Hava Durumu

AHH ŞU ESKİLER... NASIL DA ÖZLENİRLER

Yazının Giriş Tarihi: 09.05.2026 11:48
Yazının Güncellenme Tarihi: 09.05.2026 11:50

İnsan büyüdükçe anlıyor…

Bazı hatıralar eskimiyor.

Bazı insanlar unutulmuyor.

Ve bazı sevgiler, yıllar geçse bile insanın içinden hiç çıkmıyor…

Bayram sabahları ninemin yanına giderdim.

Elini öptüğüm an yüzünde tarifsiz bir huzur belirirdi.

Sonra kimse fark etmesin ister gibi hafifçe doğrulur, uzun giysisinin sağ cebine elini uzatırdı.

Özenle mendile sarılmış birkaç kuru üzüm tanesini avucuma bırakırdı.

“Ye evladım…

Bu seni güçlü yapar…” derdi.

Ben çocuk aklımla onları sadece kuru üzüm sanırdım…

Oysa bugün anlıyorum;

o avucun içine yalnızca yiyecek koymazmış…

Sevgi koyarmış…

Merhamet koyarmış…

Dua koyarmış…

İnsanı hayata karşı dimdik tutacak görünmez bir vicdan bırakırmış…

Ahh şu eskiler…

Az konuşurlardı…

Ama bir ömür yetecek kadar derin cümleler bırakırlardı insana.

Az şeye sahip olurlardı…

Ama gönülleri bugünün en büyük evlerinden bile daha genişti.

Evleri küçüktü belki…

Fakat içindeki muhabbet, koca bir dünyayı ısıtmaya yeterdi.

Şimdi zaman hızlandı…

Evler büyüdü…

Eşyalar çoğaldı…

Ama galiba kalpler biraz yoruldu.

Eskiden büyükler evin başköşesiydi.

Şimdi ise çoğu zaman yalnız odaların sessiz misafirleri oldular.

Oysa bir toplumun gerçek zenginliği; yaşlılarına nasıl davrandığında gizlidir.

Çünkü yaşlı dediğimiz insanlar sadece geçmiş değildir…

Onlar, bir milletin hafızasıdır.

Bir ninenin anlattığı hatıra; bazen yıllarca okunmuş kitaplardan daha fazla iz bırakır insanda.

Bir dedenin duası; bazen en güçlü motivasyondan daha derin gelir kalbe.

Bugün çocuklarımız teknolojiyle büyüyor…

Ama birçok çocuk artık bir ninenin dizinde uyumuyor.

Bir dedenin sessizliğinde hayatı öğrenmiyor.

Belki de modern çağın en büyük yoksulluğu burada başladı…

Çünkü bazı değerler internetten öğrenilmez.

Bazı duyguların uygulaması yoktur.

Vicdan…

Sabır…

Vefa…

Bunlar biraz da büyüklerin gölgesinde filizlenir.

İşte bu yüzden geleceği inşa ederken sadece yolları, binaları ve projeleri konuşmak yetmez.

İnsanı insan yapan bağları da korumamız gerekir.

Gerçek sosyal belediyecilik; sadece beton üretmek değildir.

Nesilleri birbirinden koparmadan yaşatabilmektir.

Öyle mahalleler kurabilmeliyiz ki;

çocuk sesleriyle büyüklerin duası aynı sokakta yankılansın…

Öyle şehirler inşa edebilmeliyiz ki;

hiçbir yaşlı kendini unutulmuş hissetmesin…

Çünkü güçlü toplumlar; yaşlılarını yük olarak gören değil, onları baş tacı eden toplumlardır.

Bugün hâlâ kuru üzüm görünce içim titriyorsa…

Sebebi sadece bir çocukluk hatırası değildir.

Bir mendilin içine saklanmış sevginin hâlâ yaşıyor olmasıdır…

Ve insan yıllar sonra şunu çok iyi anlıyor:

Bazı insanlar ölmez…

Bir bayram sabahında yaşarlar…

Bir torunun hatırasında yaşarlar…

Bir duanın içinde yaşamaya devam ederler…

Ve belki de insanın gerçek memleketi; çocukken sevildiği yerdir…

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.