Hava Durumu

Toprak!

Yazının Giriş Tarihi: 10.04.2026 19:43
Yazının Güncellenme Tarihi: 10.04.2026 19:43

İnsanoğlu, binlerce yıldan beri toprağı ekip biçerek karnını doyuruyor. Anadolu, verimli topraklarıyla her türlü ürünün yetiştiği bir coğrafyadır. İlk buğday tarımının Konya- Çatalhöyük'te ve Mezopotamya topraklarında(Dicle ve Fırat ırmakları arasında) yapıldığı arkeolojik bulgulardan tesbit edilmiştir.

Türkiye, yakın zamana kadar, kendi kendine yeten bir tarım ülkesi idi. Ancak son yıllarda pirinç, m'ercimek, nohut, fasulye, mısır, arpa, fındık, karpuz, pamuk, incir, soğan, sarımsak, saman ve hatta bugünlerde tereyağını bile ithal etmeye başladık. Çobanları bile Afganistan'dan ve Suriye'den ithal ediyoruz.

9 Nisan 2026 tarihli Nefes Gazetesi'nde Et ve Süt Kurumu tarafından İtalya'dan tereyağı ithal edildiği haberini okuyunca bu yazıyı yazma ihtiyacını hissettim. Türkiye, bir tarım ve hayvancılık ülkesi iken niçin bunu hale düştü ve her ürünü dış ülkelerden alır hale geldi.

İzlenen yanlış politikalar sonucunda tarım ve hayvancılık sektörü çökme noktasına geldi. Üretici, devletten yeterli destek alamadığı için ürünü tarlada kalıyor. Tüketici ise pazarda ürünü çok pahalıya almak zorunda kalıyor ya da sadece bakmakla yetiniyor.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Kurtuluş Savaşı kazanıldıktan sonra ekınomik bağımsızlığı sağlamak için 1. İktisat Kongresi'ni İzmir'de topladı.(17 Şubat- 4 Mart 1923) 1135 delegenin(köylü, işçi, işveren, sanayici) katıldığı, Kazım Karabekir'in başkanlık yaptığı bu kongrede

"Milli ekonomi ilkesi" benimsendi. Bu doğrultuda 'en önemli karar, aşar(öşür) vergisinin 1925 yılında kaldırılmasıdır. Köylünün ürettiği ürünün onda birlik vergisi kaldırılınca köylüler rahat bir nefes aldı. Fabrikalar kuruldu, özel teşebbüsün yetmediği yerde devlet desteği sağlanacağı belirtildi. Alınan doğru kararlar ve uygulama ile kısa sürede tarım, sanayi ve madencilik gelişti. Artık Türkiye kendi ihtiyaçlarını karşılar hale geliyordu. Bilinçli bir şekilde kalkınma hamlesi gerçekleşiyor; tarım, hayvancılık, sanayi ve ticaret sürekli gelişiyordu.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün emriyle ilk defa 1925 yılında, Doğu Karadeniz'de Muğlalı yüksek ziraat mühendisi Zihni Derin tarafından çay üretimi yapıldı ve iyi ürün elde edilince çay tarımı yaygınlaştırıldı.

Cumhuriyetin 103.yıldönümünde ülkemizde gelinen nokta nedir?

Tarım ve hayvancılık ürünlerinde dışa bağımlılık yaşanıyor; buğdayı, arpayı, mercimeği, nohutu, pirinci, fasulyeyi, karpuzu, soğanı,sarımsağı, eti, samanı ve hatta çobanı bile ithal ediyoruz. Böylece üretici devlet tarafından desteklenmediği için kaybediyor, tüketici de pahalı olduğu alamıyor ve kaybediyor. Ama bu ürünleri ithal eden şirketler kazanıyor.

Köylülere tohum desteği, elektrik, sulama, mazot, gübre ve ucuz kredi desteklerinin sağlanarak yerli üretiminin artması ve halkın da ucuz gıdaya ulaşımı sağlanmalıdır.

Yerlilik ve millilik, dışarıdan ithal etmek yerine kendi üreticilerimizin desteklenmesiyle olur.

Eskiden okullarda, " Yerli Malı" haftasında her öğrenci kendi evinden bir ürün getirir; kutlama yapılır, keyifle hep birlikte türlü yiyecekler yenirdi. Şimdiki çocuklar, her şeye ve yerli ürüne hasret!

Büyükşehir yasası gereğince bazı iller büyükşehir oldu. Muğla' da bunlardan biri. Muğla'nın köyleri ve bazı beldeleri de mahalle oldu. Milas'ın köyleriyle birlikte 132 mahallesi oldu. Yeniköy ve Kemerköy Termik Santralleri'ne kömür havzası sağlamak amacıyla çevresindeki köylerin(Karacahisar, Çamköy, İkizköy ve çevresindeki diğer köylerin arazilerinin acele kamulaştırma kararı verildi. Bu karar gereği zeytin ve çam ağaçlarının kesimi nedeniyle köylüleri toprağından, evinden, köyünden, tarlasından, üretiminden yoksun bırakmak; şehirlere sürgün etmek, hiçbir ahlaka ve vicdana sığmaz. Toprağını, köyünü, zeytinini korumak için direnen köylülere baskı yapmak, cezalandırmak, hapse atmak; Anayasa'nın," Irk, dil, din ve mezhep ayrımı olmaksızın herkes kanunlar önünde eşittir" İlkesine aykırıdır. Köylü üretmezse şehirli ne yiyecek?

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 27 Ekim 1913- 20 Ocak 1915 yılları arasında Sofya Ataşemiliterliği

(Dış temsilciliğe bağlı bir askeri uzman) görevi yapar. Sabah, kaldığı evden kahvaltı yapmak için bir pastaneye gider. Kahvaltısını yaparken içeri bir köylü girer ve garsondan çay ve pasta ister. Garson onu dışarı çıkarmak ister ama köylü bağırır, çağırır ve dışarı çıkmaz. Gürültüyü duyan pastane sahibi gelir ve köylüye "buraya oturamazsınız, dışarı çıkın" der. Köylü ise, yumruğunu masaya vurarak "sana, sütü, peyniri, tereyağını, yumurtayı ve unu ben getiriyorum. Hiçbir yere gitmiyorum, istediğimi getireceksiniz" der ve oturur. Pes eden pastane sahibi köylünün istediklerini servis yapar. Bu olaya şahit olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk, "Benim köylüm de böyle güçlü olmalı ve hakkını savunmalı diye düşünür.(1)

Daha sonra ise şu sözü söyler:

"Üreten köylü, milletin efendisidir."

Milletin efendisi olan üretici köylülere gereken değeri verelim.

Toprak, vatandır, namustur. Onu korumak isteyen köylüler de yurtseverdir.

İkizköy'ün ve çevresindeki köylerin yok olmasını istemeyen Esra Işık, serbest bırakılmalıdır.

50-60 yıllık ömrü olan termik santraller için yemyeşil cennet köyler yok olmasın, yaşasın.

(1)- Erol Mütercimler'in TV'deki bir konuşmasından

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.