Hava Durumu

Yargıda Akın Gürlek dönemi ve bilirkişilikte hakikat arayışı

Yazının Giriş Tarihi: 16.02.2026 09:41
Yazının Güncellenme Tarihi: 16.02.2026 09:41

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı yaptığı dönemde kendisiyle yakından çalışma fırsatı bulduğum ve yargı sisteminin nerelerde tıkandığını, hangi noktalarda neşter vurulması gerektiğini bizzat sahada müşahede ettiğimiz Sayın Akın Gürlek’in Adalet Bakanı olarak görevlendirilmesini hem ülkemiz ve milletimiz adına hem de yargının en hayati damarlarından biri olan bilirkişilik müessesesi adına son derece kıymetli ve stratejik bir adım olarak görüyorum.

Sayın Bakan’ın kürsüden ve başsavcılıktan gelen derin saha tecrübesi, sorunları teorik bir çerçeveden değil, doğrudan uygulamanın içinden tanımasını sağlıyor. Bu durum, adaletin sadece bir ideal olarak kalmayıp, hızlı ve isabetli bir şekilde tecelli etmesi yolunda atılacak adımların en büyük teminatıdır.

İşte bu noktada, sahadaki pratik aksaklıkları çok iyi bilen bir iradenin yönetiminde; adaletin hakikatle olan bağı yeniden tanımlanırken, bizlere de bu süreci teknik ve etik anlamda tahkim etme sorumluluğu düşmektedir.

Adalet, toplumsal huzurun ve devletin temel direğidir. Mahkemelerin hızı, kararların isabeti ve gerçeğin ortaya çıkarılması, çoğu zaman gözden kaçan ancak hayati bir rol üstlenen aktörlerin, yani "Bilirkişilerin" omuzlarındadır.

Adalet sistemi yalnızca mahkeme salonlarında tecelli eden soyut bir kavram değil; vatandaşın devlete olan güveninde somut karşılık bulan canlı bir yapıdır. Bu yapının en kritik unsurlarından biri ise teknik bilgisiyle adalete ışık tutan bilirkişilerdir.

YARGININ SAC AYAKLARI VE BİLİRKİŞİNİN YERİ

Adaletin hızlı ve adil bir şekilde tesis edilmesi kolektif bir çabadır. Bir yargılama sürecinde; Hâkim karar verici, Savcı iddia makamı, Kolluk Kuvvetleri ise delil toplayıcı ve uygulayıcı olarak nasıl vazgeçilmez bir görev icra ediyorsa, bilirkişiler de o denli hayati ve tamamlayıcı bir misyon üstlenirler. Teknik bir meselenin çözümü olmadan, hukuki bir kararın verilmesi çoğu zaman imkânsızdır.

Ancak yargılamanın bu aktörleri arasında çok ince ve keskin bir ayrım vardır: Avukatlar ile Bilirkişiler birbirine karıştırılmamalıdır.

Avukatlar, mesleklerinin doğası gereği bir "taraf"ı temsil ederler. Bazen sanığın (savunma), bazen de mağdurun (iddia/katılan) haklarını savunurlar. Oysa bilirkişinin "tarafı" yoktur. Bilirkişi ne davacıya ne de davalıya yakındır. O, sadece ve sadece mahkemeye teknik destek sağlayan, bilimsel verilerle konuşan ve objektif gerçekliğin sözcüsü olan tarafsız bir aktördür. Bu mutlak tarafsızlık, adil yargılamanın omurgasıdır.

BİLİRKİŞİLİK EĞİTİMİ VE ADALETE STRATEJİK YATIRIM

Adalet Bakanlığı bünyesinde, İstanbul Bölge Bilirkişilik Kurulunda görev alacak yaklaşık 1500 bilirkişi adayına eğitim verme sorumluluğunu üstlenmiş bir akademisyen olarak şunu açıkça ifade edebilirim ki; bilirkişilik yalnızca teknik bilgi değil, aynı zamanda sarsılmaz bir etik duruş gerektirir.

Verilen bu eğitimler, sıradan bir mesleki aktarım değil, Türk yargı sisteminin geleceğine yapılan stratejik bir yatırımdır. Çünkü hatalı, eksik veya yönlendirilmiş bir rapor yalnızca tek bir davayı değil, toplumsal adalet algısını da derinden sarsar.

ÖĞRETİRKEN ÖĞRENMEK VE ORTAK SORUMLULUK

Eğitimlerimde kanunu ve etik değerleri anlatırken, geçmişte rapor yazarken edindiğim tecrübeleri ve samimiyetle ifade etmeliyim ki! yaptığım hataları da adaylarla paylaşıyorum. Amacım, onların aynı yanılgılara düşmesini engellemek ve doğru rotayı baştan çizmelerini sağlamaktır. Ancak bu süreçte fark ettim ki; "öğretmek" aslında tek taraflı bir eylem değilmiş. Tıpkı bir pazarlamacının müşterisiyle iletişim kurarken satış stratejisini geliştirmesi ve daha iyi bir ürün ortaya koymayı sahadan öğrenmesi gibi; ben de adaylara ders verirken kanunların ruhunu ve etik değerleri yeniden, çok daha derinlemesine öğrendiğimi belirtmek isterim.

Adalet Bakanlığı ve Bölge Bilirkişilik Kurulu’nun bu müesseseye verdiği büyük önem, bizim için en büyük referanstır. Bu ciddiyet karşısında bizler de sisteme insanüstü bir gayretle katkı sunmayı ana amacımız edindik.

Hiç kimsenin "Bu ülkede adalet yok" dememesi için; hâkimden savcıya, kolluk kuvvetinden avukata, arabulucudan bilirkişiye kadar hepimiz bu zincirin ayrılmaz halkalarıyız. Zincirin gücü, her bir halkanın sağlamlığına bağlıdır. İnancımız ve düsturumuz odur ki; Allah işini iyi yapandan razıdır. O halde bize düşen, mazeret üretmek değil, adaletin tecellisi için görevimizi hakkıyla ve en güzel şekilde yerine getirmektir.

HAZİRAN AYINDA YENİ BİR DÖNEM BAŞLIYOR

Bu vizyon doğrultusunda Adalet Bakanlığı Bölge Bilirkişilik Kurulu başvuruları 16 Şubat tarihinde tamamlanmış oldu. Başvuruların sona ermesine paralel olarak yürütülen titiz inceleme sürecinin ardından, başvurusu kabul edilen yetkin uzmanlar 30 Haziran itibarıyla bilirkişi listelerine eklenerek yemin etmeleri ardından resmen göreve başlayacaklardır.

Bu yeni katılımlar, mahkemelerin iş yükünü hafifletecek, yargılama sürelerini kısaltacak ve sisteme taze bir uzmanlık desteği sağlayacaktır.

Adaletin Kalbinde "Temiz Sicil" ve "Mesleki Onur" Şartı

Bilirkişilik Kanunu’nun ve etik ilkelerin altını kalın çizgilerle çizmek gerekir. Bir kişi teknik anlamda üst düzey bir uzmanlığa veya mesleğe sahip olabilir; ancak bu durum, onun bilirkişi olabileceği anlamına gelmez. Kanunlarımız bu konuda tavizsizdir: Terörle iltisaklı, yüz kızartıcı suçlara bulaşmış veya sapkın eğilimleri olan şahısların, uzmanlıkları ne olursa olsun bilirkişilik sistemine girmesi kesinlikle yasaktır. Eğitimlerimde her zaman vurguladığım gibi; suç örgütleriyle veya karanlık yapılarla yolu kesişmiş kişilerin, adaletin mutfağında yer alması asla kabul edilemez. Çünkü bilirkişilik sadece teknik bir görev değil, yüksek itibar gerektiren bir onurdur. Bu duruş, hukukun üstünlüğünün ve devlet ciddiyetinin doğal bir sonucudur.

KAZANÇ KAPISI DEĞİL, ADALET NÖBETİ

Eğitimlerde adaylara özellikle vurguladığım bir diğer husus şudur: Bilirkişilik, yüksek gelir beklentisiyle yapılan bir "ek iş" değildir. Tam tersine, adalete katkı sunma bilinciyle yürütülen, manevi sorumluluğu ağır bir kamusal hizmettir. Lüks, şatafat ve haksız kazanç peşinde koşanların bu alana yönelmemesinin sebebi de budur. Çünkü bilirkişilik; harama mesafe koymayı, şeffaflığı ve mesleki onuru esas alır.

GÜVEN VEREN YARGININ YENİ VİZYONU VE AKIN GÜRLEK DÖNEMİ

Adalet Bakanlığı’nın bilirkişilik sistemine dair vizyonu, artık sadece bir "düzenleme" değil, köklü bir zihniyet değişimini temsil etmektedir. Bu noktada bayrağı devralan Bakan Sayın Akın Gürlek’in her fırsatta altını çizdiği hız, liyakat ve keskin sınırlarla belirlenmiş yetki prensipleri, yeni yargı reformu stratejisinin de ana omurgasını oluşturmaktadır. Sayın Bakan’ın kürsü tecrübesiyle şekillenen bu kararlı duruşu, yargılamayı geciktiren teknik darboğazlara karşı tavizsiz bir dönemin başladığının en somut kanıtıdır.

Özellikle bilirkişinin teknik sınırda kalarak hâkimin takdir yetkisine müdahale etmemesi yönündeki hassasiyeti, adil yargılanma hakkının korunması adına Akın Gürlek döneminin en belirgin mührü olacaktır. Bu vizyon doğrultusunda hayata geçirilecek sıkı akreditasyon ve denetim modelleriyle; "hakikatle güçlenen, liyakatle yükselen" bir bilirkişilik sisteminin inşası, Sayın Bakan’ın da hedeflediği gibi sisteme doğru veriyi sağlayan ehliyetli uzmanlarla hayat bulacaktır.

Amacımız daha nitelikli raporlar, daha hızlı yargılama ve daha adil kararlar üretmek olmalıdır.

Zira güçlü bir toplum ve devlet, ancak güçlü bir adalet sistemi ve bu sisteme doğru veriyi sağlayan, tarafsız, liyakatli bilirkişilerle mümkündür.

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.