağlık çalışanlarıyla güçlü ilişkiler kurdu.

Ve iddiaya göre tam da bu güven, milyonlarca liralık para trafiğinin temelini oluşturdu.

İnsanlar bir internet reklamına değil...

Bir telefon mesajına değil...

Her gün aynı koridorda karşılaştıkları, aynı kurumun çalışanı olan bir kişiye güvendi.

Hepimizin bildiği gibi dolandırıcılığın en güçlü sermayesi de tam olarak buydur.

Önce Güven...

Dosyada dikkat çeken bir başka başlık ise Akademik Kariyer Süreci...

Sağlık teknikerliğinden öğretim görevliliğine uzanan yol...

Kadro ilanı...

Yüksek lisansın tamamlanmasının hemen ardından yapılan başvuru...

"Ders verme tecrübesi" şartı...

Danışmanlık görevlendirmeleri...

Bugün bunların tamamı kamuoyunun cevap beklediği sorular arasında.

Hiç kimse peşinen suçlanamaz.

Ancak kamu adına şu soruyu sormak da gazeteciliğin görevidir:

Bu süreçlerin tamamı gerçekten şeffaf ve mevzuata uygun şekilde mi yürütüldü?

Eğer öyleyse, bugün neden bu kadar çok soru işareti var?

Bu dolandırıcılık olayının belki de en çarpıcı yönü Mağdur profili...

Bu kez dolandırıldığını iddia edenler, finans dünyasını hiç bilmeyen vatandaşlar değil.

Profesörler...

Uzman doktorlar...

Akademisyenler...

Bu tablo da bize şu gerçeği gösteriyor.

Dolandırıcılık artık sadece ekonomik bilgi eksikliğini hedef almıyor.

Kurumsal itibarı, mesleki dayanışmayı ve insani güveni kullanıyor.

Ve ne yazık ki güven istismar edildiğinde, mağdurun unvanı hiçbir şeyi değiştirmiyor.

Akdeniz Üniversitesi Rektörlüğü, yaptığı açıklamada olayın kurumsal değil, kişiler arasındaki bireysel ilişkilerden kaynaklandığını vurguladı.

Kuşkusuz hukuki sorumluluk kişiseldir.

Ancak kamu kurumlarının sorumluluğu, yalnızca suç işleyen kişiyi adalete teslim etmek değildir.

Benzer olayların yeniden yaşanmaması için denetim mekanizmalarını güçlendirmek, idari süreçleri şeffaflaştırmak ve kamuoyunun zihnindeki soru işaretlerini gidermek de kurumsal sorumluluğun ayrılmaz bir parçasıdır.

Soruşturmanın bir diğer dikkat çekici iddiası ise şüphelinin, şikâyetlerin ardından yurt dışına çıktığı yönünde.

Tabi ki bu iddia yargı sürecinde netlik kazanacaktır.

Ancak dosya şimdiden başka bir gerçeği gözler önüne seriyor.

Bir kurumun itibarı, yalnızca bilimsel başarılarıyla değil; krizleri nasıl yönettiğiyle de ölçülür.

Bugün cevap bekleyen soru yalnızca "225 milyon lira nereye gittiği?" değil. Bu güven nasıl kuruldu?

Bu güven ilişkisi yıllarca nasıl kuruldu?

Kimler fark etmedi, kimler sorgulamadı, kimler sessiz kaldı?

Yargı, suç varsa cezasını verecektir.

Ama bu olaydan çıkarılacak en büyük ders mahkeme kararlarında değil, kamu kurumlarının aynaya bakmasında saklıdır.

Çünkü bazen en büyük vurgun, banka hesaplarından değil...

"Toplumun kamu kurumlarına duyduğu güvenden yapılır" diye düşünüyorum.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.