Bazen insan durup kendine sorar: “Ne terslik bende mi…?”
Bir meslektaşının, kendi alanıyla ilgili bir arayışta olduğunu duyarsın…
Beklemezsin. “Biri yapsın” demezsin.
Harekete geçersin.
Bir telefon… Bir bağlantı… Bir ortam…
Belki aylar sürecek bir süreci, birkaç güne indirecek bir köprü kurarsın.
Ama sonra… Bir bakarsın… Aynı şeyi yapabilecek, hatta senden daha iyi yapabilecek insanlar…
Bir anda susar. Görmez. Duymaz. Dokunmaz.
İşte o an sorarsın: “Ne terslik bende mi…?”
…
Birine sorarsın: “Çocuğun ne iş yapıyor?”
Cevap gelir.
“Nerede?” dersin…
Biraz bekleyerek…
Senin çocuğun da aynı şehirde, hatta aynı branştadır…
“Tanışsınlar” dersin.
Cevap gelir: “Benim çocuk biraz asosyal…”
Bir duraksarsın…
“Peki hangi firmada?” dersin…
Ve en hızlı cevap: “Bilmiyorum.”
İnsan düşünür…
Bir baba… Bir anne… Evladının çalıştığı yeri bilmiyorsa…
Sorun bilgi eksikliği midir… Yoksa ilgi eksikliği mi…?
Ya da…
Bir gün ondan yardım istenir çekincesi mi…?
…
Bir davet alırsın.
Özel… kıymetli… “Yalnız gitmeyeyim” dersin.
“Belki ona ya da yakınlarına yeni kapılar açılır” diye düşünürsün.
Yanına birini alırsın. Birlikte büyüsün diye…
Ama o kişi… Orada bulunmayı bir fırsat değil, sana yapılmış bir lütuf gibi görür.
Eşlik etmeyi değer üretmek yerine, “yeterli” sayar.
İşte o an yine sorarsın: “Ne terslik bende mi…?”
…
Ve en zoru…
Hiçbir alacağın yoktur.
Hatta belki zamanında el uzattığın, yol gösterdiğin biri…
Bir gün, başkasıyla olan meselesini sana taşır.
Sana mesafe koyar. Sana tavır yapar.
Hiç ilgisi olmayan bir konuda…
Seni de taraf zanneder.
İşte o an…
İnsanın içinden geçen tek cümle: “Ne terslik bende mi…?”
…
Belki de mesele bizde değil…
Belki de mesele; aynı hassasiyeti, aynı sorumluluğu, aynı vefayı herkesten beklememizde…
Herkesi kendimiz gibi sanmamızda…
…
Ama şunu da unutmamak gerekir:
Herkes aynı yerden bakmaz.
Herkes aynı yükü hissetmez.
Herkes aynı niyeti taşımaz.
Ve en önemlisi…
Herkes aynı “emanet” duygusuna sahip değildir.
…
Biz yine bildiğimiz gibi yapacağız.
Köprü kuracağız. Yol açacağız.
Sessiz kalanlara inat, konuşan değil, çözen olacağız.
Çünkü şehirler de, insanlar da kendi hâline bırakıldığında değil, sorumluluk alınarak büyür.
…
Belki de asıl soru şu olmalı:
“Ne terslik bende mi…?” değil... “Ben doğru olanı yapmaya devam ediyor muyum…?”
Eğer cevap “evet” ise… Gerisi sadece zaman meselesidir.
…
Ve unutulmamalı:
Yarın, yolu açanlar konuşulacak… Seyredenler değil.
…
Ve unutma:
Biz köprü kurmaya devam edeceğiz; geçmek istemeyenler kendi tercihiyle kalır.