Hava Durumu

“Neden 10 yıldır şikayetçi olmadınız?” sorusu duruşmanın yönünü değiştirdi

Yazının Giriş Tarihi: 06.05.2026 13:24
Yazının Güncellenme Tarihi: 06.05.2026 13:24

Muhittin Böcek’in “Neden 10 yıldır şikayetçi olmadınız?” sorusu, Antalya’daki rüşvet ve yolsuzluk davasında tartışmayı hukuk zemininden çıkarıp siyasal bir hesaplaşmaya taşıdı.

Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik “rüşvet” ve “yolsuzluk” soruşturmasının ikinci duruşması, aslında bir hukuk dosyasından çok daha fazlasına dönüştü: Türkiye’de adaletin ne zaman konuşulduğu meselesine.

Duruşma salonunda iş insanları tek tek konuştu.

Her biri kendi açısından mağduriyet anlattı, süreçlerin uzadığını söyledi, bazıları açıkça “bedelsiz daire talebi” gibi ağır iddialar ortaya koydu. Dosyanın içine girildikçe tablo büyüyor; ruhsat süreçleri, iskan bekleyişleri, belediye koridorlarında çözülemeyen işler…

Ama bütün bu anlatıların üzerine asıl damgayı vuran cümle başka yerden geldi.

“Madem mağdursunuz, neden 10 yıldır şikayetçi olmadınız?”

Bu soru, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek tarafından yöneltildi. Ve aslında bu dava salonunda sadece bir sorudan ibaret değildi; Türkiye’de yıllardır bilinen ama yüksek sesle sorulamayan bir gerçeğin ifadesiydi.

Çünkü bu ülkede bazı iddialar vardır:

Ya hemen söylenir, Ya da yıllarca bekletilip zamanı geldiğinde hatırlanır.

Ticaret mi, mağduriyet mi? Çizgi nerede başlıyor?

İş insanı Mehmet Akif Kiraz ise kısa ve net bir cevap verdi:

“Biz sonuçta ticaret yapıyoruz.”

İşte tam da problem burada başlıyor.

Çünkü “ticaret yapıyoruz” cümlesi, Türkiye’de çok sık kullanılan bir kalkan haline geldi. Hem ilişki kurmanın gerekçesi, hem de sessiz kalmanın açıklaması olabiliyor.

Diğer ifadeler de aynı iklimi işaret ediyor: süreçler uzuyor, talepler gündeme geliyor, dosyalar bekliyor, sonra bir noktada “baskı” iddiaları ortaya çıkıyor.

Ama asıl soru çok basit:

Eğer ortada bir suç varsa, neden yıllar sonra hatırlanıyor?

Siyasetin en eski refleksi: soruyu tersine çevirmek

Muhittin Böcek’in sorusu aslında bir savunma refleksi değil, klasik bir siyasal stratejidir:İddianın içeriğini değil, zamanlamasını tartışmaya açmak.

Çünkü zamanlama zayıfsa, iddianın ağırlığı da tartışmaya açılır.

Ama burada da başka bir gerçek var...

Eğer sistem sağlıklıysa, hiçbir iddia 10 yıl beklemez.

Bekliyorsa, iki ihtimal vardır.

Ya korku vardır ya da çıkar dengesi bozulana kadar sessizlik tercih edilmiştir.

İkisi de aynı derecede rahatsız edicidir.

Türkiye’nin asıl suç dosyası geciken şikayetler.

Bu dava bir isimler listesinden ibaret değil artık. Bu dava, Türkiye’de çok daha büyük bir alışkanlığı açığa çıkarıyor.

Sorunlar yaşanır, konuşulmaz.

Çözülmez, bekletilir.

Sonra şartlar değişince “ifade” olur.

Ve o noktada hukuk da siyaset de aynı sorunun içine düşer.

Gerçek mi geç ortaya çıktı, yoksa gerçek mi geç kullanıldı?

Duruşma ertelendi. Dosya devam ediyor. İfadeler artacak, savunmalar sertleşecek.Ama geriye kalan asıl mesele değişmiyor.

Bir iddia doğruysa neden bekler?

Bekliyorsa neden şimdi konuşur?

Aslına bakarsanız Türkiye’de birçok davanın kaderi belki de bu sorunun cevabında gizli diye düşünüyorum.

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.