Hava Durumu

“Mış” gibi evlilikler 

Yazının Giriş Tarihi: 25.07.2026 21:59
Yazının Güncellenme Tarihi: 25.07.2026 22:01

Evet son yıllarda Şehrimizdede boşanmalar Türkiye rekoru kırıyor..Psikolog ve Aile Danışmanı Uzmanı Simge Özbek evlilik konusunda çok güzel açıklamalarda bulundu...

"Bazı evlilikler dışarıdan bakıldığında kusursuz görünür. Aynı sofraya oturulur, aynı ev paylaşılır, aile fotoğraflarında gülümsemeler eksik olmaz. Ancak ilişkinin görünmeyen tarafında eşler birbirlerine yabancılaşmış olabilir. Psikolojik açıdan bu durum, halk arasında sıkça kullanılan “mış gibi evlilik” kavramıyla açıklanabilir. Böyle ilişkilerde evlilik sürmektedir; fakat duygusal bağ, yakınlık ve karşılıklı anlaşılma hissi önemli ölçüde zayıflamıştır.

“Mış gibi” evliliklerde kişiler çoğu zaman rollerini başarıyla yerine getirir. Anne-baba olurlar, ekonomik sorumlulukları paylaşırlar ve sosyal çevreye uyumlu bir çift görüntüsü verirler. Buna rağmen birbirlerinin iç dünyasına ulaşamazlar. Konuşmalar günlük ihtiyaçlarla sınırlı kalır; duygular, hayaller ve kırgınlıklar konuşulmaz. Sessizlik, zamanla ilişkinin en baskın dili haline gelir.

Bu tablo bir anda ortaya çıkmaz. Çözümlenmeyen çatışmalar, yoğun çalışma temposu, çocukların ihtiyaçlarının ilişkinin önüne geçmesi, duyguları ifade etme güçlüğü, geçmişten taşınan kırgınlıklar ve toplumsal baskılar yıllar içinde çiftleri birbirinden uzaklaştırabilir. Birçok kişi ilişkinin bozulduğunu fark etse de alışkanlık, ekonomik kaygılar, yalnız kalma korkusu veya çocukların etkilenmesini istememek nedeniyle değişimden kaçınabilir.



Psikolojik açıdan en önemli sonuçlardan biri duygusal yalnızlıktır. Aynı evi paylaşmasına rağmen anlaşılmadığını hisseden kişi, zamanla kendini değersiz, görünmez ve tükenmiş hissedebilir. Bu durum kaygıyı artırabilir, depresif belirtileri tetikleyebilir ve kişinin benlik algısını olumsuz etkileyebilir. Duygusal ihmal, çoğu zaman yüksek sesli tartışmalardan daha derin izler bırakır.

“Mış gibi” evliliklerde dikkat çeken belirtiler arasında birlikte kaliteli zamanın azalması, fiziksel yakınlığın zayıflaması, sorunların ertelenmesi, ortak hedeflerin kaybolması ve ilişkinin yalnızca sorumluluklar üzerinden sürdürülmesi yer alır. Taraflardan biri ya da her ikisi, ilişkide gerçekten görülmediğini ve duyulmadığını hissedebilir.

Bununla birlikte her duygusal uzaklaşma evliliğin sonu anlamına gelmez. İlişkinin yeniden güçlenebilmesi için öncelikle mevcut durumun kabul edilmesi gerekir. Eşlerin birbirini suçlamadan dinlemesi, duygularını açıkça ifade etmesi, birlikte kaliteli zaman planlaması ve geçmiş kırgınlıkları yapıcı biçimde ele alması önemlidir. Gerektiğinde çift terapisi desteği almak, iletişim kalıplarını yeniden yapılandırmaya ve güven duygusunu onarmaya yardımcı olabilir.

Sağlıklı evlilik kusursuz olmak değildir. Sağlıklı evlilik; farklılıkların kabul edildiği, çatışmaların konuşulabildiği, saygının korunduğu ve duygusal bağın beslenmeye devam ettiği ilişkidir. Evliliği ayakta tutan yalnızca resmi bir birliktelik değil; karşılıklı ilgi, güven, empati ve ortak gelişim isteğidir.

Sonuç olarak “mış gibi” yaşamak, kısa vadede düzeni koruyor gibi görünse de uzun vadede hem bireyin ruh sağlığını hem de ilişkinin niteliğini zedeleyebilir. Gerçek yakınlık, aynı çatı altında bulunmaktan çok aynı duyguda buluşabilmekle mümkündür. Belki de her çiftin zaman zaman kendine şu soruyu sorması gerekir: “Biz gerçekten birlikte mi yaşıyoruz, yoksa sadece evliymiş gibi mi?”

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.