Önce askıda ekmekle tanıdık onu. Birinin ödediği, hiç tanımadığı birinin aldığı ekmek…
Aynı sofrada buluşmayan insanları gönülde buluşturan güzel bir dayanışma.
Sonra askıda giysi, askıda yemek geldi. Bir lokma ekmek, bir parça giysi, bazen de bir insanın yüzündeki tebessüm…
Anladık ki iyilik, paylaşıldıkça çoğalıyor.
Peki, başka neler var askıda?
Projeler… Fikirler… Hayata geçirilmeyi bekleyen güzel niyetler… Ve değerlendirilmeyi bekleyen tecrübeler…
Yıllarca sorumluluk üstlenmiş, birikim edinmiş, emeğiyle değer üretmiş insanlar…
Onların tecrübesi doğru yerde değerlendirildiğinde yeni kapılar açabilir, yeni nesillere yol gösterebilir.
Bir insanı dinlemek, bir fikre fırsat vermek, bir projenin önünü açmak…
Bazen büyük değişimler, böyle küçük görünen adımlarla başlar.
Çünkü mesele yalnızca göreve insan bulmak değil; insandaki değeri fark etmek ve onu doğru yerde değerlendirebilmektir.
Bu anlayış belediyelerden üniversitelere, sanayiden sivil topluma kadar her alanda geçerlidir.
Bir şehir düşünün…
İş bekleyen gençler, desteğe ihtiyaç duyan girişimciler, çözüm bekleyen mahalleler…
Bir yanda hayata geçirilmeyi bekleyen projeler, diğer yanda o projeleri gerçekleştirebilecek insanlar.
Belki de ihtiyaç duyduğumuz şey her zaman yeni kaynaklar yaratmak değil; mevcut imkânları, doğru insanlarla buluşturabilmektir.
Bir gencin yolunu açmak, bir girişimcinin fikrine kulak vermek, bir uzmanın yıllar içinde kazandığı deneyimden yararlanmak…
Bunlar yalnızca bir insanın hayatını değil, bir şehrin geleceğini de değiştirebilir.
Öyleyse soralım kendimize:
Biz neleri askıya aldık?
Daha önemlisi, hangilerini bugün hayata geçirebiliriz?
Askıda ekmek, dayanışmadır. Askıda fikir, henüz değerlendirilmemiş bir fırsattır. Askıda kalan tecrübe ise topluma yeniden kazandırılmayı bekleyen bir değerdir.
Dileğimiz; ekmeğin paylaşıldığı, fikirlerin dinlendiği, tecrübenin değerlendirildiği ve gençlerin önünün açıldığı bir Türkiye…
Çünkü bir ülkenin geleceğini yalnızca sahip olduğu imkânlar değil, o imkânları insanının yararına ne kadar iyi değerlendirdiği belirler.
Ekmeği askıya koyabiliriz.
Ama umudu, insanın değerini ve bir şehrin geleceğini asla askıda bırakamayız.
İyiliği paylaşalım. Fırsatları çoğaltalım. İnsanın birikimine değer verelim.
Unutmayalım; bazen bir şehri ileriye taşıyan şey, yeni bir bina ya da büyük bir yatırım değil, doğru insan için açılan bir kapıdır.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Necmi Cemal
ASKIDA…
Ne çok kullanılır oldu şu “askıda” sözcüğü…
Önce askıda ekmekle tanıdık onu. Birinin ödediği, hiç tanımadığı birinin aldığı ekmek…
Aynı sofrada buluşmayan insanları gönülde buluşturan güzel bir dayanışma.
Sonra askıda giysi, askıda yemek geldi. Bir lokma ekmek, bir parça giysi, bazen de bir insanın yüzündeki tebessüm…
Anladık ki iyilik, paylaşıldıkça çoğalıyor.
Peki, başka neler var askıda?
Projeler… Fikirler… Hayata geçirilmeyi bekleyen güzel niyetler… Ve değerlendirilmeyi bekleyen tecrübeler…
Yıllarca sorumluluk üstlenmiş, birikim edinmiş, emeğiyle değer üretmiş insanlar…
Onların tecrübesi doğru yerde değerlendirildiğinde yeni kapılar açabilir, yeni nesillere yol gösterebilir.
Bir insanı dinlemek, bir fikre fırsat vermek, bir projenin önünü açmak…
Bazen büyük değişimler, böyle küçük görünen adımlarla başlar.
Çünkü mesele yalnızca göreve insan bulmak değil; insandaki değeri fark etmek ve onu doğru yerde değerlendirebilmektir.
Bu anlayış belediyelerden üniversitelere, sanayiden sivil topluma kadar her alanda geçerlidir.
Bir şehir düşünün…
İş bekleyen gençler, desteğe ihtiyaç duyan girişimciler, çözüm bekleyen mahalleler…
Bir yanda hayata geçirilmeyi bekleyen projeler, diğer yanda o projeleri gerçekleştirebilecek insanlar.
Belki de ihtiyaç duyduğumuz şey her zaman yeni kaynaklar yaratmak değil; mevcut imkânları, doğru insanlarla buluşturabilmektir.
Bir gencin yolunu açmak, bir girişimcinin fikrine kulak vermek, bir uzmanın yıllar içinde kazandığı deneyimden yararlanmak…
Bunlar yalnızca bir insanın hayatını değil, bir şehrin geleceğini de değiştirebilir.
Öyleyse soralım kendimize:
Biz neleri askıya aldık?
Daha önemlisi, hangilerini bugün hayata geçirebiliriz?
Askıda ekmek, dayanışmadır. Askıda fikir, henüz değerlendirilmemiş bir fırsattır. Askıda kalan tecrübe ise topluma yeniden kazandırılmayı bekleyen bir değerdir.
Dileğimiz; ekmeğin paylaşıldığı, fikirlerin dinlendiği, tecrübenin değerlendirildiği ve gençlerin önünün açıldığı bir Türkiye…
Çünkü bir ülkenin geleceğini yalnızca sahip olduğu imkânlar değil, o imkânları insanının yararına ne kadar iyi değerlendirdiği belirler.
Ekmeği askıya koyabiliriz.
Ama umudu, insanın değerini ve bir şehrin geleceğini asla askıda bırakamayız.
İyiliği paylaşalım. Fırsatları çoğaltalım. İnsanın birikimine değer verelim.
Unutmayalım; bazen bir şehri ileriye taşıyan şey, yeni bir bina ya da büyük bir yatırım değil, doğru insan için açılan bir kapıdır.
Geç kalmadık. Tam zamanında geldik.
DERDİMİZ TÜRKİYE.
YAZARLARIMIZ Tüm Yazarlarımız
Akıl bilmek, kalp anlamak, sorumluluk harekete geçmektir. Bazen bir kelime öğrenirsiniz; yalnızca sözlüğünüz değil, hayata bakışınız da değişir. Bu kez karşıma daha önce bilmediğim bir kelime çıktı: TEELLÜH. Şehâbeddin es-Sühreverdî’nin İşrâk felsefesinde hakikate ulaşmanın iki yolu vardır: Bahs,