Hava Durumu

Yapay zekâ çağında telif hakları ve gurur dolu bir sempozyumun ardından

Yazının Giriş Tarihi: 19.04.2026 17:56
Yazının Güncellenme Tarihi: 19.04.2026 17:56

Dijitalleşme ve yapay zekâ, sadece alışkanlıklarımızı değil, hak kavramını da kökünden sarsıyor.

İçeriğin asıl sahibi kim sorusu artık felsefi bir tartışmadan çıkıp, hukuki ve sektörel bir varoluş mücadelesine dönüştü. Tam da bu krizin ortasında, geçtiğimiz hafta İstanbul Ticaret Üniversitesi Sütlüce Kampüsü’nde son derece kritik bir etkinliğe imza atıldı.

Ulusal Dijital Medya ve Telif Hakları Sempozyumu’nda bulunmak benim için sıradan bir akademik veya sektörel etkinlikten çok daha öteydi. Salonun atmosferini solurken kendimi adeta hem kız hem de erkek tarafı gibi hissettim.

Bir yanda mensubu olmaktan büyük onur duyduğum İstanbul Ticaret Üniversitesi, diğer yanda üyesi olarak hak mücadelesine omuz verdiğim Telif Hakları Derneği vardı.

İki değerli ailenin böylesine anlamlı bir vizyon etrafında birleşerek, Hukuk ve İletişim Fakültelerimizin katkılarıyla bu kusursuz organizasyonu hayata geçirmesi içimde büyük bir gurur dalgası yarattı.

Hem gazeteci hem de bir akademisyen şapkasıyla oturumları takip ettiğinizde, meselenin ne kadar çok boyutlu olduğunu daha net görüyorsunuz. Programın akışı, meselenin sadece teorik değil, pratik krizlerini de tüm çıplaklığıyla ortaya koydu. Sabah saatlerinde özel hukuk bağlamında telif hakları masaya yatırılırken, yapay zekânın haber içerikleriyle eğitilmesi meselesindeki ihlal ve istisna ikilemi, sektörün kanayan bir yarası olarak tartışıldı.

Medya endüstrisinde telifin geleceğini tartışan ikinci oturum, gazeteci kimliğimle beni en çok düşündüren bölümlerden biriydi. Haber ajansları ve dijital medya yöneticilerinin dijital telif yasası beklentileri, emek hırsızlığına karşı sektörün acil çözüm arayışının bir yansımasıydı.

Öğleden sonra ise yeni medya ekosistemi ve ceza hukuku yönünden telif ihlalleri, çok değerli akademisyenlerin sunumlarıyla irdelendi. Yapay zekâ ile üretilen sanat eserlerinden fikrî ürünlerin ihlaline kadar uzanan bu geniş yelpaze, dijital dönüşümün röntgenini çeker nitelikteydi.

Bilgi paylaştıkça çoğalır derler; ancak bilginin ete kemiğe bürünüp karşınıza donanımlı bir meslektaş olarak çıkmasının verdiği haz bambaşkaymış. Sempozyumun kahve molalarından birinde, vermiş olduğum derste anlattıklarımı dinleyen bir öğrencimin yanıma gelmesi, günün en unutulmaz ve en duygusal anıydı. Bugün Hukuk Fakültesi’nde öğretim görevlisi olarak o salonda bulunması ve yanıma gelerek beni onurlandırması, akademik hayatın ne kadar kutsal bir tohum ekme işi olduğunu bana bir kez daha hatırlattı. Ektiğimiz fidanların bugün adaletin ve hukukun kalesinde kök saldığını görmek paha biçilemez bir ödüldür.

Yapay zekâ çağında içeriğin sahibinin kim olduğu, telif hakkının sınırlarının nerede başlayıp nerede bittiği daha uzun süre tartışılacak. Ancak emin olduğum bir şey var. Hem iletişim hem de hukuk disiplinlerini aynı masada buluşturan, sorunu sadece tespit etmekle kalmayıp çözüm önerileri de sunan bu tür vizyoner adımlar, ülkemizin dijital geleceğini güvence altına alacak en sağlam temeldir.

Bu ufuk açıcı sempozyumda emeği geçen üniversitemizi, derneğimizi, değerli hocalarımızı ve sektör profesyonellerini yürekten kutluyorum. Dijital dünyada emeğin hakkını korumak hepimizin ortak sorumluluğudur.

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.