Her milletin tarihinde kahramanlar vardır; ama bazı isimler vardır ki yalnızca bir dönemi değil, bir karakteri, bir direnci ve bir ruhu temsil eder.
İşte Halime Çavuş tam da böyle bir isim.
Onu sadece bir “kahraman” olarak anmak eksik kalır; çünkü onun hikâyesi, bir milletin imkânsız denileni nasıl mümkün kıldığının en sade ve en çarpıcı anlatımlarından biridir.
1898 yılında Kastamonu’nun Duruçay köyünde doğdu. Millî Mücadele yıllarında, ailesinin tüm engellemelerine rağmen savaşa katılmak istedi. Fakat o sırada cepheye sadece erkekler alınmaktaydı. Halime, “Nasıl etsem de orduya katılsam?” diyerek için için kendini yemekteydi.
Aklına çılgınca bir fikir geldi: Saçlarını kazıtacak, her gün erkek gibi tıraş olacak ve erkek kılığına girecekti.
Sanırım bunu ancak Çılgın Türkler yapabilirdi. İmkânsızı başarmaya yemin etmiş bir milletin önünde kimse duramayacaktı; bunun en güzel örneği Halime Çavuş’tu. Bu çılgın kız, daha 13-14 yaşlarındayken Millî Mücadele’ye katılacaktı.
Halime Çavuş, vatan ve bayrak uğruna sadece saçını kazıtmakla kalmayacak, adını da değiştirecekti. Çünkü cephede komutanlar onun kadın olduğunu anlarlarsa geri gönderirler diye bu yola başvuracaktı. Artık Halim Çavuş’tu; arkadaşları onu bu şekilde biliyorlardı.
Halime Çavuş, ilk olarak İnebolu’dan Ankara’ya mermi taşıyan kağnı konvoylarında görev aldı. İnebolu Limanı’na gelen cephane ve mermiler iç bölgelere gönderiliyor; hem de Kurtuluş Savaşı’na katılmak için Ankara’ya gitmek isteyenlerin bir bölümü teknelerle İnebolu İskelesi’ne geliyor ve buradan Anadolu’ya sevk ediliyordu.
Savaş olanca hızıyla devam ederken, İnebolu’daki hareketlilik Yunan makamlarının ve destekçileri İngilizlerin gözünden kaçmamıştı. Karadeniz’deki Yunan donanması buradaki hareketliliği fark etmişti. Donanmayla İnebolu önlerine gelen Yunan askerleri, buradaki silah ve cephaneliğin iki saat içinde kendilerine teslim edilmesini istemişlerdi. Cephaneler teslim edilmeyince Yunanlılar burayı savaş gemileriyle bombalamaya karar verdiler. 9 Haziran 1921’de Yunan savaş gemileri Kılkış ve Averof, İnebolu’yu bombalamaya başladı. Birçok ölü ve yaralı vardı. Yaralılardan biri de Halime Çavuş’tu.
Halime Çavuş’un ayağına şarapnel parçası isabet etmişti.
O, bu hâliyle bile çevresine moral veriyor, “Dikkat edin. Ortalıkta dolaşmayın. Korkmayın, bize bir şey yapamayacaklar; mücadeleye devam!” diyordu. Yunan askerleri buradaki faaliyetleri ne yapmışlarsa da önleyememişlerdi.
Halime Çavuş, üstlendiği vatan müdafaasında kahramanca mücadele verirken, bir bacağı düşman saldırısı sonucunda sakatlanmıştır. Ancak o, mücadelesinden hiç vazgeçmemiştir.
Onun hikâyesindeki en dikkat çekici anlardan biri ise Mustafa Kemal Atatürk ile karşılaşmasıdır. Bir gün İnebolu’dan Ankara’ya cephane taşırken, daha önce hiç görmediği Mustafa Kemal Paşa’ya rastlamıştır. Mustafa Kemal, Halime Çavuş’u görünce dikkatini çekmiş ve yanına çağırmıştır. Ondan nüfus cüzdanını istemiş; Halime Çavuş, kafa kâğıdını Paşa’ya uzatmıştır.
Mustafa Kemal Paşa’nın,
— “Sen kız mısın?” sözü üzerine Halime Çavuş:
— “Evet.” demiştir.
Mustafa Kemal Paşa, Halime’nin kadın olduğunu öğrenince çok duygulanmış, yaverinden Halime Çavuş ile ilgili tüm bilgileri not etmesini istemiş, daha sonra Ankara’ya dönmüştür. Fakat Halime Çavuş, görüştüğü kişinin Mustafa Kemal Paşa olduğunun farkına bile varmamıştır.
Mustafa Kemal Paşa, savaş bittikten sonra Halime Çavuş’u Çankaya’ya davet etmiştir. Ailesi bu durum karşısında çok endişelenmiş; “Acaba Halime yanlış bir iş mi yaptı?” diye düşünmüşlerdir.
Mustafa Kemal Paşa, Halime’yi Ankara’ya çağırıyor. Ailesi Halime’ye “Gitme.” dese de o, ailesini dinlemedi. Durur muydu artık evde? Çünkü Paşa’sı onu bekliyordu. Büyük bir heyecan içinde hemen hazırlanarak Ankara’ya hareket etti. Halime, kısa zamanda Ankara’ya, Paşa’sının oturduğu Çankaya’ya ulaştı.
Çankaya’da nöbet tutan askerlere Mustafa Kemal Paşa’yı görmek istediğini, ayrıca özel davetlisi olduğunu söyledi. Nöbetçiler Halime Çavuş’un geleceğinden haberdar olduklarından hemen içeri aldılar. Paşa’nın biraz ileride olduğunu söyleseler de Halime Çavuş, kapıdaki nöbetçiye, “Paşa hangisi, bilmiyorum.” dedi.
Nöbetçinin “Soldaki.” demesiyle Halime Çavuş, koşarak Paşa’sının huzuruna vardı ve eline sarıldı. Halime Çavuş, Çankaya Köşkü’nde 15 gün boyunca misafir edilmiştir. Bu süre içerisinde Halime Çavuş’u, Mustafa Kemal Paşa’nın eşi Latife Hanım özel bir ilgi göstererek ağırlamıştır.
Son gün Mustafa Kemal Paşa, Halime Çavuş’u yanına çağırarak:
— “Seni yollamıyorum, gel bizim kızımız ol.” diyerek önemli bir teklif yapsa da, Halime Çavuş bu teklife:
— “Annem, babam beni bekler.” diyerek cevap verir.
Bunun üzerine Paşa:
— “Ben ana babaya itaatli evlada saygı duyarım.” diyerek, Gazi tarafından çeşitli hediyelerle taltif edilmiş ve evine gönderilmiştir.
Çavuş kıyafeti de bu hediyelerden biridir. Halime Çavuş, bu kıyafeti yıllarca üzerinden hiç çıkarmamıştır.
Şüphesiz ki bu davet, Halime Çavuş ve Kastamonu adına büyük bir onur ve gurur kaynağı olmuştur. Daha sonraki yıllarda TBMM, Halime Çavuş’a İstiklal Madalyası ve gazilik unvanı vermiştir.
Halime Çavuş hiç evlenmemiştir. Kardeşi Hasan Kocabıyık’ın oğlunu evlat edinmiştir. Millî Mücadele’nin kadın figürlerinin timsali Halime Çavuş, 20 Şubat 1976’da hayatını kaybetmiştir.
Sonuç olarak, Hz. Muhammed’in hadisinde de belirtildiği gibi:
“Cennetin, ayaklarının altına serildiği mübarek varlık; dokunduğu her şeyi güzelleştiren bir mucize olan, toprakta hasadı toplayan, ilimde çağları değiştiren, icatların mucidi, nesilleri kurtaracak evlatları doğuran kadındır.”
İşte onlar ki, Türk milletinin kaderini yapmış oldukları destanlaşan mücadeleleriyle değiştirmiştir.
Bunun adı;
Halime Çavuş’tur,
Kara Fatma’dır,
Gördesli Makbule’dir,
Tayyar Rahime’dir,
Halide Hanım’dır.
Dünyada kadınların her biri belki de birbiriyle aynı özellikleri taşır. Ancak Türk kadını, dünyada emsali görülmemiş bir destanın yazılışında da yer bulmuştur. Evinde elinin hamurunu, tüten ocağını bırakmış, cepheye korkusuzca koşmuştur. Oğullarına, eşlerine mermileri taşırken; içlerinden kardeşiyle, babasıyla omuz omuza düşmana karşı savaşanlar da çıkmıştır.
Halime Çavuş, ailesini ardında bırakıp cepheye koşan kahramanlardan yalnızca bir tanesi.
Onu diğerlerinden ayıran ise erkek kılığına girerek düşmana karşı savaşmış olmasıdır. Yıllarca Halim Çavuş olarak bilinen Halime Kocabıyık’ın öyküsünü unutmamak ve unutturmamak dileğiyle.