Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Onlar bizim çocuklarımız

Yazının Giriş Tarihi: 17.06.2022 14:15
Yazının Güncellenme Tarihi: 17.06.2022 02:15

2021-2022 eğitim ve öğretim yılında karnelerini alarak evlerine koşan çocuklarımızı karşılamaya hazır olduk mu?

Kapıdan girer girmez zaten çalışmadın ki aldığın notlardan ne bekliyordun sözlerini sakın çocuklarımıza söylemeyin.

Onlar bizim geleceğimiz bir kaç gün sonrada sınavları var onlar bu sınavları başaracaklardır. Çünkü bu ülkenin geleceği onlardır.

Lakin her insanın bir ışığı var ama, çocuklarımızdan yayılan ışık daha güçlüdür.

Eğitimci olduğum için olaylara eğitimci gözüyle baktığımda sokaklarda trafik ışıklarında araçların  önünü kesen ve bir lokma ekmek için dilenen çocuklardan gelecekte ne bekleyebiriz ki? Oysa ki bu çocukların geleceğe iyi bakabilmesi için sağlıklı bir ortama ihtiyaçları vardır.

Bu nedenle sınava giren çocuklarımızın üniversiteleri okuduktan sonra ülkelerine başarılı birer birey fert olarak hizmet vermeleri için onlara iş imkanları hazırlamamız gerekmez mi?

Yoksulluk çocuk üzerinde görülen en büyük beslenme yetersizliğidir. Sağlıklı beslenemeyen çocuk ilerleyen yaşlarında sağlıklı karar verme yetkisinden uzak kalır.

Oysaki, Anayasamızdaki sosyal devlet nerededir? Besleyebileceğin kadar çocuk ve sağlıklı nesil ülkelerin kaderleri olmalıdır.

Annelerin eğitimsizliği, babanın işsizliği yeşeren neslin felaketi olmaktadır. Küresel işsizliğin hızla yayıldığı bir dünyada gençlerimize ne yazık ki iş imkanı sağlayamıyoruz. Bizim çocuklarımız sınava girdiği halde dışarıda kalmaları bizleri düşündürmüyor mu?

Yoksulluğun sonu açlıktır. açlık vücuttaki organların yok olmasını sağlayan en büyük etkendir.

Yoksulluk şiddetin en kötü şeklidir. Açlık hastalık getirir,insanlarda öz güvensizlik yaratır, şiddet yaratır.

Çünkü yoksul beden ezikliktir. Bizler dünyada birlik,beraberlik huzur ve sağlıklı yaşamı bir türlü sağlayamadık ki bunlara yapacak çözümleri arayalım.

Çalışma ofisimize bakın çalışanlara gelen yemeklerin ve ekmeklerin yüzde 50'si israf edilmekte ve çöpe gitmektedir. Oysaki onlara muhtaç ne kadar insan ve hatta sokaklarda yaşayan hayvanların olduğunu düşünmek lazım.

Osmanlı İmparatorluğu'nun en güzel örneklerinden birisi de vakıflardır.

Örnek olarak düşünelim çeşitli şehirlerimiz de aş evleri yaptırmışlar camilerin yanına imaretler açmışlar bölgede yaşayan yoksul aileler varsa çocuklarının karnını doyurmaları sağlansın diye.

Bakın ithalat yaptığımız komşularımızla  aramızda bir kriz çıktı mı, bizim üreticimizin malları ellerinde kalır! Aslında komşularımızda yaşayan halklarla bir sorunumuzun olduğu söylenemez, halkıda onu yönetenin yanlış kararları sonrası orda ki halkın da açlıkla karşı karşıya kalması gerçeği vardır. Bizde de madalyonun yüzü farklı olmadı mı, halk ucuz sebze yeriz düşüncesini beklerken rant geliri elde etmek isteyen kişiler yüzünde halk pahalı sebzeleri tüketmek mecburiyetinde kalmadı mı?

Balık çok çıktığı zaman fiyatlar düşmesin diye balığın büyük bir kısmını denize dökmedik mi? Ama tüketiciyi koruyan yasalar uygulansa  otokontrol mekanizması çalışsa halkın yararına kararlar kontrol edilse fakir fukara daha rahat bir nefes almayacak mı diye sorarım kendi kendime?

Hadi hayırlısı... Evinde sıcak çorbası olmayan insanlara sabır diliyorum.

Saygılarımla

Yükleniyor..