Sporun doğası kıyafeti belirler. Bisikletçi tayt giyer çünkü uzun sürüşte konfor ve aerodinamik avantaj gerekir.
Dalgıç, tayt giyer çünkü su altında ısı ve esneklik korunur.
Halterci, tayt giyer çünkü kaldırış sırasında vücudu sabit tutmak gerekir.
Yani mesele meslek değil, sporun teknik ihtiyaçlarıdır. Buna rağmen bugünlerde tartışılan konu şu: “Vali bisiklet sürerken tayt giymiş.” Ne var bunda?
Bir vali, bir doktor, bir savcı, bir öğretmen ya da bir işçi spor yaptığında, kıyafetini mesleğine göre değil yaptığı spora göre seçer.
Sporun gerektirdiği kıyafeti giymek, spora gönül vermenin ve ciddiyetin göstergesidir. Takım elbiseyle bisiklet sürmek hem komik hem de tehlikeli olurdu. Toplumda gündem olması gereken şey, bir valinin spor sırasında ne giydiği değil; görevinde sergilediği başarı veya başarısızlıktır. Spor kıyafeti kişisel yaşamın doğal bir parçasıdır; kamu görevi ise ayrı bir sorumluluk alanıdır.
TAYT GİYİLEN SPORLAR
Bisiklet: Pedli taytlar uzun sürüşte konfor sağlar, aerodinamik avantaj sunar.
Koşu: Kompresyon taytları kasları destekler, teri uzaklaştırır, hava koşullarına uyum sağlar.
Yoga ve Pilates: Esnek taytlar hareket özgürlüğü ve denge sağlar.
Fitness: Dayanıklı kumaş squat gibi hareketlerde şeffaflaşmaz, bel bölgesinde kayma yapmaz.
Halter: Vücudu sabit tutar, güvenliği artırır.
Dalış: Su altında ısı koruması ve esneklik sağlar.
Aerobik/Dans: Esnek ve nefes alabilir taytlar yüksek enerjili hareketlerde rahatlık sunar.
Şimdi sorarım sizlere: Bu sporları bilinçli yapan bürokratlar takım elbise altına kundura ayakkabı mı giysin? Bir spora gönül veren kişi, o sporun gerektirdiği tüm ekipmanı ve kıyafeti temin eder. Bu, meslek ayrımıyla değil sporun teknik ihtiyaçlarıyla ilgilidir. “Vali onu yemez, bunu giymez, oraya gitmez” diye bir genelge yok. Spor yapan herkes, yaptığı sporun gerektirdiği kıyafeti giyer.
ARDAHAN’DAKİ BİSİKLET FESTİVALİ
Ardahan Valisi Mehmet Fatih Çiçekli, sosyal medya hesabından Ardahan’da bir bisiklet festivali yapma çağrısında bulunmuş, 11 Temmuz’da bin kişinin katıldığı festivalde bisikletli kalabalıkların görüntülerini paylaşmıştı. Buna rağmen “Taytla geziyor, böyle vali olmaz” sözleriyle hedef gösterildi. Oysa mesele tayt değil, mesele görevdeki başarıdır. Sporun doğasına uygun kıyafet giymek, spora saygının bir parçasıdır.
Sayın vekilin memleketinde gündem olması gereken şey, bir valinin taytı değil; halkın sorunları, hizmetlerin kalitesi ve yönetimdeki başarıdır. Spor yapan bir bürokratı kıyafeti üzerinden tartışmak, asıl meseleleri görmezden gelmektir. Tayt, spora gönül vermenin göstergesidir; görevdeki başarı ise kamu vicdanının ölçüsüdür.
“Tayt tartışmasıyla vakit kaybetmek yerine halkın sorunlarına odaklanmak gerekir.”
Halkın içinde olmak kimi zaman sarı çizme giymek, kimi zaman spor faaliyetleriyle vatandaşlarla bir araya gelip pedal çevirmektir.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Uğur GENCER
Tayt meselesi üzerinden asıl meseleye bakmak
Sporun doğası kıyafeti belirler. Bisikletçi tayt giyer çünkü uzun sürüşte konfor ve aerodinamik avantaj gerekir.
Dalgıç, tayt giyer çünkü su altında ısı ve esneklik korunur.
Halterci, tayt giyer çünkü kaldırış sırasında vücudu sabit tutmak gerekir.
Yani mesele meslek değil, sporun teknik ihtiyaçlarıdır. Buna rağmen bugünlerde tartışılan konu şu: “Vali bisiklet sürerken tayt giymiş.” Ne var bunda?
Bir vali, bir doktor, bir savcı, bir öğretmen ya da bir işçi spor yaptığında, kıyafetini mesleğine göre değil yaptığı spora göre seçer.
Sporun gerektirdiği kıyafeti giymek, spora gönül vermenin ve ciddiyetin göstergesidir. Takım elbiseyle bisiklet sürmek hem komik hem de tehlikeli olurdu. Toplumda gündem olması gereken şey, bir valinin spor sırasında ne giydiği değil; görevinde sergilediği başarı veya başarısızlıktır. Spor kıyafeti kişisel yaşamın doğal bir parçasıdır; kamu görevi ise ayrı bir sorumluluk alanıdır.
TAYT GİYİLEN SPORLAR
Bisiklet: Pedli taytlar uzun sürüşte konfor sağlar, aerodinamik avantaj sunar.
Koşu: Kompresyon taytları kasları destekler, teri uzaklaştırır, hava koşullarına uyum sağlar.
Yoga ve Pilates: Esnek taytlar hareket özgürlüğü ve denge sağlar.
Fitness: Dayanıklı kumaş squat gibi hareketlerde şeffaflaşmaz, bel bölgesinde kayma yapmaz.
Halter: Vücudu sabit tutar, güvenliği artırır.
Dalış: Su altında ısı koruması ve esneklik sağlar.
Aerobik/Dans: Esnek ve nefes alabilir taytlar yüksek enerjili hareketlerde rahatlık sunar.
Şimdi sorarım sizlere: Bu sporları bilinçli yapan bürokratlar takım elbise altına kundura ayakkabı mı giysin? Bir spora gönül veren kişi, o sporun gerektirdiği tüm ekipmanı ve kıyafeti temin eder. Bu, meslek ayrımıyla değil sporun teknik ihtiyaçlarıyla ilgilidir. “Vali onu yemez, bunu giymez, oraya gitmez” diye bir genelge yok. Spor yapan herkes, yaptığı sporun gerektirdiği kıyafeti giyer.
ARDAHAN’DAKİ BİSİKLET FESTİVALİ
Ardahan Valisi Mehmet Fatih Çiçekli, sosyal medya hesabından Ardahan’da bir bisiklet festivali yapma çağrısında bulunmuş, 11 Temmuz’da bin kişinin katıldığı festivalde bisikletli kalabalıkların görüntülerini paylaşmıştı. Buna rağmen “Taytla geziyor, böyle vali olmaz” sözleriyle hedef gösterildi. Oysa mesele tayt değil, mesele görevdeki başarıdır. Sporun doğasına uygun kıyafet giymek, spora saygının bir parçasıdır.
Sayın vekilin memleketinde gündem olması gereken şey, bir valinin taytı değil; halkın sorunları, hizmetlerin kalitesi ve yönetimdeki başarıdır. Spor yapan bir bürokratı kıyafeti üzerinden tartışmak, asıl meseleleri görmezden gelmektir. Tayt, spora gönül vermenin göstergesidir; görevdeki başarı ise kamu vicdanının ölçüsüdür.
“Tayt tartışmasıyla vakit kaybetmek yerine halkın sorunlarına odaklanmak gerekir.”
Halkın içinde olmak kimi zaman sarı çizme giymek, kimi zaman spor faaliyetleriyle vatandaşlarla bir araya gelip pedal çevirmektir.
Kalın sağlıcakla...
YAZARLARIMIZ Tüm Yazarlarımız
15 Temmuz 2016 Cuma gecesi yer yerinden oynadı. Bir kâbustu... 52 yıla 4 askeri darbe sığdırmıştık, beşincisi neyse ki kalkışma ve girişim boyutunda kaldı. Ancak o gecenin can acıtıcı her sahnesi kuşkusuz bu ülkenin zihninde derin izler bıraktı. Halkına silah çeken asker, Meclis’in, bu ülkenin insa