Hava Durumu

Kulağı ters taraftan göstermek

Yazının Giriş Tarihi: 10.02.2026 19:38
Yazının Güncellenme Tarihi: 10.02.2026 19:38

Siyaset insan hayatına ne kadar egemen olmalı?” sorusu muhtemelen her dönemin en merak edilen meselesi.

Bu soruya şöyle sağlam bir cevap verilemiyor.

Sebebi bizim gibi ülkelerin yaşamının tamamen siyasete endeksli olmasından kaynaklanıyor olsa gerek.

Tüm hayatımızı siyaset tayin edince vatandaşta ister bir sabah uykudan uyandığında istemez başta iktidar partileri olmak üzere kendisine en yakın hissettiği bir siyasi partinin kapısından içeriye girmek zorunda kalıyor.

Sonrasında kariyer planlamasında kendisine uygun hangi pozisyonu düşünüyorsa o noktaya ulaşmak adına varını yoğunu ortaya koymaktan çekinmiyor.

Türkiye’nin seçmen profili belli.

Seçim sabahı uzaydan gelenler oy kullanmıyor.

Dolayısı ile siyasete “merhaba” diyenler Edirne’den, Kars’a kadar olan sınırlarımız içerisinde yaşayan vatandaşlarımızın oylarını almak için strateji geliştiriyorlar.

Kurulan partiye hatipliği iyi olan bir lider bulunduğunda işin yaklaşık yüzde doksanlık bölümü halledilmiş oluyor.

12 Eylül 1980 ihtilali sonrası 1983 yılında demokrasiye geçişte ANAP tarafından icat edilen “dört eğilim” söylemi bir noktada ideolojiyi de bitirmiş oldu.

Yeter ki iktidar olayım kurduğumuz partinin yönetiminde hangi fikirden siyasetçinin pek bir önemi yok” noktasından edilen hareket bizi bu günlere kadar getirdi.

Birde hemen her iktidar döneminde parti ayırımı yapmaksızın işin mutfağında olan isimler var.

Biz ANAP döneminden itibaren

-Abdulkadir Aksu

-Cemil Çiçek

ve birkaç siyasetçi hatırlıyoruz.

ANAP iktidarında bu ikim isim vardı.

Necmettin Erbakan’ın başbakanlığına kurulan hükümette yine bu iki isim başrollerde bulunmuştu.

En son

03 Kasım 2002 tarihinde iktidara gelen AK Partide yine bu iki isim ve onların arkadaşları bakanlık yaptılar.

Bu siyasetçiler 3 dönem kuralı ile kısa bir zaman dışarıda kaldılarsa da kendileri için oluşturulan “Yönetim kurulu üyeliklerinde “ “Biz artık yorulduk torun seveceğiz” deyinceye kadar yönetimlerde bulundular.

Söz konusu bu isimlerin siyaset sahnesinden çekilmelerinden hemen sonra sıra çocuklarına en sonunda da torunlarına geldi.

İşin diğer tarafında da belediye başkanları var.

3 dönem

4 dönem

5 dönem

Belediye başkanlığı yapanlar oldu.

Kendilerinin bıraktığı koltuklara bu sefer de çocukları oturmaya başladı.

Siyaset bu şekilde yoluna devam ediyor.

Ülkenin nerede ise tamamı uzun süreli milletvekilliğinden belediye başkanlığından şikayetçi.

Ancak bir Allah kulu da bu şikayetleri duymuyor.

Sürekli yazıyoruz.

Tüm partiler bir araya gelsinler.

İktidar en fazla iki dönem

Milletvekilliği en fazla iki dönem

Belediye başkanlığı en fazla iki dönem

Yapılabilir şeklinde karar alsınlar.

Dünde bu sütunlarda belirttiğimiz gibi şu an siyaseten tartıştığımız ne kadar olumsuzluk varsa bıçak gibi kesilir.

Partiler arasındaki gidişi gelişlerde sona erer.

Uzun süreli iktidarlar dolayısı ile ortaya çıkan yozlaşmalarda biter.

Ancak hepimiz kulağımızı diğer elimiz ile gösterdiğimizden olsa gerek.

Asıl sorun karşısında gözlerimizi ve kulaklarımızı kapatıyoruz.

Günü kurtarmanın yollarını arıyoruz.

Günü kurtarmanın yollarını araya araya ömrümüz bitti.

Halimiz malum.

Kendi duyarsızlığımız yüzünden karşı karşıya kaldığımız olumsuzluklardan neden bu kadar şikayet ediyoruz?

Biz de bunu anlamakta zorluk çekiyoruz.

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.