“Yollar yürümekle aşınmaz…” Süleyman Demirel’in hafızalara kazınan o sözü…
Sadece bir cümle değil; bir bakış, bir duruş, bir hayat dersi.
Bazı sözler vardır zaman geçer ama eskimez.
Çünkü hayatın içinden doğmuştur.
Bugün…
Bir sabah vakti düşünün İzmit’i…
İzmit’in sokaklarında yürüyen insanlar…
İşe yetişenler, okula gidenler, güne selam verenler…
Herkes bir yerde, herkes bir yolda.
Ama asıl soru şu: Herkes yürüyor, peki herkes ilerliyor mu?
Yol dediğiniz şey sadece asfalt değildir.
Bir kaldırımın düzgün olması kadar, bir insanın içinin rahat olması da önemlidir.
Bir yolun uzunluğu değil, insana ne hissettirdiği kalır geriye.
“Yürüyün” diyor doktorlar…
Haklılar.
Yürüyelim.
Sağlık için, nefes için, yaşamak için…
Ama sadece bedenimiz mi yürüsün?
Gülümsememiz yürüsün.
Selamımız yürüsün.
İyi niyetimiz yürüsün.
Çünkü bir şehir insanıyla yürür.
İzmit gibi şehirlerde hayat, sadece yollarla değil insanların birbirine dokunuşuyla akar.
Bir esnafın “hoş geldin” demesiyle, bir çocuğun güvenle koşabilmesiyle, bir yaşlının rahatça yürüyebilmesiyle…
İşte o zaman, yollar anlam kazanır.
“Yollar yürümekle aşınmaz”…
Doğru.
Ama şunu da unutmamak gerekir:
Yollar, değer katanlarla güzelleşir.
Bir yere sadece gitmek yetmez oraya bir iz bırakmak gerekir.
Sessizce, gösterişsiz ama kalıcı.
Bugün kendimize küçük bir soru soralım:
Geçtiğimiz yolları mı çoğaltıyoruz, yoksa geçtiğimiz yerlere değer mi katıyoruz?
Çünkü şehirler adım sayısını değil, bırakılan izi hatırlar.
Rahmetle anıyoruz Süleyman Demirel’i…
Ama asıl mesele, onun sözlerini hatırlamak değil o sözlerle yürüyebilmektir.
Ve evet...
Yollar yürümekle aşınmaz. Ama...
İnsana dokunmayan hiçbir yol, hatırlanmaz.