Malum, yaklaşık 20 yıldan beri ulusal gazetede köşe yazıyorum. Genellikle doğa ve hayvanları kurguluyorum yazılarımda. Dünya üzerindeki tüm hayvanlar benim ilgi odağım. Bir taraftan da sokak hayvanlarının sorunlarıyla uğraşıyoruz.
Son zamanlarda her gün TV kanallarında hayvan saldırıları haberleri birinci sırada veriliyor. Bu hayvanların suçu değil, bütün suç bulundukları illerinde ve ilçelerin belediyelerinde… Sayın Cumhurbaşkanım, adalet ve içişleri bakanlarım… Belediyeler sahada besleme yapmıyor. Besleme yapmadıkları gibi kısırlaştırma olayına da girmiyor. Aç kalan hayvan ister istemez saldırıya geçiyor. Sayın Cumhurbaşkanım, siz yasa çıkardınız, ‘nüfusu 25 bin olan ilçelerde barınak yapılacak’ diye. Kayseri’de toplamda 16 ilçe var ama hiçbirinde barınak yok. Seçim zamanı başkanlar ‘pati kasabası, ‘pati köy’ adı altında projeler ortaya attı ama hiçbiri yapılmadı. Kayseri’de 400 bine yakın hayvan sever var. Şimdi bu hayvan severler ‘oy vermeyeceğiz’ diyor. Kırsal kesimde veya ilçelerde şehirden daha fazla besleme yapılmaktadır… Sizlerin önce belediyeleri uyarmanız lazım. Acil kısırlaştırılmaya gidilmeli. Bunun yanında barınaklar yapılmalı. Tok hayvan asla saldırmaz. Bazı büyük illerimizde bu hayvanlar işyerleri ile mağazaların kapısında yatıyor…
Ayrıca okullara yuvalar koyup buralarda hayvanları besleyerek çocuklara bu sevgiyi aşılamamız lazım. Daha önce milli eğitim bakanlığı yapan Ziya Selçuk, bu proje üzerinde çok çalışmış ve birçok okula da hayvanları koydurmuştu...
Açıkça da itiraf ediyorum. Ben hayvanları insanlardan daha erdemli, daha ahlaklı ve daha saygın buluyorum. Sözün özü hayvanlar benim için daha önemli.
Belki bu yazıları yazabilmeyi köpüşüm Juli, Bobo, Linda, Anna, Çirkin Bobo ve sokakta baktığım yüzlerce kuçuya borçluyum.
İnsanlar düşünme yetisini genellikle kötü yönde kullanırken, hayvanlar sadece nefes alabilmek için yaşıyor. İçgüdü ve kodlarının dışında onlara hiçbir şey yaptıramazsınız. Biraz marjinal olsa da bana göre hayvanlar, insanlardan daha üstün sosyolojik bir toplumdur. Güçlü olmak elbette haklı olmak değildir. Eğer öyle olsa idi hayvanlar orantısız güç kullanarak insanoğlunu yok ederdi. Ancak hayvanlar insanlığa bunu yapmıyor. Tersine insanlar hayvanları yok edip bitirmek için çabalıyorlar. İşte bu yüzdendir ki, hayvanlar benim için daha önemli, üstelik daha da değerli.
Gazete ve TV ekranları gündemde olan pisiciklerle yani kediciklerle de dolu. Ben gerçek kedileri yazıp kedilerden özür dilemek isterim. Gerçek kediler dört ayaklıdır. İki ayaklı kediler ise sahte ve yapay olanıdır. Onların isimlerini kirli oyunlarına alet edenlere, nazire olsun diye yazıyorum. Hayvanları kendilerine alet edip, onların isminden veya sıfatından prim yapmaya çalışan insanlardan nefret ettim. Zavallı ve gerçek kedilerin bir isimleri bile yoktur. Sokaktaki kedilerin hepsi bir “pisipisi” dir. Değil lüks yaşamak bir dilim kuru ekmek ve suya hasrettir. Ne evleri ne de villaları vardır. Oraya, buraya, köşecikler, araba kaputlarına sığınıp yaşamaya çalışırlar. Öldüklerinde bir mezarları bile yoktur. Çoğunun son adresi ya bir çöp kamyonu ya da bir çöplüktür. Hiç bir şeyleri yoktur ama hasiyetli onurlu ve kibirli hayvanlardır kedi. İki ayaklı olanlarına nispet.
Bu arada geçenlerde Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nde ziyaret ettiğim değerli dostumuz, arkadaşımız Başkan Dr. Memduh Büyükkılıç, imkanlarınca can dostlarımız için yardımda bulundu teşekkür ederim. Türkiye’de hayvan sever belediye başkanları içerisinde ilk sıralarda yer alan Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrak ile Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın da bu konuda çok duyarlı… Türkiye’nin en modern hayvan ambulansını yaptırdılar, Kocasinan Belediyesi’nin bölgesinde, merkezde ve kırsal kesimlerde besleme üniteleri yapması hayvan severler tarafından takdirle karşılandı.
Belediyelere yaptırım uygulanmalı. Belediyelerin ödeneklerini doğru yere aktarmaları gerekiyor. Bir ilçe belediyesinde nüfusu 100 bini geçiyorsa ve buna rağmen kadın sığınma evi yoksa yaptırım uygulanmalı. Sokak hayvanlarının kısırlaştırılması, bakım evlerine alınması için bütçeleri var bu bütçeyi doğru bir şekilde o işe ayırmıyorsa yine “Bunu neden yapmadın” diye sorulmalı. Gezici ekipler, sokakta hayvanlarını kısırlaştırıyor. Hayvanın yarası sokakta iyileşiyor. Böyle olmaz.
Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin Molu Barınma evinde Veteriner hekimler tarafından aşı ve kısırlaştırma yapılmaktadır..gerçekleştirdiği iş birliği ile sokak hayvanlarının tedavileri burada yapılıyor.
Kayseri Hayvan Hakları Koruma Derneği Başkanı (KAYHAKDER) Nilgün Uzel de hayvanlar konusunda yasanın bir an önce çıkartılarak hayvanlara da yaşam hakkının verilmesini istedi...
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Mehmet UZEL
Yaşam hakkına saygı tüm canlılar içindir
Malum, yaklaşık 20 yıldan beri ulusal gazetede köşe yazıyorum. Genellikle doğa ve hayvanları kurguluyorum yazılarımda. Dünya üzerindeki tüm hayvanlar benim ilgi odağım. Bir taraftan da sokak hayvanlarının sorunlarıyla uğraşıyoruz.
Son zamanlarda her gün TV kanallarında hayvan saldırıları haberleri birinci sırada veriliyor. Bu hayvanların suçu değil, bütün suç bulundukları illerinde ve ilçelerin belediyelerinde… Sayın Cumhurbaşkanım, adalet ve içişleri bakanlarım… Belediyeler sahada besleme yapmıyor. Besleme yapmadıkları gibi kısırlaştırma olayına da girmiyor. Aç kalan hayvan ister istemez saldırıya geçiyor. Sayın Cumhurbaşkanım, siz yasa çıkardınız, ‘nüfusu 25 bin olan ilçelerde barınak yapılacak’ diye. Kayseri’de toplamda 16 ilçe var ama hiçbirinde barınak yok. Seçim zamanı başkanlar ‘pati kasabası, ‘pati köy’ adı altında projeler ortaya attı ama hiçbiri yapılmadı. Kayseri’de 400 bine yakın hayvan sever var. Şimdi bu hayvan severler ‘oy vermeyeceğiz’ diyor. Kırsal kesimde veya ilçelerde şehirden daha fazla besleme yapılmaktadır… Sizlerin önce belediyeleri uyarmanız lazım. Acil kısırlaştırılmaya gidilmeli. Bunun yanında barınaklar yapılmalı. Tok hayvan asla saldırmaz. Bazı büyük illerimizde bu hayvanlar işyerleri ile mağazaların kapısında yatıyor…
Ayrıca okullara yuvalar koyup buralarda hayvanları besleyerek çocuklara bu sevgiyi aşılamamız lazım. Daha önce milli eğitim bakanlığı yapan Ziya Selçuk, bu proje üzerinde çok çalışmış ve birçok okula da hayvanları koydurmuştu...
Açıkça da itiraf ediyorum. Ben hayvanları insanlardan daha erdemli, daha ahlaklı ve daha saygın buluyorum. Sözün özü hayvanlar benim için daha önemli.
Belki bu yazıları yazabilmeyi köpüşüm Juli, Bobo, Linda, Anna, Çirkin Bobo ve sokakta baktığım yüzlerce kuçuya borçluyum.
İnsanlar düşünme yetisini genellikle kötü yönde kullanırken, hayvanlar sadece nefes alabilmek için yaşıyor. İçgüdü ve kodlarının dışında onlara hiçbir şey yaptıramazsınız. Biraz marjinal olsa da bana göre hayvanlar, insanlardan daha üstün sosyolojik bir toplumdur. Güçlü olmak elbette haklı olmak değildir. Eğer öyle olsa idi hayvanlar orantısız güç kullanarak insanoğlunu yok ederdi. Ancak hayvanlar insanlığa bunu yapmıyor. Tersine insanlar hayvanları yok edip bitirmek için çabalıyorlar. İşte bu yüzdendir ki, hayvanlar benim için daha önemli, üstelik daha da değerli.
Gazete ve TV ekranları gündemde olan pisiciklerle yani kediciklerle de dolu. Ben gerçek kedileri yazıp kedilerden özür dilemek isterim. Gerçek kediler dört ayaklıdır. İki ayaklı kediler ise sahte ve yapay olanıdır. Onların isimlerini kirli oyunlarına alet edenlere, nazire olsun diye yazıyorum. Hayvanları kendilerine alet edip, onların isminden veya sıfatından prim yapmaya çalışan insanlardan nefret ettim. Zavallı ve gerçek kedilerin bir isimleri bile yoktur. Sokaktaki kedilerin hepsi bir “pisipisi” dir. Değil lüks yaşamak bir dilim kuru ekmek ve suya hasrettir. Ne evleri ne de villaları vardır. Oraya, buraya, köşecikler, araba kaputlarına sığınıp yaşamaya çalışırlar. Öldüklerinde bir mezarları bile yoktur. Çoğunun son adresi ya bir çöp kamyonu ya da bir çöplüktür. Hiç bir şeyleri yoktur ama hasiyetli onurlu ve kibirli hayvanlardır kedi. İki ayaklı olanlarına nispet.
Bu arada geçenlerde Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nde ziyaret ettiğim değerli dostumuz, arkadaşımız Başkan Dr. Memduh Büyükkılıç, imkanlarınca can dostlarımız için yardımda bulundu teşekkür ederim. Türkiye’de hayvan sever belediye başkanları içerisinde ilk sıralarda yer alan Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrak ile Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın da bu konuda çok duyarlı… Türkiye’nin en modern hayvan ambulansını yaptırdılar, Kocasinan Belediyesi’nin bölgesinde, merkezde ve kırsal kesimlerde besleme üniteleri yapması hayvan severler tarafından takdirle karşılandı.
Belediyelere yaptırım uygulanmalı. Belediyelerin ödeneklerini doğru yere aktarmaları gerekiyor. Bir ilçe belediyesinde nüfusu 100 bini geçiyorsa ve buna rağmen kadın sığınma evi yoksa yaptırım uygulanmalı. Sokak hayvanlarının kısırlaştırılması, bakım evlerine alınması için bütçeleri var bu bütçeyi doğru bir şekilde o işe ayırmıyorsa yine “Bunu neden yapmadın” diye sorulmalı. Gezici ekipler, sokakta hayvanlarını kısırlaştırıyor. Hayvanın yarası sokakta iyileşiyor. Böyle olmaz.
Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin Molu Barınma evinde Veteriner hekimler tarafından aşı ve kısırlaştırma yapılmaktadır..gerçekleştirdiği iş birliği ile sokak hayvanlarının tedavileri burada yapılıyor.
Kayseri Hayvan Hakları Koruma Derneği Başkanı (KAYHAKDER) Nilgün Uzel de hayvanlar konusunda yasanın bir an önce çıkartılarak hayvanlara da yaşam hakkının verilmesini istedi...
YAZARLARIMIZ Tüm Yazarlarımız
Eskiden mahalle bakkalları vardı. İnsan neye ihtiyacı varsa oradan almaya çalışırdı. Ekmek bulunurdu. Şeker bulunurdu. Çay bulunurdu. Paranız varsa alırdınız. Yoksa da bakkalın veresiye defterine yazdırır, yine alırdınız. Bugün alışveriş merkezleri var. Dijital mağazalar var. Dünyanın öbür ucund