Hava Durumu

Erzurum’u yıkan unutkanlığıdır!

Yazının Giriş Tarihi: 25.10.2026 14:58
Yazının Güncellenme Tarihi: 25.10.2026 14:58

Bir şehrin başına gelebilecek en büyük felaket, yıkılması değil; kendi geçmişine yabancılaşmasıdır.

Beton yeniden dökülür, binalar yeniden yapılır, sokaklar yeniden açılır.

Ama unutulan bir insanın hikayesini, kaybolan bir geleneği, bir daha yaşanmayacak hatırayı hiçbir imkan geri getiremez.

Eğitimci-yazar Hayati Kerget’in “Anılar Mekansız Kaldı” kitabı, Erzurum’un geçmişinden bugüne uzanan hatıralarıyla tam da bu kaybın karşısında duruyor.

Bir şehir hafızasını kaybettiğinde, bunu ilk anda kimse fark etmez.

Hayat devam eder. İnsanlar işe gider, iş yerleri açılır, yeni binalar yükselir. Her şey yerli yerindeymiş gibi görünür.

Oysa bir zamanlar aynı sokakta birbirini selamlayan insanlar, aynı sofrada çorbaya kaşık sallayan dostlar ve kuşaktan kuşağa aktarılan hikâyeler, sessizce hayatın içinden çekilip gitmiştir.

Üstelik kimse, bu sessiz kaybın ne zaman başladığını bile fark etmez.

Geriye bir şehir kalır; ama o şehrin ruhundan ne kadarının geride kaldığını kimse hesaplayamaz.

Asıl Yıkım, İşte Bu Sessiz Kayıptır.

Erzurum’un geçmişini, sosyal yaşamını, kültürel değerlerini ve insan ilişkilerini hatıralar üzerinden anlatan eğitimci-yazar Hayati Kerget’in “Anılar Mekansız Kaldı” adlı kitabı, bu yüzden yalnızca eski günlere açılan bir pencere değil. Aynı zamanda bugün yaşadıklarımızın yarın nasıl hatırlanacağına ilişkin önemli bir meseleye işaret ediyor.

Eğitimcilikten gelen birikimini doğup büyüdüğü topraklara duyduğu vefayla birleştiren Kerget, kendi tanıklıklarını yazıya aktararak geçmişle gelecek arasında bir bağ kurmayı amaçlıyor.

Sevgili dostlar, işte tam da burada durup düşünmek gerekiyor: Bir kentin hafızasını kim korur?

Tarihi yapılar elbette önemlidir. Arşivler, belgeler, fotoğraflar da öyle.

Fakat bir şehrin gerçek hikayesi yalnızca resmi kayıtlarda yazmaz. Bazen bir komşunun anlattığı olayda, bazen bir aile büyüğünün hatırasında, bazen de artık var olmayan bir mahallenin insan ilişkilerinde saklıdır.

Yazıya geçirilmediğinde bu hikâyeler, onları hatırlayan insanlarla birlikte kaybolur gider.

İşte bir anı kitabının asıl kıymeti de burada başlar.

Çünkü geçmişi korumak, eski günleri kusursuz göstermek değildir. Geçmişin sevinçlerini, kırgınlıklarını, alışkanlıklarını ve değişimlerini gelecek kuşakların anlayabileceği şekilde kayda geçirmektir.

Hayati Kerget’in “Anılar Mekânsız Kaldı” eseri, Erzurum’un geçmişine kişisel hatıralar üzerinden bakarken o güzel memleketin ortak kültürel belleğine katkı sunma çabası taşıyor.

Bu çaba, yalnızca dünün insanlarını anmakla sınırlı değil; bugünün insanına nereden geldiğini hatırlatmakla da ilgili.

Çünkü şehirler büyürken hafızaları da büyümüyorsa, ortaya tuhaf bir çelişki çıkar: Daha büyük caddeler, daha yüksek binalar, daha kalabalık yaşam alanları… Ama giderek eksilen bir aidiyet duygusu.

Bana göre her şehir, geleceğe bırakacağı yapılar kadar anlatacağı hikayeleri de fırsat vermeli.

Hayati Kerget’in kitabı için düzenlenen imza günü, bu açıdan bir kitabın okurla buluşmasından daha fazlasını düşündürüyor. Geçmişin kayda geçirilmesi, kişisel hatıraların ortak belleğe dönüşmesi ve kültürel mirasın gelecek kuşaklara aktarılması…

Bunların hiçbiri kendiliğinden gerçekleşmiyor. Birilerinin hatırlaması, anlatması ve yazması gerekiyor.

Çünkü bir şehrin sonu, son binası yıkıldığında değil; son hatırası da unutulduğunda başlar.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.