Makamından dolayı her zaman beğeni tuşlarıyla yol alacağını sananlar, rüzgârın gücüyle sarhoş olanlar bilmez ki; bazen tek bir ENTER tuşu insanın feleğini şaşırtmaya yeter.
Hayatın ironisi tam da burada gizlidir: Dün alkışlarla yürüyenler, bugün sessizliğin içinde sınanır.
Bugün sosyal medyanın parıltılı sahnesinde, makamın gölgesine sığınan kimi insanlar kendilerini dokunulmaz sanıyor. Oysa beğeni tuşu, rüzgârın yönü kadar değişkendir. Dün “vezir” yapan kalabalık, yarın aynı hızla “rezil” edebilir. Çünkü kalabalığın hafızası kısa, sabrı az, beklentisi ise sonsuzdur.
Bir tuş darbesiyle değişen gündemler, bir satırla sarsılan imajlar…
ENTER tuşu artık yalnızca dijital bir komut değil; hayatın kırılma anlarını simgeleyen görünmez bir eşiktir. İnsan, gücün sarhoşluğuna kapıldığında er ya da geç hakikatin sert duvarına çarpar.
Çünkü makam, rüzgârın gücüyle değil; karakterin ağırlığıyla ayakta kalır. Beğenilerle, manşetlerle ve propaganda alkışlarıyla beslenenler, bir gün aynı kalabalığın sessizliğinde kaybolur gider. Kalıcı olan koltuk değil, insanın bıraktığı izdir.
Sonuçta makamlar; kasılma, üstünlük taslama ya da imtiyaz alanı değildir. Onlar millete hizmet için emanet edilmiş geçici görevlerdir. Gün gelir unvanlar silinir, alkışlar diner, kalabalık dağılır. Geriye yalnızca insanın ahlakı, vicdanı ve duruşu kalır.
"Ve hayat, en sert tokadını çoğu zaman gücün sarhoşluğuna kapılıp 'ne oldum delisi' olanlara indirir.
Sevdiğim bir sözümdür: “Bir gruba tabi olmayan, kimseye minnet duymayan insan en özgür insandır.”
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Uğur GENCER
Bir ENTER’lık gerçek
Makamından dolayı her zaman beğeni tuşlarıyla yol alacağını sananlar, rüzgârın gücüyle sarhoş olanlar bilmez ki; bazen tek bir ENTER tuşu insanın feleğini şaşırtmaya yeter.
Hayatın ironisi tam da burada gizlidir: Dün alkışlarla yürüyenler, bugün sessizliğin içinde sınanır.
Bugün sosyal medyanın parıltılı sahnesinde, makamın gölgesine sığınan kimi insanlar kendilerini dokunulmaz sanıyor. Oysa beğeni tuşu, rüzgârın yönü kadar değişkendir. Dün “vezir” yapan kalabalık, yarın aynı hızla “rezil” edebilir. Çünkü kalabalığın hafızası kısa, sabrı az, beklentisi ise sonsuzdur.
Bir tuş darbesiyle değişen gündemler, bir satırla sarsılan imajlar…
ENTER tuşu artık yalnızca dijital bir komut değil; hayatın kırılma anlarını simgeleyen görünmez bir eşiktir. İnsan, gücün sarhoşluğuna kapıldığında er ya da geç hakikatin sert duvarına çarpar.
Çünkü makam, rüzgârın gücüyle değil; karakterin ağırlığıyla ayakta kalır. Beğenilerle, manşetlerle ve propaganda alkışlarıyla beslenenler, bir gün aynı kalabalığın sessizliğinde kaybolur gider. Kalıcı olan koltuk değil, insanın bıraktığı izdir.
Sonuçta makamlar; kasılma, üstünlük taslama ya da imtiyaz alanı değildir. Onlar millete hizmet için emanet edilmiş geçici görevlerdir. Gün gelir unvanlar silinir, alkışlar diner, kalabalık dağılır. Geriye yalnızca insanın ahlakı, vicdanı ve duruşu kalır.
"Ve hayat, en sert tokadını çoğu zaman gücün sarhoşluğuna kapılıp 'ne oldum delisi' olanlara indirir.
Sevdiğim bir sözümdür: “Bir gruba tabi olmayan, kimseye minnet duymayan insan en özgür insandır.”
Kalın sağlıcakla.
YAZARLARIMIZ Tüm Yazarlarımız
Bayram öncesi güzel şeyler düşünmek, moral verici sözler söylemek istiyorum. Yaşamım boyunca Kurban bayramını hep farklı görmüşümdür. Bir tuhaf gelir bu bayram bana. Kan akıtılır, binlerce, milyonlarca hayvan kesilir. Kesilirken asla bakamam. Çocuklara da baktırılmasını doğru görmem ama özellikle ba