Toplumları bir arada tutan en önemli değerlerden biri güvendir.
Ekonomiden siyasete, aileden dostluk ilişkilerine kadar hayatın her alanında güven, görünmez bir harç görevi görür.
Ancak son yıllarda bireyler arasındaki güven duygusunun giderek zayıfladığına tanıklık ediyoruz.
Belki de çağımızın en büyük sorunlarından biri, insanların birbirine inanmakta ve güvenmekte zorlanmasıdır.
Bugün birçok insan yeni tanıştığı birine karşı temkinli davranmayı, hatta zaman zaman mesafeli kalmayı tercih ediyor. Bunun temelinde yalnızca bireysel deneyimler değil, aynı zamanda toplumsal dönüşümler de yatıyor.
Verilen sözlerin tutulmaması, çıkar ilişkilerinin ön plana çıkması ve samimiyetin yerini hesapların alması, güven duygusunu aşındıran başlıca etkenler arasında yer alıyor.
Dijital çağın sunduğu imkanlar da bu süreci farklı bir boyuta taşımış durumda.
İnsanlar artık birbirlerini daha fazla görüyor ancak daha az tanıyor.
Sosyal medya platformlarında sergilenen hayatlar çoğu zaman gerçeğin yalnızca belirli bir kısmını yansıtıyor.
Görünen ile yaşanan arasındaki mesafe büyüdükçe, bireylerin birbirine duyduğu güven de azalıyor.
Oysa güven, yalnızca bireysel ilişkilerin değil, toplumsal huzurun da temel şartıdır. Güvenin olmadığı yerde iş birliği zayıflar, dayanışma azalır ve insanlar yalnızlaşır.
Şüphe kültürünün yaygınlaştığı toplumlarda ortak değerler güç kaybederken, bireyler kendilerini korumak adına daha yüksek duvarlar örmeye başlar.
Elbette güven tek taraflı bir beklenti değildir.
Güvenmek kadar güven vermek de sorumluluk gerektirir.
Dürüstlük, tutarlılık ve sözünün arkasında durmak, güvenin inşa etmenin temel taşlarıdır.
Toplum olarak yeniden güven ortamı oluşturmak istiyorsak, değişimi önce kendi davranışlarımızda başlatmak zorundayız.
Bugün belki de en çok ihtiyaç duyduğumuz şey; insanların birbirine şüpheyle değil, anlayışla yaklaşabildiği bir iklim yaratmaktır. Çünkü güven, bir toplumun sahip olduğu en değerli sermayedir.
Kaybedildiğinde yeniden kazanılması yıllar alır; korunduğunda ise nesiller boyunca yaşamaya devam eder.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Mehmet Ali BORA
Güven kontrole engel değildir
Toplumları bir arada tutan en önemli değerlerden biri güvendir.
Ekonomiden siyasete, aileden dostluk ilişkilerine kadar hayatın her alanında güven, görünmez bir harç görevi görür.
Ancak son yıllarda bireyler arasındaki güven duygusunun giderek zayıfladığına tanıklık ediyoruz.
Belki de çağımızın en büyük sorunlarından biri, insanların birbirine inanmakta ve güvenmekte zorlanmasıdır.
Bugün birçok insan yeni tanıştığı birine karşı temkinli davranmayı, hatta zaman zaman mesafeli kalmayı tercih ediyor. Bunun temelinde yalnızca bireysel deneyimler değil, aynı zamanda toplumsal dönüşümler de yatıyor.
Verilen sözlerin tutulmaması, çıkar ilişkilerinin ön plana çıkması ve samimiyetin yerini hesapların alması, güven duygusunu aşındıran başlıca etkenler arasında yer alıyor.
Dijital çağın sunduğu imkanlar da bu süreci farklı bir boyuta taşımış durumda.
İnsanlar artık birbirlerini daha fazla görüyor ancak daha az tanıyor.
Sosyal medya platformlarında sergilenen hayatlar çoğu zaman gerçeğin yalnızca belirli bir kısmını yansıtıyor.
Görünen ile yaşanan arasındaki mesafe büyüdükçe, bireylerin birbirine duyduğu güven de azalıyor.
Oysa güven, yalnızca bireysel ilişkilerin değil, toplumsal huzurun da temel şartıdır. Güvenin olmadığı yerde iş birliği zayıflar, dayanışma azalır ve insanlar yalnızlaşır.
Şüphe kültürünün yaygınlaştığı toplumlarda ortak değerler güç kaybederken, bireyler kendilerini korumak adına daha yüksek duvarlar örmeye başlar.
Elbette güven tek taraflı bir beklenti değildir.
Güvenmek kadar güven vermek de sorumluluk gerektirir.
Dürüstlük, tutarlılık ve sözünün arkasında durmak, güvenin inşa etmenin temel taşlarıdır.
Toplum olarak yeniden güven ortamı oluşturmak istiyorsak, değişimi önce kendi davranışlarımızda başlatmak zorundayız.
Bugün belki de en çok ihtiyaç duyduğumuz şey; insanların birbirine şüpheyle değil, anlayışla yaklaşabildiği bir iklim yaratmaktır. Çünkü güven, bir toplumun sahip olduğu en değerli sermayedir.
Kaybedildiğinde yeniden kazanılması yıllar alır; korunduğunda ise nesiller boyunca yaşamaya devam eder.
YAZARLARIMIZ Tüm Yazarlarımız
Türkiye’nin gündemi erken genel seçim… Ankara’da herkesin kafasında aynı soru: “Seçim ne zaman?” Ama Antalya’da işler biraz farklı. Burada şimdiden başka bir seçim hesabı yapılmaya başlandı: “Yerel seçimde kim, nereden aday olacak?” Daha sandığa epey zaman var demeyin. Antalya siyaseti böyledir