Hava Durumu

Özakalın’ın en büyük rakibi: 26 yılda yapılmayan işler

Yazının Giriş Tarihi: 30.09.2026 17:09
Yazının Güncellenme Tarihi: 30.09.2026 17:09

Erzurum’da ETSO seçimleri yaklaşırken herkes aynı sorunun peşinde: Kim başkan olacak?

Oysa bu soru yerine şunu sormak daha anlamlı olur diye düşünüyorum.

Erzurum, bugün konuştuğumuz bazı ekonomik hedefleri yıllar önce neden gerçekleştiremedi?

Çünkü ETSO’da bir dönem kapanıyor, başka bir dönem açılıyor ama şehrin ekonomik hafızası sandıkla sıfırlanmıyor.

Lütfü Yücelik’in 26 yıllık başkanlık dönemi bunun en önemli örneği. Vaadler, yapılamayanlar...

Bugün Erzurum iş dünyasının bir bölümünde hissedilen şey biraz da bu.

Yıllarca konuşulan ama bir türlü yeterince büyütülemeyen sanayi...

Artırılamayan büyük firma sayısı...

Şehrin dışarıya verdiği göç...

Yatırımcının önündeki finansman ve teşvik sorunları...

İhracatın istenen seviyeye çıkamaması...

Ve Erzurum’un ekonomik potansiyeliyle gerçek ekonomik büyüklüğü arasındaki o can sıkıcı mesafe...

26 yıllık Yücelik döneminin sonunda şu soru sorulabilir: Daha fazlası yapılabilir miydi?

Üstelik bu soruyu yalnızca bugün muhalif olanlar sormuyor.

Yücelik’in kendi açıklamalarında bile Erzurum’un Türkiye’nin büyük firmaları arasındaki temsilinin yetersizliğine dikkat çektiğini görüyoruz. Yücelik, Türkiye’de bazı illerin İlk 500’de 10-15 firmayla yer aldığını, Erzurum’da ise yalnızca bir firmanın bulunduğunu söylemiş ve bu sayının artırılması gerektiğini vurgulamıştı.

İşte meselenin düğüm noktası tam da burada.

Bir şehir 26 yıl boyunca ekonomik olarak daha büyük bir sıçrama yapamadıysa, artık sadece yapılanları değil, yapılamayanları da konuşması gerekir.

Bugün Saim Özakalın’ın önüne koyduğu hedeflere baktığımızda da aslında geçmişle gelecek arasındaki fark daha görünür hale geliyor.

İkinci Organize Sanayi Bölgesi...

10 milyar liralık yatırım hedefi...

20 bin kişilik istihdam...

Kalıcı 6. Bölge teşvikleri...

Model Fabrika...

Mesleki ve Teknik Lise...

Soğuk Hava Test Merkezi...

Aziziye Besi Tarıma Dayalı İhtisas OSB...

Yeni ihracat ofisleri...

Bunlar yalnızca proje başlıkları değil. Erzurum’un yıllardır beklediği ekonomik dönüşümün ana başlıkları.

Saim Özakalın’ın ilk döneminde 2. OSB’de 152 hektarlık alanda 71 sanayi parselinin neredeyse tamamının yatırımcılara tahsis edildiği, açıklanan projeksiyona göre 5 milyar 720 milyon liralık sabit yatırım ve yaklaşık 4 bin 500 kişilik istihdam öngörüldüğü belirtiliyor.

Burada insanın aklına ister istemez şu soru geliyor: Bu ölçekte bir sanayi hamlesi neden daha önce yapılamadı?

Bu nedenle Özakalın’ın yeniden adaylığı, yalnızca bir başkanın yeniden koltuğa talip olması şeklinde okunmamalı.

Önündeki asıl mesele, başlatılan işlerin tamamlanması. Çünkü ETSO’da yönetim değiştiğinde her şey yeniden başlamamalı.

Erzurum’un artık kaybedecek zamanı yok.

Bir proje hazırlanacak...

Bir rapor yazılacak...

Bir heyet Ankara’ya gidecek...

Sonra dosya rafa kalkacak...

Erzurum bu döngüyü fazlasıyla yaşadı.

Şimdi başka bir şey gerekiyor: Başlanan işin sonuna kadar takip edilmesi. Özakalın’ın yeniden adaylığını anlamlı kılan taraf da burada.

Dört yıl önce görevi devralan bir yönetim, bugün önüne daha büyük hedefler koyuyorsa bunun bir nedeni var.

İlk dönemde kurulan ilişkiler, kazanılan temsil gücü ve hazırlanan projeler, ikinci dönemde sonuç üretmek için kullanılabilir.

Özellikle Erzurum’un 35 yıl aradan sonra TOBB Yönetim Kurulu’nda temsil edilmesi, şehrin Ankara’daki ekonomik lobi gücü açısından önemli bir kazanım olarak ortaya çıkıyor.

Fakat bunun da bir şartı var: Temsil, Erzurum’un kasasına ve fabrikasına yansıyacak.

İş insanı artık protokol fotoğrafına değil, sonuca bakıyor.

Kredinin maliyetine...

Teşvikin gücüne...

Fabrikanın üretime geçip geçmediğine...

İhracatın artıp artmadığına...

Yeni işçinin işe girip girmediğine...

Çünkü Erzurumlu iş insanı artık şunu çok iyi biliyor: Toplantı ekonomiyi büyütmez. Üretim büyütür.

Fotoğraf istihdam yaratmaz. Fabrika yaratır.

Rapor ihracat yapmaz. Firma yapar.

İşte bu yüzden geçmiş dönemin eksikleri, bugün Özakalın’ın önündeki en büyük sorumluluğa dönüşüyor. Yücelik döneminde yapılamayanların tamamını Özakalın’ın dört yılda çözmesini beklemek de gerçekçi değil.

Ama Erzurum’un geçmişte yaşadığı gecikmeleri tekrarlamamak artık bir tercih değil, zorunluluk.

Çünkü şehir yıllardır aynı cümleyi kuruyor: “Erzurum’un potansiyeli çok büyük.” Peki, o potansiyel ne zaman gerçek ekonomik güce dönüşecek?

Bence ETSO seçimlerinin asıl tartışması burada yapılmalı. Bir tarafta 26 yıllık başkanlık dönemi... Diğer tarafta son dört yılda ortaya konulan yeni sanayi, yatırım, ihracat ve istihdam hedefleri...

Ve ortada Erzurum’un artık geçmişte kaybettiği zamanı telafi etmek zorunda olduğu gerçeği.

Özakalın’ın yeniden adaylığı, bu nedenle yalnızca “bir dönem daha” talebi olarak görülmemeli. Yarım kalanların tamamlanması için devamlılık arayışı olarak da okunmalı.

Elbette son sözü ETSO üyeleri söyleyecek. Onların değerlendirmesinde geçmişin muhasebesi de olacak, geleceğin hesabı da.

Ve en önemlisi: Önümüzdeki dört yıl Erzurum’a ne kazandıracak?

Çünkü artık Erzurum’un yeni bir başkana değil, sonuç üreten bir ekonomik yönetime ihtiyacı var.

Geçmişin hesabı bunun için önemli.

Ama gelecek çok daha önemli. “Daha önce neden yapılmadı?” demekle mi yetineceğiz, yoksa artık yapılması gerekenleri gerçekten yapacak mıyız?

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.