Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Atatürk Sakarya'da

Yazının Giriş Tarihi: 29.08.2021 15:48

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, başkumandan olduktan sonra, hazırlıkları tatamlamak üzere birkaç gün Ankara’da çalıştı. İşlerin uyumlu yürümesi için gerekli çalışmaları yaptı. Vekâletler arasında koordinasyonu sağladı. Başkumandanlık karargâhını kurdu. Ordunun insan ve taşıt araçları bakımından kuvvetinin arttırılması, giyecek ve yiyeceğinin sağlanması ve düzenlenmesi ile ilgili önlemleri almak ve hazırlıkları yapmakla uğraştı. 7-8 Ağustos’ta Tekalifi Milliye emirlerini  yayınlayarak memleket kaynaklarından ordunun yararlanmasını sağladı.

Bu işleri düzenledikten sonra mevzileri dolaşmak ve hazırlıkları yerinde görmek için cepheye gitti (12 Ağustos 1921). Türk ordusunun yerleştiği cephede, ne şekilde ve nerelerde karşı koyacağını ve muhtemel muharebe sahalarını yerinde incelemek için Ankara güneyinde ve Sakarya civarında bir gezi yaptı. Zihninde, muhtemel Yunan taaruzunun  ana hatlarını, düşmanı nerede ve nasıl durdurabileceğini canlandırdı. Stratejik öneme sahip gördüğü bir tepe üzerinde düşmana karşı uygulamayı düşündüğü planı tasarladığı sırada, sevinç telaşıyla atına binerken düştü.

Yerde bulunan irice bir taşa çarptığı için birkaç kaburga kemiği kırılmıştı. Ankara’ya dönerek muayene oldu. Doktorlar, sağlığı açısından mutlaka yatması ve dinlenmesini söyledilerse de hayatını riske atarak yirmi dört saat sonra tekrar savaş alanına geri döndü . Ayakta durmakta zorluk çektiği için Ankara’dan bir trenden sökülerek getirilen bir koltukta savaşı yönetti.

Her bakımdan üstün olmalarına rağmen düşman saflarında moral çöküntü her gün biraz daha artarken Türk ordusu bir ölüm kalım savaşına hazırlanıyor ve savaşı kazanmaya kararlı gözüküyordu. Düşman ordusu insan ve silah sayısı bakımından Türk ordusuna göre üç katı bir üstünlüğe sahip olduğu halde başkomutanından erine kadar herkes bu savaşı mutlaka kazanacaklarına dair kendilerinden o kadar emindiler ki Hareket üslerinden bu kadar uzaklaşan ve bu kadar açıklarda Türk ordusu gibi çetin bir rakip ile karşılaşacak olan Yunan ordusunun başarısından Anadolu Ordusu Başkumandanlığı’nın bile tereddütleri vardı. Uzayacak bir savaşta, Bursa ve İzmir’den yola çıkarak 400-600 km’lik yolu aşıp ikmal yapmaları çok zordu.Fakat burada unutulan bir şey vardı ordunun başında yüksek askeri dehaya sahip bir komutan olan ATATÜRK ve ona inanmış orduları vardı.

Mustafa Kemal Atatürk kırık kaburgalarıyla tam hareket edemese bile emir komuta zinciri hiç bir aksaklık vermeden ilerlemiş bu savaş kazanılmıştı.Oartık bir milletin kaybolmuş gitmiş makus talihini değiştirmiş batılı ülkelerin tarih boyunca uyguladıkları haçlı zihniyetini yok etmişti.

Bunun üzerine Sakarya Meydan muharebesinin kazanılmasının tüm yurtta sevinçleri sürerken  14-15 Eylül gecesi, Garp Cephesi Komutanı İsmet Paşa ve Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa’nın, milletvekili sıfatıyla, Meclis Başkanlığı’na telgrafla gönderdikleri önergede, zaferin kazanılmasındaki rolünden dolayı Mustafa Kemal Paşa’ya Maraşallik rütbesi ile Gazilik unvanının verilmesi teklif ettiler.Bu teklif Gazi meclisten oy birliği ile kabul edilerek Atatürk'e bu ünvanın verilmesi uygun görülerek,ona yaptıklarından dolayı Türk milletinin onu ne kadar sevdiklerini gösterdiler.

Türk toplumunda şehitlikten sonra gelen en yüce unvan ve mertebeden biriside Gazilik ünvanıdır. Düşmanla yapılan savaştan yaralı veya yara almadan zafer kazanmış olarak dönenlere gazi denilir. Mustafa Kemal Paşa’ya gazi unvanının verilmesi sebebi, Sakarya Meydan Muharebesi’ni kazanan komutan olmasından kaynaklanmıştır.

Bu savaşta vatanı için savaşarak ölen şehitlerimize ve Gazilerimize Allah'tan rahmet diliyoruz.

Bu vatan sizleri hiç unutmayacaktır.

Yükleniyor..