Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

ROTASIZLARIN Bursa Seyahati

Yazının Giriş Tarihi: 11.04.2022 10:35
Yazının Güncellenme Tarihi: 11.04.2022 10:35

Ramazan ayının gelmesi ile birlikte İslam alemi başka bir huzura doğru yönelir, Bir ay boyunca akşam iftar sofralarında en azından aile bireyleri ile bir araya gelmenin keyfini çıkartır, iftar sonrası kılınan teravih namazı sonrası sahura kadar dostlar ile bir araya gelinir, sıcacık çay eşliğinde tadına doyulmaz sohbetlere yelken açar.

Bir noktada insan vücudunun “Yıllık bakıma” alındığı Ramazan ayında başta  camiler olmak üzere bizim için mukaddes sayılan yerlerin ziyareti de hepimiz için ayrı bir önem arz eder.

Bizde Rotasızlar gezi ekibi olarak “Günü birlik bir ziyarette bulunmak , ziyaret ettiğimiz bölgenin güzelliklerini görmek sonrada o bölgede iftar yaptıktan sonra günü tamamlamak” adına çeşitli fikirler geliştirirken ortaya “Osmanlının ilk başkenti Bursa’yı ziyaret edelim” fikri ağır bastı.

Hal böyle olunca ekip anında bir güne sığdırılacak Bursa ziyareti sırasında “-nereleri dolaşalım,

-hangi tarihi mekanları önceleyelim

-İftarı nerede yapalım.?

-Dönüşte evlerde arıza çıkmasın diye alışverişi nerede yapalım..?”

Sorularına cevap bulabilmek adına Özhan Öztürk başkanlığındaki 3 kişilik komisyonun raporunu beklemeye başladık.

Gerekli araştırmalar yapılıp raporlar biz kez daha gözden geçirildikten sonra Gebze’den, Bursa’ya hareket için 09 Nisan 2022 Cumartesi günü hareket saatini 11.45 olarak belirledik.

Seyahat öncesi grup üyelerinden İsmail Nazlı daha önceden bir iftar programı olduğundan, Av. Burak Aytaş’ta bir gün öncesinde bir duruşma için Ankara’ya gidip hafta sonu da yine Ankara’da olma mecburiyeti doğduğunda “Affımızı istiyoruz” talebinde bulundular.

Hal böyle olunca

-Yüksel Ercan

-Nusret Acur

-Güven Altay

-Özhan Öztürk

-Birol Elüstü

-Aydemir Özcan’dan

Oluşan ROTASIZLAR ekibi yukarıda da belirttiğimiz gibi 09 Nisan 2022 cumartesi günü saat 11.45’te Gebze’den ayrılarak Bursa’ya ulaşmak adına düştük yine yollara..

Gezi sırasında zaman kaybı yaşamamak adına Osmangazi köprüsünü geçip Bursa’ya doğru ilerlerken sol tarafımızda baharın müjdecisi olarak bildiğimiz papatyaların ortaya çıkardığı muhteşem görüntülerin farkına varınca hem papatyaların kokusunu almak hemde biriken enerjiyi toprağa vermek adına yaklaşık 20 dakikalık bir mola verdikten sonra tekrar yola koyulduk ve Bursa’ya “Merhaba” dedik.

“””””””””””””””””””””””””””””””””””””””””””””””””

BURSA

Şehir merkezinde yer alan Hisar bölgesinde elde edilen kesin bulgular MÖ 2500-2700 yıllarını gösterir. Fakat Akçalar Aktopraklık kazılarında bugün Bursa il sınırları içinde kalan eski uygarlık alanlarının 8500 yıl öncesine kadar uzandığı ortaya çıkmıştır.

Bursa bölgesi, MÖ 4. yüzyılda Bitinya Devleti kurulana dek, çeşitli kolonilerin ve ülkelerin egemenliğindeydi. Ünlü tarihçi Herodot’a göre, o tarihte Bursa ve civarında var olan tek kent, MÖ 12. yüzyılda kurulan Cius’tur (Gemlik). Apamea (Mudanya) kentinin ise MÖ 10. yüzyılda kurulduğu sanılmaktadır. Uluabat Gölü’nün üzerinde bir adada bulunan Apollonia’nın da (Gölyazı), MÖ 6. yüzyıldan önce kurulduğu sanılmaktadır.

Krezus/Kroisos (MÖ 561-546) döneminde Lidyalıların egemenliğine giren Bursa bölgesi daha sonra Pers egemenliğine geçer. Bölge, bu savaşlar sırasında çok tahrip olur. Bu sırada Yunan göçmenleri bölgeye gelerek Marmara Denizi kıyılarına yerleşir. Kadıköy’de Kurulu bulunan Chalchedon Cumhuriyeti, Bursa ve civarına saldırarak tahrip eder. Dedalses, Perslere karşı savaşarak Bursa bölgesinde bağımsız bir Bitinya Devleti kurar.

Bursa’nın kent statüsüne yükselip çevresinin surlarla çevrilmesi, Bitinya kralı I. Prusias (MÖ 232-192) döneminde gerçekleşir. Kartaca kralı Hannibal, Roma imparatoru ile yaptığı savaşı kaybedince, askerleriyle birlikte I. Prusias’a sığınır, I. Prusias tarafından büyük itibar görmesi üzerine, onun onuruna Bursa Kalesi’ni inşa eder. Böylece Bursa’nın ilk şehir planı da Kartaca kralı Hannibal tarafından yapılmış olur. Kente Prusa adı verilir.

MÖ 74 yılında Roma’ya bağlanan Bitinya Krallığı, uzun yıllar Roma egemenliğindeydi. Şehir, MS 395 yılında Roma İmparatorluğu’nun ikiye bölünmesiyle Bizans yönetiminde kalır. MS 500’lerde bölgede ipek üretimine başlanır ve şehrin doğal sıcak suları nedeniyle küçük bir kaplıca kentine dönüşmesi bu zamanda gerçekleşir. Pythia’da (Çekirge) yeni hamamların yaptırılması İmparator Justinianus (527-565) zamanına denk gelir.

Müslümanlar ilk kez, Abbasiler (Harun Reşid, 8. yüzyıl) döneminde Bursa’ya kadar gelir. 955 yılında ise Halep’teki Hamedanlılar, İznik’i ele geçirip 23 yıl süreyle egemen olurlar. Türkler Bursa bölgesine ilk kez 1080 yılından sonra gelirler ve İznik, 1081-1097 yılları arasında Anadolu Selçuklu Devleti’ne başkentlik yapar. 1097 yılında ise bölge, Haçlı Savaşları’na sahne olur. İznik, Haçlıların eline geçer. Bu savaşlar sırasında İstanbul’da Latin hükümeti kurulunca, Bizans İmparatorluğu’nun başkenti İznik olur. 1204-1261 yılları arasında Nicaea’ya (İznik) bağlı sönük bir tekfurluk olarak yaşamını sürdürdüğü anlaşılan Prusa, hisardan ibaret bir kent olarak 14. yüzyıla kadar Bizans yönetiminde kalır.

Bursa, Osmanlı Devleti’nin kurucusu ve ilk sultanı olan Osman Bey’in uzun yıllar süren kuşatmasından sonra, kılıçla değil, “vire” olarak anılan biçimde; teslim yoluyla, 6 Nisan 1326′da oğlu Orhan Bey tarafından alınarak Osmanlıların başkenti olur. Osman Gazi de vasiyeti gereği Tophane’deki Gümüşlü Kubbe’ye (Saint Elia Manastırı) gömülür.

Bursa Osmanlı hâkimiyeti ile birlikte bilhassa ilk 200 yıllık dönemde diğer kentlere göre büyük gelişmeler gösterir, şehir hisarın dışında, batı ve doğuya doğru genişler ve birçok mimari yapı ile süslenir ve 1365’te Edirne’nin fethedilip başkent yapılmasına kadar imparatorluğa başkent olur. Edirne ve daha sonra İstanbul’un başkent olmasından sonra, Bursa hep Anadolu’nun başkenti olarak itibar ve değer görmüştür.

Bursa yöresi 1900’lerin başında Hüdavendigar Vilayetinin sınırları içindeydi. Kentin belediyesi 1877’de kuruldu. Osmanlı Devleti’nin yıkılmaya başladığı dönemde, Birinci Dünya Savaşı sonrasında Türkiye İtilaf Devletleri tarafından işgal edilir. Bursa, 8 Temmuz 1920 tarihinde Yunanlılar tarafından işgal edildiğinde, şehri korumakla görevli askerler, silah ve cephane yetersizliğinden fazla direnemez. Şehrin işgali, sadece Bursa’da değil, tüm ülkede büyük üzüntü yaratır. Ankara’daki TBMM kürsüsü üzerine, Bursa düşman işgalinden kurtuluncaya kadar kalmak üzere siyah bir örtü örtülür. Şehir, 2 yıl, 2 ay, 2 günlük işgalden sonra 11 Eylül 1922 günü Yunan işgalinden kurtulur.

İşgal sonrası Balkanlardan gelen göçmenlerin büyük bölümünün Türkçe dahi bilmeyen, faklı gelenekler ve kültür taşıması, cumhuriyet Bursa’sı için daha farklı ve ciddi sorunların ortaya çıkmasına neden olur. Fakat Gazi Mustafa Kemal Atatürk’le doğan yepyeni Türkiye Cumhuriyeti’nin diğer bütün illerinde olduğu gibi, Bursa da yaralarını kısa sürede sarar, toplumsal ve kültürel sorunları aşmayı bilir ve kalkınır. Cumhuriyet yönetimi, yakılmış, yıkılmış bir Bursa’dan kısa sürede modern bir kent yaratmayı başarır. Yeniden ipek fabrikaları kurulur, gerek kent merkezi, gerekse ilçe ve köylerde büyük bir imar atılımı başlar. Cumhuriyet devrimlerine sahip çıkan Bursa, çok kısa süre içinde büyük bir gelişme göstererek ülkenin dördüncü büyük kenti olur.

“”””””””””””””””””””””””””””””””””””””””””””””””

Bursa’ya gidildiğinde ilk uğranılacak yerlerin başında 6 katlı saat kulesi, Osman gazi ve Orhan gaziye ait türbeler ile artık kentin sembolü haine gelmiş Ulu Cami geliyor, bizde sözünü ettiğimiz bu noktaları dolaşmaya başladığımızda “Osman Gazi Han’a Saygı Nöbetinin “ başlandığı merasiminde başladığına şahit olduk.

OSMAN GAZİ TÜRBESİ NÖBET DEĞİŞİMİ

Osmanlı Devleti'nin kurucusu Osman Gazi'nin babası Ertuğrul Gazi'nin Söğüt'teki türbesinde başlayan sancak ve saygı nöbetinin aynısı Bursa'da Osman Gazi'nin türbesinde de gerçekleştiriliyor. Bursa Jandarma Komutanlığı bünyesindeki askerler, o dönemin alp kıyafetleriyle sancak nöbeti yapıyor. Her gün 09.00 ile 17.00 saatleri arasında sancak ve saygı nöbeti gerçekleştiriliyor.

11 Eylül 2020 tarihinde gerçekleştirilen ilk Osman gazi Türbesi sancak nöbeti için Bursa İl Jandarma Komutanlığı bünyesinde 2,5 ay boyunca özel yetiştirilen askerler Tophane'deki Osman Gazi türbesinde yerini almıştı. O dönemin ritüellerini canlandıran askerler ilgiyle izlenmişti. Gerçekleşen ilk sancak nöbetinde askerlerin yeminleri esnasında duygu dolu anlar yaşanmıştı. Osman Gazi alpleri nöbet değişimi MasterChef yarışmasında da ekranlara geldikten sonra çok sayıda vatandaş tarafından merak edildi. Haftanın her günü saat 09.00 ile 18.00 saatleri arasında Osman Gazi Türbesi ziyaret edilebiliyor. Ayrıca türbeye giriş için ücret alınmıyor.

“”””””””””””””””””””””””””””””””””””””””””””

Bizde Nöbet ritüeli ile ilgili yapılması gerekenleri yerine getirdikten ve İmparatorluğun kurucuları için duaları ettikten sonra “hadi bakalım zamandan kazanalım” diyerek  artık şöhreti tüm Türkiye’ye yayılan Cumalıkızık köyüne doğru hareket ettik.

“””””””””””””””””””””””””””””””””””””””””””””””””””””

CUMALIKIZIK KÖYÜ -BURSA

Osmanlılar'ın Bursa'da ilk yerleştikleri bölgelerden olan Cumalıkızık, 180'i halen kullanılan, bazılarında ise koruma ve restorasyon çalışmalarının yapıldığı toplam 270 ev ile Osmanlı Dönemi konut dokusunu günümüze taşımaktadır. Cumalıkızık yerleşiminin güneydoğusunda, Uludağ eteklerindeki Ihlamurcu Mevkii'nde, Bizans Devri'ne ait bir kilise kalıntısı 1969 yılında tespit edilmiştir. Kilise kalıntısının yüzeyde rastlanan bazı mimari parçaları Bursa Arkeoloji Müzesi'nde saklanmaktadır. Bursa yakınlarında kurulan Osmanlı Beyliği, kuruluşundan kısa zaman sonra bölgeye hakim olmayı başarmış, 1326 yılında Bursa'yı, 1331 yılında İznik'i fethederek yörede varlığını kesin olarak kabul ettirmiştir. Böylece Osmanlı halkının bu topraklara yerleşerek kentler ve köyler oluşturması sağlanmıştır.

Cumalıkızık vakıf köyü olarak kurulmuştur ve bu özelliğini yerleşim dokusu, konut mimarisi ve yaşam biçimine yansıtmıştır. Uludağ’ın kuzeyindeki dik etekler ile vadilerin arasında sıkışıp kalan yöre köylerine, bu konumlarından dolayı ''kızık'' adı verilmiştir. Köylerin birbirlerinden ayrılması için de dereye yakın olanına Derekızık, Fidye verene Fidyekızık ve Kızık köylerinden topluca gidilerek cuma namazı kılınan köye de Cumalıkızık adları verilmiştir.

Bursa'nın tarihi alanlarından Hanlar Bölgesi, Sultan Külliyeleri ve Cumalıkızık Köyü'nün, Unesco Dünya Miras Listesine alınmasına yönelik  Bursa Büyükşehir Belediyesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü çalışmalarıyla hazırlanan dosya; 1 Şubat 2013 tarihi itibariyle, UNESCO Dünya Mirası Merkezi Sekreterliği'ne Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla iletilmiştir. Cumalıkızık Köyü, UNESCO tarafından Haziran 2014 tarihinde Bursa’nın Hanlar Bölgesi, Sultan Külliyeleri ile birlikte UNESCO Dünya Miras Listesinde yer alması uygun görülmüştür.

“””””””””””””””””””””””””””””””””””””””””””

Cumalıkızık köyünde kaldığımız yaklaşık bir saatlik zaman dilimi içerisinde hem bölgenin otantik yapısını bir kez daha inceleme fırsatını bulduk, Ramazan ayına rağmen yine de kalabalık sayılabilecek bir ziyaretçi kitlesine Türk siyasetini ilgilendiren konularda fikir sorduk ama mevsim şartlarının üzerinde çok sıcak bir hava olmasına rağmen Özhan Öztürk’ün bir türlü üzerinden çıkarmadığı sarı kazağa vatandaşların olan ilgisini de bir türlü engelleyemedik.

Bir taraftan bölgeyi tanımaya devam ederken bir taraftan da Aydemir Özcan’ın bir anda düğmesi kopan markalı gömleğinin ortayda çıkardığı panik durumuna ortak olmaya çalışırken bir taraftan da yine Aydemir Özcan’ın bitip tükenmeyen “Yorulduk aç susuz insan bu kadar dolaştırılır mı bir ağaç altı bulup dinlenmemiz lazım” şikayetleri arasında güzelim köy gezisini güç bela tamamlamayı başardıktan sonra Aydemir’in “gönlü hoş olsun” diye Saitabat Şelalesinin yolunu tuttuk.

“””””””””””””””””””””””””””””””””””””””””””

Saitabat Şelalesi

Kestel ilçesinde yer almaktadır. Şehir merkezine 22 km mesafede ve 630 metre rakımda bulunmaktadır. Saidabat Şelale’nin sağında, solunda ve suyun süzüldüğü istikamette sıralanmış restoran ve kafeler, arkadaşlarınız ve ailenizle birlikte dilerseniz kahvaltı dilerseniz et yemekleri için size unutamayacağınız bir atmosfer sunacaktır. Kestel ilçesinin Saitabat mahallesindedir. Ayrıca, Piknik yapmak isteyen ziyaretçiler piknik alanı içerisinde yer alan piknik masaları ile wc imkânından yararlanabilmektedirler.

“””””””””””””””””””””””””””””””””””””””””””””””””””””

Saitabat Şelalesine ulaşıpta o muhteşem görüntü ile karşı karşıya kalınca geriye bir tek görev kalıyordu bizde o görevi yerine getirdik, Yürümekten yorgun düşen ayaklarımızı biraz dinlendirmek adına ayakkabılarımızı ve çoraplarımızı çıkardıktan sonra ayaklarımızı buz gibi akan şelaleye değdirdik ama “Karpuz çatlatan” soğukluktan yüz derece daha fena olan buz gibi suda durmanın mümkünü yok, bir an önce donma noktasına gelen ayaklarınızı kurtaralım diye düşünürken Aydemir Özcan “Bu soğukluk neki biz Erzurum’da neler gördük” diyerek soğuk suda rekor kırmayı denedi, Söylediğine göre soğuk suda 18 saniye kalmış ve bu bir dünya rekoruymuş.

Şelalenin buz gibi akan suyunca ayaklarımız ile birlikte tüm vücudumuzu dinlendirdikten sonra “henüz iftara vakit var, görülmesi gereken yerlerden biriside Ağlayan Çınar, gidip ağlayan çınarı görelim ve Çınar ile ilgili rivayeti de öğrenelim” diyerek ağlayan çınara doğru hareket ettik.

Ağlayan Çınar

1998 yılında yaşı 725 olarak tescil edilen Gölyazı Mahallesi'ndeki Ağlayan Çınar, Bursa'nın en yaşlı anıt ağaçlarından biridir. Gölyazı'da yaşayan Rum kızı Eleni ile Mehmet'in, mübadele döneminde geçen hüzünlü aşk hikayesinin, aşıkların bu ağaç altında can vermeleri ile son bulması rivayet edildiğinden dolayı halk arasında Ağlayan Çınar olarak adlandırılan ağacın gövdesinde geniş bir kovuk bulunmaktadır.

“”””””””””””””””””””””””””””””””””

Ağlayan çınar bölgesi ramazan ayı olmasına rağmen kalabalık, biz o bölgeye doğru yola çıkarken ağacın çapını yüksekliğini, ve dallarını hesaplayan Mimar Özhan Öztürk  “Çınar bayağı geniş ama biz hem 6 kişiyiz hem de kollarımız uzun, eğer biraz çaba gösterirsek ağacı çepe çevre sarabiliriz” dediyse de ağlayan ağacı görünce hesapların tutmadığı gibi uzun diye düşündüğümüz kollarımızın da ağacı çevreleyemeye yetmeyeceğini gördük yine de ağacın altında yaklaşık yarım saat dinlendirdikten sonra Bursa merkeze doğru yola çıktık.

“”””””””””””””””””””””””””””””””””””””””””””””””””””

Bursa merkeze girdiğimizde bizi Gebzelilerin yakından tanıdığı işadamı dostumuz Aziz Bulut karşıladı, ana cadde üzerinde Aziz Bulut bize “Hoş geldiniz “ derken hemen arkasında yürüyüşe geçen mehteran bölüğünü de görünce ilk önce akımıza  “Aziz başkan bizi Bursa’da mehteran bölüğü ile karşılıyor ama bu kadar merasime de gerek yoktu” diye düşünürken mehteran bölüğünün bizim için değil Polis haftası dolayısı ile konser verdiğinin farkına vardık.

Bursa Merkezde yürümeye başladığımızda Özhan Öztürk” -Arkadaşlar Bursa’ya gelip namaz kılmak olmaz, ben şadırvana abdest almaya gidiyorum, hadi sizde gelin” ikazını yapınca hep birlikte abdest aldık, huşu içerisinde ikindi namazını eda ettikten sonra , Koza hana doğru yöneldik, Koza handa yarım saat nefeslendikten sonra iftar saatinin yaklaştığını hissedince iftarı yapacağımız Sümbüllü Bahçe konağına doğru yürümeye başladık.

SÜMBÜLLÜ BAHÇE KONAĞI

Eski Bursa’nın tam kalbinde küllerinden yeniden doğan Sümbüllü Bahçe Konağı, misafirleri kartpostallardaki Bursa’ya çağırıyor. Tarihi hisar bölgesinin en nadide köşesinde, Orhangazi ve Osmangazi Türbeleri’nin hemen yanındaki dar sokağın sonundaki konak; yıllar sonra kapılarını misafirlere açıyor.

Cumhuriyet dönemi sivil mimari örneği altı ayrı yapıdan oluşan sümbüllü bahçe konağı, essiz manzarası ve muhteşem mimarisiyle Tophane sırtlarında göz kamaştırıyor. 1921 yılında Bulgaristan’dan Bursa’ya göç eden Vehbi Rasim Dağlı’nın yaptırdığı konak, 2006 yılında kent kültürüne kazandırılmak üzere Osmangazi Belediyesi tarafından kamulaştırılmıştır. Bahçedeki sümbüller ve çiçeklerden dolayı Sümbüllü Bahçe Konağı olarak bilinen tarihi yapılar topluluğunun rekonstrüksiyon çalışmalarına 2008 yılında başlanmış. 2011 yılı Mayıs ayında Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın katkılarıyla Osmangazi Belediyesi tarafından Bursa kültür hayatı ve Turizmine kazandırılmış.

Konağın kuzeyinde Bursa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kuruluna ait tarihi bir yapı, güneyinde Balibey Hanı, batısında Orhangazi ve Osmangazi’nin Türbeleri ve doğusunda Tophane yamaçlarının altında Cemal Nadir Caddesi yer alıyor. Sümbüllü Bahçe Konağı’nın bahçesi eşsiz Bursa manzarasına hakim konumuyla sosyal ve kültürel buluşmalar için farklı bir adres.

“”””””””””””””””””””””””””””””””

Biz bursa seyahatine başlamadan birkaç gün önce İYİ Parti Bursa İl sekreteri Fatma Oyal hanıma “Biz Bursa’ya geleceğiz bize iftar yapacağımız nezih bir yer önerebilimisiniz” ricasında bulunduktan yaklaşık yarım saat sonra Bursa sümbüllü Bahçe konağından aradığını söyleyen bir yetkili “-Yüksel Bey Bursa İYİ Partiden Fatma Oyal’ın talebi ile sizin için 8 kişilik rezervasyon yaptık, Fatma hanımı da sizi de mahcup etmeyeceğiz, muhteşem manzara eşliğinde nefis yemeklerimiz için sizi iftar saatinden önce bekliyoruz” dedi.

Bursa Sümbüllü bahçe konağından içeriye adım attığımızda nerede ise tüm Bursa’ya yukarıdan bakan manzarayı görünce Fatma Oyal hanıma bir kez daha teşekkür ettik.

İftar saati geldi büyük bir gürültü ile patlayan Ramazan topunun arkasından okunulan ezan sonrası Aydemir Özcan ve Özhan Öztürk’ün duaları eşliğinde badem çorbası ile başlayan ve çıtır çıtır baklava ile sona eren nefis iftar yemeğini sonlandırdık.

İftar sonrası bir taraftan çayları yudumlarken bir taraftan da içimizden “Acaba Nusret acur kaç saniye içerisinde Abi iftarı yaptık kalkmak için neyi bekliyoruz.?"  sorusunu yöneltecek diye  içimizden saymaya başlamaya zaman kalmadan Nusret Acur’dan o bildik “-Abi yemek bitti kalkmak için neyi bekliyoruz” sorusu gelince kasaya yöneldik ancak kendisi de babası ile birlikte Bursa’da iş yapan Aziz Bulut’un oğlu Çağdaş Bulut kardeşimiz hesap ile ilgili gerekli işlemleri bizden daha önce yapınca kendisine teşekkür etmekten başka bir yol kalmadığını anlayıp iftar sonrası her geçen dakika biraz daha kalabalık hale gelmeye başlayan insan topluluğu ile birlikte araçlara doğru yürümeye başladık.

Aziz Bulut ve Çağdaş Bulut ile vedalaşıp  Gebze’ye dönmek için yola koyulduk, arkadaşlardan “-bursa çıkışındaki Oksijenlerin birisinde duralım zeytin ve zeytinyağı alalım birerde kahve içer sonra eve döneriz” teklifi geldiğinde ürünlerini tüm Türkiye’nin bildiği zeytin ve Zeytinyağı mağazasına “olağanüstü pahalılık” sebebi girmemizle çıkmamızın bir olduğunu ve elimizde fazla gramajlı olmayan kestane şekeri ile tekrar araçlara bindiğimizi hatırlıyoruz.

Araçta Kahveler elimizde Sanatçı Erdem Balkır’ın artık marş haline gelmiş “Bedenimde değil ruhumda sızı” türküsüne eşlik ederken bir baktık ki Bursa gezisi sonlanmış, Güven Altay’ın türküyü seslendirmesi eşliğinde  Nusret Acur’un pilotluğu, Birol Elüstü’nün co pilotluğundaki araç yolumuzun sonlandığı yere park etmiş ve gezi sonlanmış.

Teşekkürler

-Nusret Acur’a,

-Birol Elüstü’ne,

-Güven Altay’a,

-Özhan Öztürk’e,

-Aydemir Özcan’a,

-Aziz Bulut’a,

-Fatma Oyal’a,

-Çağdaş Bulut’a

Bir teşekkür de bu gezinin notlarını bir zabıt katibi duyarlılığı ve titizliği ile tutan Yüksel Ercan’a..

Son Teşekkürde….

Ve Türkiye’nin “Görülmesi gereken” yerlerini dolaştıktan sonra “Acaba gideceğimiz yerlerde nereleri ziyaret etsek nerede sorun yaşatmayacak yemekler  yesek” diye düşünen milyonlarca vatandaşa bu gezi notları ile sosyal sorumluluk çerçevesinde ücretsiz rehberlik yapan ROTASIZLAR Gezi ekibin tüm bileşenlerine..

Yeni bir seyahat  oluşuncaya kadar şimdilik hoşça kalın..

Yükleniyor..