İçimizdeki karanlık; biz insanlar niçin bu kadar nefret doluyuz?
Yazının Giriş Tarihi: 12.06.2026 07:01
Yazının Güncellenme Tarihi: 12.06.2026 07:03
Psikolog, Psikolojik Danışman ve Aile Danışmanı Simge Özbek’le son zamanlarda insanlardaki şiddet duygusunu özellikle trafikte her gün yüzlerce kişinin tartışmaları hatta ölümle sonuçlanan olayları konuştuk...
“Trafikte hiç dikkatinizi çeken bir şey oldu mu? Cevabı duyuyor gibiyim... Sarı ışıkta kornaya basan bireyler, arabayı sola kırdı diye dövüşen insanlar, karşıdan karşıya geçerken birbirine nefret dolu bakışlarla bakan insanlar, birbirini tanımayanlar bile birbirinden nefret ediyorlar...
Nefretin psikolojisine biraz değinelim istiyorum. Nefret en yıkıcı ve en sürdürülebilir duygusal mekanizmalardan biridir. Nefret, sadece anlık bir öfke patlaması değil, aynı zamanda öfke, tiksinti, korku ve düşmanlık barındıran organize zihinsel bir yapıdır. Psikoloji bize net bir reçete sunar; insanın dışarıya vurduğu öfke, içeride halledemediği bir yaranın sızısıdır. Nefret aynı zamanda bir yansıtma mekanizmasıdır. İnsan zihni kendi içindeki yetersizlikleri, suçluluk duygularını, başarısızlıklarını, kabul edemediği karanlık yönlerini, yüzleşmek istemediği durumları başkasına yöneltmek ister. Ayrıca nefrette insandışılaştırma duygusu vardır. Onları birer insan olarak değil; böcek, virüs, hain veya sadece bir istatistik olarak görmeye başlar. Bu mekanizma devreye girdiğinde, kişi yaptığı acımasızlığı bir temizlik veya görev olarak rasyonalize eder.
Kişinin kendi benliğine, inançlarına veya egosuna aldığı bir darbe (başarısızlık, reddedilme, haksızlığa uğrama) içsel bir yıkım yaratır. Narsistik yapısı güçlü veya kırılgan olan bireyler, bu yaralanmanın acısıyla yüzleşmek yerine, acının sorumlusu olarak bir dış düşman belirlerler. Nefret, bu içsel acıyı dışarıya yansıtarak egoyu koruma çabasıdır.
Özetle; Nefret, bir birey için en yıkıcı, kolay, sürdürülebilir bir çaresizlik yönetimidir. Bireyin, korkularının, kaygılarının, kızgınlığının, çaresizliğinin dışavurumudur.
Nefret etmek kolaydır; asıl zor ve asıl olan, bu kadar öfke dolu dünyada inatla anlayışı, sevgiyi ve empatiyi seçmektir.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Mehmet UZEL
İçimizdeki karanlık; biz insanlar niçin bu kadar nefret doluyuz?
Psikolog, Psikolojik Danışman ve Aile Danışmanı Simge Özbek’le son zamanlarda insanlardaki şiddet duygusunu özellikle trafikte her gün yüzlerce kişinin tartışmaları hatta ölümle sonuçlanan olayları konuştuk...
“Trafikte hiç dikkatinizi çeken bir şey oldu mu? Cevabı duyuyor gibiyim... Sarı ışıkta kornaya basan bireyler, arabayı sola kırdı diye dövüşen insanlar, karşıdan karşıya geçerken birbirine nefret dolu bakışlarla bakan insanlar, birbirini tanımayanlar bile birbirinden nefret ediyorlar...
Nefretin psikolojisine biraz değinelim istiyorum. Nefret en yıkıcı ve en sürdürülebilir duygusal mekanizmalardan biridir. Nefret, sadece anlık bir öfke patlaması değil, aynı zamanda öfke, tiksinti, korku ve düşmanlık barındıran organize zihinsel bir yapıdır. Psikoloji bize net bir reçete sunar; insanın dışarıya vurduğu öfke, içeride halledemediği bir yaranın sızısıdır. Nefret aynı zamanda bir yansıtma mekanizmasıdır. İnsan zihni kendi içindeki yetersizlikleri, suçluluk duygularını, başarısızlıklarını, kabul edemediği karanlık yönlerini, yüzleşmek istemediği durumları başkasına yöneltmek ister. Ayrıca nefrette insandışılaştırma duygusu vardır. Onları birer insan olarak değil; böcek, virüs, hain veya sadece bir istatistik olarak görmeye başlar. Bu mekanizma devreye girdiğinde, kişi yaptığı acımasızlığı bir temizlik veya görev olarak rasyonalize eder.
Kişinin kendi benliğine, inançlarına veya egosuna aldığı bir darbe (başarısızlık, reddedilme, haksızlığa uğrama) içsel bir yıkım yaratır. Narsistik yapısı güçlü veya kırılgan olan bireyler, bu yaralanmanın acısıyla yüzleşmek yerine, acının sorumlusu olarak bir dış düşman belirlerler. Nefret, bu içsel acıyı dışarıya yansıtarak egoyu koruma çabasıdır.
Özetle; Nefret, bir birey için en yıkıcı, kolay, sürdürülebilir bir çaresizlik yönetimidir. Bireyin, korkularının, kaygılarının, kızgınlığının, çaresizliğinin dışavurumudur.
Nefret etmek kolaydır; asıl zor ve asıl olan, bu kadar öfke dolu dünyada inatla anlayışı, sevgiyi ve empatiyi seçmektir.
Sevgiyle, empatiyle kalabilmemiz dileğiyle...
YAZARLARIMIZ Tüm Yazarlarımız
Dünya tarihine baktığımızda güçlü devletlerin her zaman çeşitli tehditlerle karşı karşıya kaldığını görürüz. Kimi zaman savaşlarla, kimi zaman ekonomik baskılarla, kimi zaman da içeriden yürütülen algı operasyonlarıyla ülkelerin gücü kırılmaya çalışılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti de bulunduğu stratej