Akıl bilmek, kalp anlamak, sorumluluk harekete geçmektir.
Bazen bir kelime öğrenirsiniz; yalnızca sözlüğünüz değil, hayata bakışınız da değişir.
Bu kez karşıma daha önce bilmediğim bir kelime çıktı: TEELLÜH.
Şehâbeddin es-Sühreverdî’nin İşrâk felsefesinde hakikate ulaşmanın iki yolu vardır: Bahs, akıl yürütmek ve araştırmak; teellüh ise kulluk, manevi tecrübe ve ahlaki arınmayla derinleşmek…
Sühreverdî’nin düşüncesinde bu iki yolun buluşması önemlidir.
Bilgi sahibi olmakla bilge olmak aynı şey değildir. Bilgi insana imkân sunar; o imkânı ne için ve kimin yararına kullandığı ise insanın karakterini gösterir.
Fatih Sultan Mehmet’i yalnızca fethettiği şehirlerle değil, yaşadığı dönemin düşünce ve kültür dünyasıyla kurduğu bağlarla da hatırlamak gerekir.
Akademik kaynaklarda, Hikmetü’l-İşrâk’ı da içeren bir yazmanın Aralık 1460’ta Sultan II. Mehmed’in hazinesi adına çoğaltıldığı belirtiliyor. Bu kayıt, İşrâk düşüncesinin Fatih dönemindeki saray kitap kültürüyle ilişkisine ışık tutuyor.
Ve şimdi Ankara’ya gidiyorum.
ANKARA…
Kimi için umut, kimi için beklenti, kimi için çözüm bekleyen bir meselenin adresi.
Bir gencin iş görüşmesine giderken giydiği tek takım elbise…
Üretimini sürdürmek için finansman arayan bir sanayici…
Mahallesine yeni bir hizmet kazandırmak isteyen bir belediye…
Çocuklarının geleceğini düşünen bir aile…
Farklı hayatlar, farklı beklentiler; ortak bir gelecek arayışı.
Ankara’yı anlamak, Türkiye’nin dört bir yanından yükselen sesleri duyabilmektir.
Hatay’da doğdum, 1981’den bu yana Kocaeli’nde yaşıyorum. Üniversiteden sanayiye, belediyelerden meslektaşlara uzanan yıllar içinde binlerce insanla tanıştım.
Gördüm ki her insanın keşfedilmeyi bekleyen bir yeteneği, her şehrin harekete geçirilmeyi bekleyen bir potansiyeli, her kurumun paylaşabileceği bir birikimi var.
Bir gencin geleceğini değiştirecek fırsat, bazen doğru insanla tanışmasında saklıdır.
Bir işletmenin aradığı çözüm, başka bir kurumun tecrübesinde bulunabilir.
Bir şehrin ihtiyacı, başka bir şehrin birikimiyle karşılanabilir.
Yeni bir fırsat yaratmak, çoğu zaman yeni bir şey üretmek değil; mevcut imkânları doğru insanlarla buluşturmaktır.
Benim yıllardır sürdürdüğüm anlayışın özeti de budur:
İSTEK GELMEDEN FIRSAT YARATMAK.
Teellühün bana düşündürdüğüyle bu anlayışın kesiştiği yer, insanı yalnızca tanımak değil; taşıdığı potansiyeli görmek ve onu toplumsal faydaya dönüştürebilmektir.
Akıl çözümü arar.
Kalp ihtiyacı anlar.
Sorumluluk, ikisini faydaya dönüştürür.
Türkiye’nin farklı şehirlerinde biriken bilgi, tecrübe ve yetenekleri ortak amaçlar etrafında buluşturabilirsek yeni kapılar açabiliriz. Bunun için insanları yalnızca unvanlarıyla değerlendirmemeli; fikirlerine, emeklerine ve yapabileceklerine fırsat vermeliyiz.
Çünkü bir şehrin ihtiyacı olan çözüm, bazen hiç tanımadığı bir insanın bilgisinde saklıdır. Yıllardır aranan fırsat, birbirinden habersiz iki insanın aynı masada buluşmasıyla doğabilir.
Ankara’ya giderken aklımda artık yalnızca yeni bir kelime yok.
İnsanları, fikirleri ve imkânları buluşturarak ülkemiz için yeni değerler üretme düşüncesi var.
Dönüşte hangi fikirlerin doğacağını zaman gösterecek. Ama şuna inanıyorum: Bir yolculuğun değeri, yalnızca bizi nereye götürdüğüyle değil, kaç kişiye yeni bir yol açtığıyla ölçülür.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Necmi Cemal
ANKARA’YA GİDERKEN ÖĞRENDİĞİM BİR KELİME: TEELLÜH
Akıl bilmek, kalp anlamak, sorumluluk harekete geçmektir.
Bazen bir kelime öğrenirsiniz; yalnızca sözlüğünüz değil, hayata bakışınız da değişir.
Bu kez karşıma daha önce bilmediğim bir kelime çıktı: TEELLÜH.
Şehâbeddin es-Sühreverdî’nin İşrâk felsefesinde hakikate ulaşmanın iki yolu vardır: Bahs, akıl yürütmek ve araştırmak; teellüh ise kulluk, manevi tecrübe ve ahlaki arınmayla derinleşmek…
Sühreverdî’nin düşüncesinde bu iki yolun buluşması önemlidir.
Beni düşündüren soru şu oldu:
Aklımızla öğrendiklerimizi, kalbimizle anlayabiliyor muyuz?
Bilgi sahibi olmakla bilge olmak aynı şey değildir. Bilgi insana imkân sunar; o imkânı ne için ve kimin yararına kullandığı ise insanın karakterini gösterir.
Fatih Sultan Mehmet’i yalnızca fethettiği şehirlerle değil, yaşadığı dönemin düşünce ve kültür dünyasıyla kurduğu bağlarla da hatırlamak gerekir.
Akademik kaynaklarda, Hikmetü’l-İşrâk’ı da içeren bir yazmanın Aralık 1460’ta Sultan II. Mehmed’in hazinesi adına çoğaltıldığı belirtiliyor. Bu kayıt, İşrâk düşüncesinin Fatih dönemindeki saray kitap kültürüyle ilişkisine ışık tutuyor.
Ve şimdi Ankara’ya gidiyorum.
ANKARA…
Kimi için umut, kimi için beklenti, kimi için çözüm bekleyen bir meselenin adresi.
Bir gencin iş görüşmesine giderken giydiği tek takım elbise…
Üretimini sürdürmek için finansman arayan bir sanayici…
Mahallesine yeni bir hizmet kazandırmak isteyen bir belediye…
Çocuklarının geleceğini düşünen bir aile…
Farklı hayatlar, farklı beklentiler; ortak bir gelecek arayışı.
Ankara’yı anlamak, Türkiye’nin dört bir yanından yükselen sesleri duyabilmektir.
Hatay’da doğdum, 1981’den bu yana Kocaeli’nde yaşıyorum. Üniversiteden sanayiye, belediyelerden meslektaşlara uzanan yıllar içinde binlerce insanla tanıştım.
Gördüm ki her insanın keşfedilmeyi bekleyen bir yeteneği, her şehrin harekete geçirilmeyi bekleyen bir potansiyeli, her kurumun paylaşabileceği bir birikimi var.
Bir gencin geleceğini değiştirecek fırsat, bazen doğru insanla tanışmasında saklıdır.
Bir işletmenin aradığı çözüm, başka bir kurumun tecrübesinde bulunabilir.
Bir şehrin ihtiyacı, başka bir şehrin birikimiyle karşılanabilir.
Yeni bir fırsat yaratmak, çoğu zaman yeni bir şey üretmek değil; mevcut imkânları doğru insanlarla buluşturmaktır.
Benim yıllardır sürdürdüğüm anlayışın özeti de budur:
İSTEK GELMEDEN FIRSAT YARATMAK.
Teellühün bana düşündürdüğüyle bu anlayışın kesiştiği yer, insanı yalnızca tanımak değil; taşıdığı potansiyeli görmek ve onu toplumsal faydaya dönüştürebilmektir.
Akıl çözümü arar.
Kalp ihtiyacı anlar.
Sorumluluk, ikisini faydaya dönüştürür.
Türkiye’nin farklı şehirlerinde biriken bilgi, tecrübe ve yetenekleri ortak amaçlar etrafında buluşturabilirsek yeni kapılar açabiliriz. Bunun için insanları yalnızca unvanlarıyla değerlendirmemeli; fikirlerine, emeklerine ve yapabileceklerine fırsat vermeliyiz.
Çünkü bir şehrin ihtiyacı olan çözüm, bazen hiç tanımadığı bir insanın bilgisinde saklıdır. Yıllardır aranan fırsat, birbirinden habersiz iki insanın aynı masada buluşmasıyla doğabilir.
Ankara’ya giderken aklımda artık yalnızca yeni bir kelime yok.
İnsanları, fikirleri ve imkânları buluşturarak ülkemiz için yeni değerler üretme düşüncesi var.
Dönüşte hangi fikirlerin doğacağını zaman gösterecek. Ama şuna inanıyorum: Bir yolculuğun değeri, yalnızca bizi nereye götürdüğüyle değil, kaç kişiye yeni bir yol açtığıyla ölçülür.
Akılla anlayalım.
Kalple hissedelim.
Sorumlulukla harekete geçelim.
BAŞKA TÜRKİYE YOK.
DERDİMİZ TÜRKİYE.
YAZARLARIMIZ Tüm Yazarlarımız
Akıl bilmek, kalp anlamak, sorumluluk harekete geçmektir. Bazen bir kelime öğrenirsiniz; yalnızca sözlüğünüz değil, hayata bakışınız da değişir. Bu kez karşıma daha önce bilmediğim bir kelime çıktı: TEELLÜH. Şehâbeddin es-Sühreverdî’nin İşrâk felsefesinde hakikate ulaşmanın iki yolu vardır: Bahs,