Hava Durumu

HER ÂLİMİN HEYBETİNDE, BİLGELİĞİ KADAR ŞERRİ OLMALI

Yazının Giriş Tarihi: 10.02.2026 17:11
Yazının Güncellenme Tarihi: 10.02.2026 17:11

Bazı cümleler vardır; yüksekten söylenir, serttir, sarsar.

İlk okunduğunda insanı irkiltir ama durdurur da.

“Her âlimin heybetinde, bilgeliği kadar şerri olmalı” cümlesi tam da böyledir.

Bakınca tarih çağrışımı yapar.

Gücü olanın karanlığı da olur gibi…

Bilgi arttıkça tehdit büyür gibi…

Heybet, korkuyla tamamlanır gibi…

İnsan düşünür:

Gerçekten öyle mi?

Birçok coğrafyada, birçok dönemde bilgi güçle birleştiğinde adalet değil, tahakküm doğdu.

Bilgelik kibire dönüştü.

Heybet, güven vermek yerine korku üretti.

Bu yüzden bu cümle kulağa “doğruya yakın” gelir.

Ama…

Bu satırlar ne bugüne methiye, ne de bugüne itirazdır; yalnızca bilginin nasıl taşınması gerektiğine dair bir ölçü arayışıdır.

Bana uymaz usta.

Çünkü ben bilginin şerle dengelendiği bir akla inanmıyorum.

Benim bildiğim bilgelik, karanlık üretmez; ışık taşır.

Heybet dediğin şey, korku üretmez; güven verir.

Gerçek bilgelik arttıkça ses yükselmez; omuzlar ağırlaşır, baş öne eğilir.

Eğer bir şehirde âlimlerin bilgisi şer doğuruyorsa, orada sorun bilgide değil, emanetin kaybolmuş olmasındadır.

Kent dediğimiz yer; bilgiyi denetleyen, gücü ölçen, heybeti adaletle sınırlayan bir akla muhtaçtır.

Ülke dediğimiz şey; bilgeliği korkuyla değil, sorumlulukla taşımayı bilen bir aklın üzerinde yükselir.

Bizim ihtiyacımız olan şey “şerle dengelenmiş heybet” değil; ölçüyle taşınan bilgeliktir.

Çünkü bu topraklarda şehirler korkuyla değil, emanetle ayakta kalır.

Belki o cümle bir uyarıdır, belki bir tarih notudur.

Ama geleceği kuracak olan cümle o değildir.

Gelecek, bilgiyi şerle değil, adaletle ve sorumlulukla taşıyanların elinde şekillenecek.

O yüzden tekrar söylüyorum:

Düşündürür… ama bana uymaz usta

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.