Hava Durumu

Kendinde eksik ve hata görememenin bedeli ağır olur

Yazının Giriş Tarihi: 19.04.2026 00:28
Yazının Güncellenme Tarihi: 19.04.2026 00:29

Şehrimizin tanınmış Sosyal Pedagog Hanım Demirbaş’la geçtiğimiz günlerde K.Maraş ve Urfa’da yaşanan okul cinayetleri konusunda uzun uzun sohbet ettik. Bu olaylar konusunda değerli hocam çok güzel açıklamalar yaptı...

İşte o notlardan satır başları

Türkiye’de Okul Saldırıları: Şanlıurfa ve Kahramanmaraş Üzerinden Görünmeyen Süreçler

Bu analiz, kamuya açık veriler ve sahadaki gözlemler temel alınarak, çocukların etik ve mahremiyet sınırları gözetilerek oluşturulmuştur. Türkiye’de son dönemde yaşanan okul saldırıları hâlâ “ani” olarak konuşuluyor. Oysa bu tanım gerçeği açıklamaz. Sadece gerçeği geciktirir.

Çünkü bu tür olaylar bir anda olmaz. Birikir. Şiddet bir sonuçtur. Ama o sonuca giden süreç, yıllarca görünmez kalır. Ve Türkiye’de genelde çocuklar, ifade etmeyi değil, biriktirmeyi öğrenerek büyür.

Sorun Öfke Değil, Taşınamayan Duygu

Psikoloji bize şunu söyler: Davranış, tek başına ortaya çıkmaz. Bir iç dünya ile bir dış dünyanın kesişimidir.

Bir çocuk:

• öfkesini tanımıyorsa

• kırgınlığını ifade edemiyorsa

• değersizlik hissini taşıyamıyorsa

o duygu kaybolmaz. Yön değiştirir.

Türkiye’de ise duygular çoğu zaman düzenlenmez, bastırılır. “Takma”, “geçer”, “büyütme” denir.

Ama bastırılan hiçbir duygu yok olmaz. Sadece daha sert bir yerden geri gelir.

Zorbalık: Bir Davranış Değil, Kimlik İnşası

Bu tür vakalarda asıl kırılma noktası çoğu zaman zorbalıktır. Ama Türkiye’de zorbalık hâlâ yanlış tanımlanır.

Fiziksel değilse, ciddiye alınmaz.

Oysa en derin etkiler:

• alay edilme

• küçümsenme

• yok sayılma

• dışlanma ile oluşur.

Bu tekrarlandığında çocuk şunu hissetmez sadece, buna inanmaya başlar. “Ben değersizim. Ben burada istenmiyorum.” Ve bir noktadan sonra davranış, bu inancın dili olur.

Şiddet: Öğrenilen Bir Tepki Biçimi

Şiddet çoğu zaman içgüdüsel değildir. Öğrenilir.

Nasıl mı?

• Evde iletişim nasıl kuruluyorsa

• Okulda güç nasıl tanımlanıyorsa

• Dijital dünyada ne görünüyorsa çocuk onu model alır.

Bugün bir çocuk için şiddet: sadece öfke değil, kendini duyurma yolu haline gelebiliyor.

En Büyük Hata: Sessizliği Sağlık Sanmak

Türkiye’de en tehlikeli yanlışlardan biri şudur: “Sessiz çocuk = iyi çocuk”

Oysa çoğu vakada en yüksek risk: sessiz, geri çekilen, görünmeyen çocuklardır. Çünkü bağıran çocuk hâlâ iletişim kuruyordur. Sessiz olan ise çoktan vazgeçmiştir.

Sistem Nerede Kırılıyor?

Sorun bilinmiyor değil.

Ama doğru yerde ele alınmıyor.

• Okul davranışı görüyor, duyguyu değil

• Aile sonucu düzeltmeye çalışıyor, süreci değil

• Sistem müdahale ediyor, ama geç

Ve en kritik nokta: Risk görülüyor ama yönetilmiyor.

Kendinde Eksik ve Hata Görememenin Bedeli

Kendi eksiklerini ve hatalarını göremeyen bir birey, sorunu sürekli dışarıda arar; bu da çözümü değil, aynı döngünün tekrarını üretir.

Asıl Mesele: Sistem mi, Birey mi?

Bu sorunun cevabı tek taraflı değil. Evet, sistem eksik. Ama sadece sistem değil. Çünkü gerçek şu: “Birey kendi içsel süreçlerini yönetemediği sürece, hiçbir sistem tek başına yeterli olmaz. Türkiye’de dikkat çeken bir diğer kritik dinamik ise, bilgi ile davranış arasındaki kopuştur. İnsanlar çoğu zaman ne yapmaları gerektiğini bilmiyor değildir. Aksine, doğruyu teorik olarak ifade edebilirler. Ancak bu bilgi davranışa dönüşmez. Çünkü birey, kendi içsel süreçlerini düzenleyemediği sürece; duygularını tanıma, tolere etme ve yönetme kapasitesi gelişmediği sürece, bildiğini uygulayamaz. Bu nedenle dışarıdan alınan destek, danışmanlık ya da yönlendirme çoğu zaman kalıcı bir değişim üretmez. Sorun bilgi eksikliği değil; bilginin, içsel kapasiteyle desteklenmemesidir.

Türkiye’nin Döngüsü: Bastır – Biriktir – Patlat

Bu vakalar bir modeli açıkça gösteriyor:

Bastırılan duygu

→ biriken gerilim

→ ani görünen davranış

Toplum son noktayı görür. Ama o noktaya gelene kadar olan süreci konuşmaz. Çünkü süreçle yüzleşmek, sonucu konuşmaktan daha zordur. Bu tür eylemleri yalnızca “öfke” ile açıklamak yetersizdir. Bu, aynı zamanda bireyin algısının bozulduğu, şiddeti zihinsel olarak meşrulaştırdığı bir kırılma noktasıdır. Bu noktaya gelindiğinde, davranış artık bir tepki değil, bireyin kendi içinde kurduğu bir anlamın dışa vurumudur.

Sonuç

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşananlar istisna değil. Bir sürecin sonucu. Ve en rahatsız edici gerçek şu: Bu olaylar öngörülemez değil. Sadece zamanında ciddiye alınmadığı için gerçekleşiyor. Bu yüzden mesele “neden oldu” değil, neden zamanında görülmediğidir. Bir çocuk bir anda şiddet uygulamaz.

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.