Hava Durumu

Abdullah Çatlı: Kahraman mı, katil mi? Tarihin karanlık yüzü Beyaz Perde'de

Yazının Giriş Tarihi: 19.03.2026 15:38
Yazının Güncellenme Tarihi: 19.03.2026 15:38

Tarih, çoğu zaman kahramanlarla ve katillerle doludur. Ama kimileri için bu iki kavram birbirine karışır.

Ben kahramanlardan nefret ederim. “En büyük kahramanlar en çok insan öldürenlerdir! Hitler, Mussolini gibi…” diyen Yaşar Kemal’in sözleri, Türkiye’nin karanlık geçmişini göz ardı etmememizi net bir şekilde ortaya koyuyor.

Ve şimdi sinemada: “Çatlı” filmi, yakın tarihimizin tartışmalı figürlerinden Abdullah Çatlı’nın hayatını beyaz perdeye taşıyor.

Ama film, kahramanlaştırma ve gerçekleri eksik aktarma tartışmalarını da beraberinde getirdi.

1980 darbesi sonrası Çatlı’nın Avrupa’ya çıkışı, uyuşturucu bağlantıları ve Susurluk’a uzanan süreçleri filme konu oluyor.

İyi hoş da: “Çatlı’nın tüm karanlık yönleri bu filim de ne kadar ortaya konulacak?”

Tarihi yazarken ya da anlatırken, suç sayılan olayları sansürlemek kabul edilemez. Çünkü tarih önünde katiller her zaman katil olarak anılır. Öyle de kalır.

Bu bağlamda, “Abdullah Çatlı: Kahraman mı, Katil mi?” sorusuna yanıt aramadan önce, araştırmacı-yazar Abdurrahman Atalay’ın Bahçelievler Katliamı’na dair aktardığı bahse konu kişi ifadelerini çok önemli diye düşünüyorum.

Abdurrahman Atalay’ın verdiği işte o detaylar:

“Bahçeleri temizlemek için direktif alan Çatlı ve ekibi hazırlık yapıyor. Hedefler tespit ediyorlar. Bunlardan birisi de arkadaşlarımızın evi.

Gece kapıya dayanıyorlar. Açın polis’ diyorlar. "Kapı açılır açılmaz içeri girdik. Hepsini yere yatırdık. Ne yapacağımız konusunda talimat almak için Abdullah Çatlı’ya birini gönderdik.”

HALUK KIRCI’NIN İFADESİ: VE DEHŞETİN DETAYLARI

Abdullah Çatlı eter ve pamuk vermiş. "Hepsini teker teker bayıltıp öldürelim’ dedi. Dışarı çıkıp arabada bekleyen Abdullah Çatlı’yla konuştum. ‘Evde öldürmek zor. İkişer ikişer götürüp öldürelim’ dedim. Olur dedi. İki kişiyi büyük reisin arabasına bindirip Eskişehir yoluna götürdük. Müsait bir yer bulup ikisini de yere yatırıp kafasına üç el ateş ettik.”

“Geri döndük. Böyle zor olacağını anlayınca Abdullah Çatlı ‘tek tek boğalım bunları’ dedi. Eterle bayıltıp tek tek boğalım. Bir tanesini askı teliyle ve havluyla zorla boğdum. Diğer dördünü de bu şekilde öldürmek zor olacaktı. Arkadaşları gönderdim. Sonra da sedirin üzerinde bulunan dört kişiye yakın mesafeden ateş ederek mermilerimin hepsini boşalttım. Silahı götürdüm. Abdullah Çatlı’ya teslim ettim.”

MASUM KURBANLAR VE KÖR TERÖR

Bu katliam, tamamen planlı, kör ve ideolojik bir şiddetti. Kurbanların tek suçu farklı düşünmekti.

Avukat Erşen, o gün yaşananları şöyle anlatıyor:

“Bu o kadar büyük bir infiale neden oldu ki, henüz katliamı duymamışken Ankara’da Kızılay’dan geçiyordum. İnsanlar müthiş bir suskunluk içindeydi. Sonra partiye gelip katliamı öğrenince Ankara’nın neden böyle suspus olduğunu anladım.” diyor.

Filmler, tartışmalar ve kahramanlık hikayeleri bir yana; gerçek tarih, karanlıkla yüzleştiğimizde ortaya çıkar.

Çatlı’yı anlatırken onu kahramanlaştırmak, tarih önünde bir maske takmak anlamına gelir.

Tarih, maskeleri sevmez; gerçekleri gösterir.

Ve gerçekler çoğu zaman rahatsız edicidir.

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.