Hava Durumu

“Şikâyet Edilirim Diye” Kendimi İhbar Ediyorum

Yazının Giriş Tarihi: 17.04.2026 10:41
Yazının Güncellenme Tarihi: 17.04.2026 10:41

Bolu’da yaşanan okul tehdidi sonrası bir müdür yardımcısı, öğrenciyi uyarmasının şikâyet konusu olabileceği endişesiyle kendisini “önceden ihbar ettiğini” açıkladı.

Eğitimcinin sözleri, okullardaki otorite tartışmasını yeniden gündeme taşıdı.

Bolu’da bir ortaokulda ortaya çıkan “infaz listesi” skandalı, eğitim sisteminin artık yalnızca akademik başarıyla ölçülemeyecek kadar kritik bir eşiğe geldiğini gösteriyor.

Henüz 13 yaşında bir öğrencinin, okul müdürü ve arkadaşlarını hedef alan tehditler savurması; üstelik bunu dijital bir platformda, soğukkanlı bir şekilde dile getirmesi, meselenin basit bir çocukluk hatası olmadığını açıkça ortaya koyuyor.

Daha da çarpıcı olan, kullanılan dilin kendisi. “Ben de boş insan değilim, PUBG oynadım” ifadesi, dijital dünyadaki şiddet kültürünün bazı genç zihinlerde nasıl bir “yeterlilik göstergesi” haline geldiğini düşündürüyor. Oyunla gerçeklik arasındaki çizgi, belli ki bazı çocuklar için tehlikeli biçimde silinmiş durumda.

Bu noktada meseleyi yalnızca bir öğrenciye indirgemek kolaycılık olur. Asıl soru şu: Bu çocuk bu noktaya nasıl geldi?

Olayın geçmişine bakıldığında, aynı öğrencinin daha önce akran zorbalığı nedeniyle disiplin sürecine girdiği görülüyor. Yani ortada birdenbire ortaya çıkmış bir kriz değil, zamanında yeterince ciddiye alınmamış bir sürecin sonucu var. Eğitim sisteminin en zayıf halkalarından biri de tam burada ortaya çıkıyor: Sorunları erken aşamada tespit edip derinlemesine müdahale edememek.

Bir diğer dikkat çekici boyut ise öğretmenlerin ve idarecilerin içinde bulunduğu psikolojik iklim.Bolu Canip Baysal Ortaokulu müdür yardımcısıMehmet Tuncay’ın yaptığı paylaşım, sahadaki eğitimcilerin nasıl bir baskı altında olduğunu net biçimde ortaya koyuyor. Öğrenciyi okul önünden uzaklaştırmaya çalışan bir eğitimcinin, kendisini “önceden ihbar etme” ihtiyacı hissetmesi, otorite kavramının ne kadar aşındığını gösteriyor.

Bugün öğretmen, ne tam anlamıyla müdahale edebiliyor ne de tamamen geri çekilebiliyor. Her uyarı potansiyel bir şikâyet, her refleks bir tartışma konusu haline gelmiş durumda. Bu tablo, sadece öğretmeni değil, öğrenciyi de savunmasız bırakıyor.

Unutulmaması gereken bir gerçek var: Eğitim, yalnızca bilgi aktarmak değildir. Aynı zamanda sınır koymaktır, yön vermektir, gerektiğinde müdahale etmektir.

Bolu’daki bu olay, üç temel gerçeği yeniden hatırlatıyor. Birincisi, dijital içeriklerin çocuklar üzerindeki etkisi artık göz ardı edilemez. İkincisi, okullarda psikolojik danışmanlık ve rehberlik mekanizmaları güçlendirilmeden bu tür risklerin önüne geçmek mümkün değil. Üçüncüsü ise öğretmenin otoritesi ile öğrencinin hakları arasındaki denge yeniden kurulmak zorunda.

Bu yaşananlar bir istisna değil, bir işaret fişeği.

Görmezden gelinirse, bir sonraki haberin yalnızca “tehdit” başlığıyla kalmama ihtimali var.

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.