Dünya tarihine baktığımızda güçlü devletlerin her zaman çeşitli tehditlerle karşı karşıya kaldığını görürüz.
Kimi zaman savaşlarla, kimi zaman ekonomik baskılarla, kimi zaman da içeriden yürütülen algı operasyonlarıyla ülkelerin gücü kırılmaya çalışılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti de bulunduğu stratejik konum, tarihi mirası, doğal kaynaklara yakınlığı ve bölgesel etkisi nedeniyle tarih boyunca çeşitli planların ve hesapların merkezinde yer almıştır.
Anadolu coğrafyası yalnızca bir toprak parçası değildir. Asya ile Avrupa'yı birbirine bağlayan, enerji koridorlarının kesiştiği, ticaret yollarının geçtiği ve üç kıtanın kavşağında bulunan eşsiz bir merkezdir. Bu nedenle tarih boyunca birçok medeniyet bu topraklara sahip olmak istemiş, birçok güç odağı Anadolu üzerinde hesaplar yapmıştır.
Bugün de durum farklı değildir.
Son yıllarda Türkiye'nin ekonomik, siyasi ve sosyal alanlarda attığı adımlar bazı çevreleri rahatsız etmektedir. Savunma sanayisinde elde edilen başarılar, yerli ve milli üretim hamleleri, enerji alanındaki yatırımlar ve uluslararası platformlarda sergilenen bağımsız duruş ülkemizin bölgesel ve küresel etkisini artırmaktadır. Güçlenen bir Türkiye ise bazı odakların çıkar hesaplarını bozmaktadır.
Bu nedenle ülkemiz zaman zaman ekonomik saldırılarla karşı karşıya kalmaktadır. Döviz kurlarındaki ani hareketler, piyasaları etkilemeye yönelik spekülatif girişimler ve ekonomik güveni sarsmaya yönelik propagandalar bunun örnekleri arasında gösterilebilir. Amaç, vatandaşın geleceğe olan güvenini azaltmak ve toplumsal huzursuzluk oluşturmaktır.
Bunun yanında bilgi çağında yeni bir mücadele alanı ortaya çıkmıştır. Sosyal medya ve dijital platformlar üzerinden yürütülen dezenformasyon faaliyetleri, toplumun farklı kesimlerini karşı karşıya getirmeyi hedeflemektedir. Gerçekliği teyit edilmemiş haberler, provokatif paylaşımlar ve bilinçli olarak yayılan yalan bilgiler, milletimizin birlik ve beraberlik duygusuna zarar vermeyi amaçlamaktadır.
Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı bir diğer önemli konu ise terörle mücadeledir. Yıllardır ülkemizin huzurunu bozmak isteyen terör örgütleri, farklı isimler altında faaliyet göstermekte ve çeşitli dış desteklerle ayakta tutulmaya çalışılmaktadır. Terörün amacı yalnızca can kaybına yol açmak değildir; aynı zamanda ülkenin ekonomik kaynaklarını tüketmek, yatırım ortamını bozmak ve vatandaşların güven duygusunu zedelemektir.
Ancak Türk milleti tarih boyunca karşılaştığı her zorluğu aşmasını bilmiştir. Malazgirt'ten Çanakkale'ye, Sakarya'dan Dumlupınar'a kadar birçok dönüm noktasında milletimiz birlik içinde hareket ederek tüm oyunları bozmuştur. Tarihimiz, imkânsız gibi görünen şartlarda dahi elde edilen zaferlerle doludur.
Bugün de yapılması gereken aynıdır. Farklı siyasi görüşlere, farklı düşüncelere ve farklı yaşam tarzlarına sahip olabiliriz. Ancak söz konusu vatan olduğunda, bayrak olduğunda ve milletimizin geleceği olduğunda ortak paydada buluşabilmeliyiz. Çünkü Türkiye'nin en büyük gücü ne tankıdır ne topudur ne de ekonomik kaynaklarıdır. Türkiye'nin en büyük gücü, gerektiğinde tek yürek olabilen aziz milletidir.
Özellikle genç nesillerin tarihini iyi bilmesi büyük önem taşımaktadır. Tarihini bilen toplumlar geleceğe daha sağlam adımlarla yürürler. Geçmişte yaşananları doğru analiz eden bir gençlik, ülkesine yönelik tehditleri daha iyi görebilir ve milli değerlere daha güçlü sahip çıkabilir.
Unutulmamalıdır ki güçlü devletler yalnızca dış tehditlerle mücadele etmezler. İçeride birlik ve beraberliği korumak da en az dış tehditlere karşı mücadele etmek kadar önemlidir. Kardeşlik hukukunu koruyan, birbirine saygı duyan ve ortak hedefler etrafında birleşebilen toplumlar her türlü oyunu boşa çıkarabilir.
Bugün Türkiye Cumhuriyeti, yüz yılı aşan devlet tecrübesiyle, güçlü kurumlarıyla, köklü tarihiyle ve aziz milletinin desteğiyle yoluna devam etmektedir. Elbette zorluklar olacaktır. Elbette ülkemiz üzerinde hesap yapanlar çıkacaktır. Ancak geçmişte olduğu gibi bugün de yarın da Türkiye'nin üzerine oynanan oyunları bozacak olan milli birlik, beraberlik ve ortak irade olacaktır.
Çünkü bu millet, tarih boyunca esareti kabul etmemiştir. Bu millet, her şartta devletine sahip çıkmıştır. Ve bu millet, gerektiğinde tüm farklılıklarını bir kenara bırakarak vatanı için omuz omuza mücadele etmeyi bilmiştir.
Türkiye'nin geleceği; ayrışmada değil birleşmede, umutsuzlukta değil çalışmada, karamsarlıkta değil üretimde ve dayanışmadadır. Dün olduğu gibi bugün de yarın da güçlü Türkiye yolunda yürüyüş devam edecektir.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Abdülkadir DURGUT
Türkiye'nin üzerine oynanan oyunlar
Dünya tarihine baktığımızda güçlü devletlerin her zaman çeşitli tehditlerle karşı karşıya kaldığını görürüz.
Kimi zaman savaşlarla, kimi zaman ekonomik baskılarla, kimi zaman da içeriden yürütülen algı operasyonlarıyla ülkelerin gücü kırılmaya çalışılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti de bulunduğu stratejik konum, tarihi mirası, doğal kaynaklara yakınlığı ve bölgesel etkisi nedeniyle tarih boyunca çeşitli planların ve hesapların merkezinde yer almıştır.
Anadolu coğrafyası yalnızca bir toprak parçası değildir. Asya ile Avrupa'yı birbirine bağlayan, enerji koridorlarının kesiştiği, ticaret yollarının geçtiği ve üç kıtanın kavşağında bulunan eşsiz bir merkezdir. Bu nedenle tarih boyunca birçok medeniyet bu topraklara sahip olmak istemiş, birçok güç odağı Anadolu üzerinde hesaplar yapmıştır.
Bugün de durum farklı değildir.
Son yıllarda Türkiye'nin ekonomik, siyasi ve sosyal alanlarda attığı adımlar bazı çevreleri rahatsız etmektedir. Savunma sanayisinde elde edilen başarılar, yerli ve milli üretim hamleleri, enerji alanındaki yatırımlar ve uluslararası platformlarda sergilenen bağımsız duruş ülkemizin bölgesel ve küresel etkisini artırmaktadır. Güçlenen bir Türkiye ise bazı odakların çıkar hesaplarını bozmaktadır.
Bu nedenle ülkemiz zaman zaman ekonomik saldırılarla karşı karşıya kalmaktadır. Döviz kurlarındaki ani hareketler, piyasaları etkilemeye yönelik spekülatif girişimler ve ekonomik güveni sarsmaya yönelik propagandalar bunun örnekleri arasında gösterilebilir. Amaç, vatandaşın geleceğe olan güvenini azaltmak ve toplumsal huzursuzluk oluşturmaktır.
Bunun yanında bilgi çağında yeni bir mücadele alanı ortaya çıkmıştır. Sosyal medya ve dijital platformlar üzerinden yürütülen dezenformasyon faaliyetleri, toplumun farklı kesimlerini karşı karşıya getirmeyi hedeflemektedir. Gerçekliği teyit edilmemiş haberler, provokatif paylaşımlar ve bilinçli olarak yayılan yalan bilgiler, milletimizin birlik ve beraberlik duygusuna zarar vermeyi amaçlamaktadır.
Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı bir diğer önemli konu ise terörle mücadeledir. Yıllardır ülkemizin huzurunu bozmak isteyen terör örgütleri, farklı isimler altında faaliyet göstermekte ve çeşitli dış desteklerle ayakta tutulmaya çalışılmaktadır. Terörün amacı yalnızca can kaybına yol açmak değildir; aynı zamanda ülkenin ekonomik kaynaklarını tüketmek, yatırım ortamını bozmak ve vatandaşların güven duygusunu zedelemektir.
Ancak Türk milleti tarih boyunca karşılaştığı her zorluğu aşmasını bilmiştir. Malazgirt'ten Çanakkale'ye, Sakarya'dan Dumlupınar'a kadar birçok dönüm noktasında milletimiz birlik içinde hareket ederek tüm oyunları bozmuştur. Tarihimiz, imkânsız gibi görünen şartlarda dahi elde edilen zaferlerle doludur.
Bugün de yapılması gereken aynıdır. Farklı siyasi görüşlere, farklı düşüncelere ve farklı yaşam tarzlarına sahip olabiliriz. Ancak söz konusu vatan olduğunda, bayrak olduğunda ve milletimizin geleceği olduğunda ortak paydada buluşabilmeliyiz. Çünkü Türkiye'nin en büyük gücü ne tankıdır ne topudur ne de ekonomik kaynaklarıdır. Türkiye'nin en büyük gücü, gerektiğinde tek yürek olabilen aziz milletidir.
Özellikle genç nesillerin tarihini iyi bilmesi büyük önem taşımaktadır. Tarihini bilen toplumlar geleceğe daha sağlam adımlarla yürürler. Geçmişte yaşananları doğru analiz eden bir gençlik, ülkesine yönelik tehditleri daha iyi görebilir ve milli değerlere daha güçlü sahip çıkabilir.
Unutulmamalıdır ki güçlü devletler yalnızca dış tehditlerle mücadele etmezler. İçeride birlik ve beraberliği korumak da en az dış tehditlere karşı mücadele etmek kadar önemlidir. Kardeşlik hukukunu koruyan, birbirine saygı duyan ve ortak hedefler etrafında birleşebilen toplumlar her türlü oyunu boşa çıkarabilir.
Bugün Türkiye Cumhuriyeti, yüz yılı aşan devlet tecrübesiyle, güçlü kurumlarıyla, köklü tarihiyle ve aziz milletinin desteğiyle yoluna devam etmektedir. Elbette zorluklar olacaktır. Elbette ülkemiz üzerinde hesap yapanlar çıkacaktır. Ancak geçmişte olduğu gibi bugün de yarın da Türkiye'nin üzerine oynanan oyunları bozacak olan milli birlik, beraberlik ve ortak irade olacaktır.
Çünkü bu millet, tarih boyunca esareti kabul etmemiştir. Bu millet, her şartta devletine sahip çıkmıştır. Ve bu millet, gerektiğinde tüm farklılıklarını bir kenara bırakarak vatanı için omuz omuza mücadele etmeyi bilmiştir.
Türkiye'nin geleceği; ayrışmada değil birleşmede, umutsuzlukta değil çalışmada, karamsarlıkta değil üretimde ve dayanışmadadır. Dün olduğu gibi bugün de yarın da güçlü Türkiye yolunda yürüyüş devam edecektir.
YAZARLARIMIZ Tüm Yazarlarımız
Dünya tarihine baktığımızda güçlü devletlerin her zaman çeşitli tehditlerle karşı karşıya kaldığını görürüz. Kimi zaman savaşlarla, kimi zaman ekonomik baskılarla, kimi zaman da içeriden yürütülen algı operasyonlarıyla ülkelerin gücü kırılmaya çalışılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti de bulunduğu stratej