Bir uyuşturucu soruşturmasında üç kelime… “Parmak izi çıkmazsa gol.”
Gazetecilik açısından bazen yüzlerce sayfalık dosyanın anlatamadığını, tek bir cümle anlatır.
Çünkü mesele hassas bir terazi değildir.
Mesele, delilin akıbetine ilişkin bir şüphenin nasıl ortaya çıktığıdır.
AntalyaCumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada yer aldığı aktarılan WhatsApp yazışmaları ve ses kaydı dökümleri, eski Narkotik Şube Müdürü Okan U. ile avukat R.K. arasında geçtiği belirtilen konuşmaları gündeme taşıdı.
İddialar ağır.
Rüşvet…
Uyuşturucu soruşturmalarına müdahale…
Şüphelilerin takibe alınması…
Takibin para karşılığında sona erdirilmesi iddiası…
Ve daha da önemlisi, delillerin etkisiz hale getirilmesine ilişkin olduğu öne sürülen yazışmalar.
Bunların tamamı elbette soruşturma konusu.
Henüz mahkeme kararıyla kesinleşmiş bir suçtan söz etmiyoruz.
Ama yerel yönetimlerin çiçek böcek dolu basın bültenlerini yayınlamayı görev kabul etmeyen gazete gazeteciliğin görevi de işte tam da burada başlıyor:
Soruyu sormak.
Gelelim konumuza:
12 Haziran 2024 tarihli olduğu belirtilen yazışma var önce ona bakalım.
Bir şüphelinin gözaltına alınması konuşuluyor.
İddialara göre Okan U.’nun cevabı kısa: “250 bin TL.”
Karşılığında ise “fazla tacir olmamak lazım, biraz esnaf işi yap” şeklinde bir yanıt geldiği aktarılıyor.
Şimdi durup düşünelim.
Eğer bu mesajların anlamı gerçekten soruşturma makamlarının değerlendirdiği gibiyse, burada tartışılan şey yalnızca 250 bin lira değildir.
Burada tartışılan, kolluk yetkisinin para karşılığında kullanılıp kullanılmadığıdır.
Çünkü bir polis müdürünün görevi; Şüpheliyi yakalamaktır. Delili toplamaktır. Dosyayı adli makamlara sunmaktır.
Bir soruşturmanın kaderini para belirliyorsa, mesele artık kişisel bir rüşvet iddiasının çok ötesine geçer.
Kamu gücünün nasıl kullanıldığı sorusuna dönüşür.
184 bin lira nereye gidiyor?
14 Haziran 2024 tarihli olduğu belirtilen başka bir yazışma daha var. Uyuşturucuya ilişkin bilgiler… Kod isimler… Bir operasyon talebi…
Ve ardından: “Para işini çözelim.”
Sonrasında Okan U.’nun verdiği hesap numarasına 184 bin TL gönderildiği iddia ediliyor.
Bu para gerçekten neden gönderildi? Kim gönderdi? Hangi hizmetin karşılığıydı? Bir soruşturmayla mı ilgiliydi? Yoksa başka bir ticari ilişki miydi?
İşte bunlar soruşturmanın yanıtlaması gereken sorular.
Ve o cümle…
Gelelim dosyanın en çarpıcı bölümüne.
9 gram kokain ve hassas teraziyle yakalandığı belirtilen bir şüpheli…
Okan U.’nun avukata gönderdiği bilgi…
Ve ardından R.K.’nın yazdığı iddia edilen şu cümle: “Sadece terazi. Diğer kriminal önemli değil. Sadece terazi parmak izi çıkmazsa gol.”
Ardından Okan U.’nun: “Tamam canım.” dediği aktarılıyor.
Sonra ne oluyor?
Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğü’nün 18 Temmuz 2024 tarihli raporunda, suç unsuru eşyalar üzerinde şüphelilere ait parmak izine rastlanmadığı belirtiliyor.
İşte burada bir gazetecinin önünde tek bir soru yerine, sorulması gereken onlarca soru var.
Parmak izi neden çıkmadı?
İnceleme usulüne uygun yapıldı mı?
Herhangi bir müdahale oldu mu?
Mesaj ile rapor arasında gerçekten bir bağlantı var mı?
Yoksa bunlar tamamen tesadüf mü?
Bunların cevabını mahkeme ve soruşturma makamları ortaya koyacak.
Ama kamuoyu da doğal olarak soracak: “Parmak izi çıkmazsa gol” ne demekti?
Takip, para ve “takipsizlik”
Dosyaya yansıdığı belirtilen başka yazışmalarda ise daha farklı bir tablo ortaya çıkıyor.
Bazı kişilerin yeniden uyuşturucu soruşturmasına dahil edilmesi…
Fiziki takibe alınmaları…
Ardından para karşılığında takipten çıkarılabilecekleri iddiası…
Ve “takipsizlik” beklentisi…
7 Haziran 2026 tarihli olduğu belirtilen mesajlarda 10 kişinin isminin gönderildiği, Okan U.’nun da bu kişileri bir soruşturmaya dahil edeceğini söylediği aktarılıyor.
İki gün sonra ise takip fotoğrafı gönderildiği ve: “Ekipleri peşine taktık.” denildiği belirtiliyor.
Ardından para… Ve takipten kurtulma iddiası.
Eğer bu yazışmaların tamamı soruşturma makamlarının değerlendirdiği anlamı taşıyorsa, ortaya son derece ciddi bir tablo çıkar.
Çünkü devletin takip mekanizması, vatandaştan para almak için kullanılabilecek bir araca dönüşmüş müydü?
Asıl soru da bu.
Şimdi bazıları çıkıp, “Daha soruşturma bitmedi.” diyebilir.
Haklıdır.
“Mahkeme kararı yok.” Bu da doğrudur.
Ama bunun anlamı, ortaya çıkan iddiaların konuşulmayacağı anlamına da gelmez.
Tam tersine…
Devlet adına kullanılan yetkiyle ilgili iddialar varsa, kamuoyunun bilme hakkı vardır.
Fakat bilme hakkı ile hüküm verme hakkını birbirine karıştırmamak gerekir.
Gazeteci; “Suçlu” diyemez. Ama, “Bu mesaj ne anlama geliyor?” diye sorabilir.
“Rüşvet alındı” diyemez. Ama, “250 bin TL neyin karşılığıydı?” diye sorabilir.
“Delil yok edildi” diyemez. Ama, “Parmak izi çıkmazsa gol” mesajından sonra parmak izi neden çıkmadı? diye sorabilir.
İşte birilerinin çıkarları doğrultusunda kullandığı kamu yararı tam da burada başlıyor.
Mesele bir müdürden ibaret değil
Bu dosya, eğer iddialar soruşturma sonucunda doğrulanırsa, yalnızca bir kişinin davranışlarının değil, kamu kurumlarının denetim mekanizmalarının da tartışılmasını gerektirecek bir boyuta ulaşabilir.
Çünkü uyuşturucuyla mücadele gibi ağır sorumluluk taşıyan bir alanda en küçük şüphe bile önemlidir.
Bir polis memuru… Bir şube müdürü… Bir savcı… Bir avukat… Bir muhbir… Bir şüpheli…
Ve ortada para iddiaları.
Bu zincirin herhangi bir halkasında hukuka aykırı bir işlem varsa, bunun hesabı yalnızca kişilere değil, adalete olan güvene de dokunur.
Çünkü uyuşturucuyla mücadelede devletin en büyük gücü silahı değil; hukuka duyulan güvendir.
O güven bir kez sarsılırsa, milyonlarca liralık operasyon bütçesinden daha büyük bir sorun ortaya çıkar diye düşünüyorum.
Şimdi kamuoyu aynı soruyu soruyor
250 bin TL neydi?
184 bin TL neden gönderildi?
6 bin dolar kimin içindi?
Takip neden başlatıldı?
Takip neden bitirilecekti?
Ve en önemlisi: “Parmak izi çıkmazsa gol” cümlesinden sonra gerçekten ne oldu?
Bu soruların cevabı, mesajların yorumundan değil; belgelerden, teknik incelemelerden, para hareketlerinden, tanıklıklardan ve yargı sürecinden çıkmalı.
Çünkü bu dosyada mesele yalnızca uyuşturucu değil.
Mesele yalnızca rüşvet iddiası da değil.
Mesele, devletin yetkisinin kimin için ve ne karşılığında kullanıldığı iddiası.
Ve eğer gerçekten birileri kamu gücünü paraya çevirmeye kalktıysa, o zaman sorulması gereken son soru çok daha büyük olacaktır:
Devletin kapısında adalet aranırken, adaletin anahtarı gerçekten paranın eline mi bırakıldı?
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Engin YILMAZ
Narkotik dosyasında şok yazışmalar: Parmak izi çıkmazsa gol!
Bir uyuşturucu soruşturmasında üç kelime… “Parmak izi çıkmazsa gol.”
Gazetecilik açısından bazen yüzlerce sayfalık dosyanın anlatamadığını, tek bir cümle anlatır.
Çünkü mesele hassas bir terazi değildir.
Mesele, delilin akıbetine ilişkin bir şüphenin nasıl ortaya çıktığıdır.
Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada yer aldığı aktarılan WhatsApp yazışmaları ve ses kaydı dökümleri, eski Narkotik Şube Müdürü Okan U. ile avukat R.K. arasında geçtiği belirtilen konuşmaları gündeme taşıdı.
İddialar ağır.
Rüşvet…
Uyuşturucu soruşturmalarına müdahale…
Şüphelilerin takibe alınması…
Takibin para karşılığında sona erdirilmesi iddiası…
Ve daha da önemlisi, delillerin etkisiz hale getirilmesine ilişkin olduğu öne sürülen yazışmalar.
Bunların tamamı elbette soruşturma konusu.
Henüz mahkeme kararıyla kesinleşmiş bir suçtan söz etmiyoruz.
Ama yerel yönetimlerin çiçek böcek dolu basın bültenlerini yayınlamayı görev kabul etmeyen gazete gazeteciliğin görevi de işte tam da burada başlıyor:
Soruyu sormak.
Gelelim konumuza:
12 Haziran 2024 tarihli olduğu belirtilen yazışma var önce ona bakalım.
Bir şüphelinin gözaltına alınması konuşuluyor.
İddialara göre Okan U.’nun cevabı kısa: “250 bin TL.”
Karşılığında ise “fazla tacir olmamak lazım, biraz esnaf işi yap” şeklinde bir yanıt geldiği aktarılıyor.
Şimdi durup düşünelim.
Eğer bu mesajların anlamı gerçekten soruşturma makamlarının değerlendirdiği gibiyse, burada tartışılan şey yalnızca 250 bin lira değildir.
Burada tartışılan, kolluk yetkisinin para karşılığında kullanılıp kullanılmadığıdır.
Çünkü bir polis müdürünün görevi; Şüpheliyi yakalamaktır. Delili toplamaktır. Dosyayı adli makamlara sunmaktır.
Bir soruşturmanın kaderini para belirliyorsa, mesele artık kişisel bir rüşvet iddiasının çok ötesine geçer.
Kamu gücünün nasıl kullanıldığı sorusuna dönüşür.
184 bin lira nereye gidiyor?
14 Haziran 2024 tarihli olduğu belirtilen başka bir yazışma daha var. Uyuşturucuya ilişkin bilgiler… Kod isimler… Bir operasyon talebi…
Ve ardından: “Para işini çözelim.”
Sonrasında Okan U.’nun verdiği hesap numarasına 184 bin TL gönderildiği iddia ediliyor.
Bu para gerçekten neden gönderildi? Kim gönderdi? Hangi hizmetin karşılığıydı? Bir soruşturmayla mı ilgiliydi? Yoksa başka bir ticari ilişki miydi?
İşte bunlar soruşturmanın yanıtlaması gereken sorular.
Ve o cümle…
Gelelim dosyanın en çarpıcı bölümüne.
9 gram kokain ve hassas teraziyle yakalandığı belirtilen bir şüpheli…
Okan U.’nun avukata gönderdiği bilgi…
Ve ardından R.K.’nın yazdığı iddia edilen şu cümle: “Sadece terazi. Diğer kriminal önemli değil. Sadece terazi parmak izi çıkmazsa gol.”
Ardından Okan U.’nun: “Tamam canım.” dediği aktarılıyor.
Sonra ne oluyor?
Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğü’nün 18 Temmuz 2024 tarihli raporunda, suç unsuru eşyalar üzerinde şüphelilere ait parmak izine rastlanmadığı belirtiliyor.
İşte burada bir gazetecinin önünde tek bir soru yerine, sorulması gereken onlarca soru var.
Parmak izi neden çıkmadı?
İnceleme usulüne uygun yapıldı mı?
Herhangi bir müdahale oldu mu?
Mesaj ile rapor arasında gerçekten bir bağlantı var mı?
Yoksa bunlar tamamen tesadüf mü?
Bunların cevabını mahkeme ve soruşturma makamları ortaya koyacak.
Ama kamuoyu da doğal olarak soracak: “Parmak izi çıkmazsa gol” ne demekti?
Takip, para ve “takipsizlik”
Dosyaya yansıdığı belirtilen başka yazışmalarda ise daha farklı bir tablo ortaya çıkıyor.
Bazı kişilerin yeniden uyuşturucu soruşturmasına dahil edilmesi…
Fiziki takibe alınmaları…
Ardından para karşılığında takipten çıkarılabilecekleri iddiası…
Ve “takipsizlik” beklentisi…
7 Haziran 2026 tarihli olduğu belirtilen mesajlarda 10 kişinin isminin gönderildiği, Okan U.’nun da bu kişileri bir soruşturmaya dahil edeceğini söylediği aktarılıyor.
İki gün sonra ise takip fotoğrafı gönderildiği ve: “Ekipleri peşine taktık.” denildiği belirtiliyor.
Ardından para… Ve takipten kurtulma iddiası.
Eğer bu yazışmaların tamamı soruşturma makamlarının değerlendirdiği anlamı taşıyorsa, ortaya son derece ciddi bir tablo çıkar.
Çünkü devletin takip mekanizması, vatandaştan para almak için kullanılabilecek bir araca dönüşmüş müydü?
Asıl soru da bu.
Şimdi bazıları çıkıp, “Daha soruşturma bitmedi.” diyebilir.
Haklıdır.
“Mahkeme kararı yok.” Bu da doğrudur.
Ama bunun anlamı, ortaya çıkan iddiaların konuşulmayacağı anlamına da gelmez.
Tam tersine…
Devlet adına kullanılan yetkiyle ilgili iddialar varsa, kamuoyunun bilme hakkı vardır.
Fakat bilme hakkı ile hüküm verme hakkını birbirine karıştırmamak gerekir.
Gazeteci; “Suçlu” diyemez. Ama, “Bu mesaj ne anlama geliyor?” diye sorabilir.
“Rüşvet alındı” diyemez. Ama, “250 bin TL neyin karşılığıydı?” diye sorabilir.
“Delil yok edildi” diyemez. Ama, “Parmak izi çıkmazsa gol” mesajından sonra parmak izi neden çıkmadı? diye sorabilir.
İşte birilerinin çıkarları doğrultusunda kullandığı kamu yararı tam da burada başlıyor.
Mesele bir müdürden ibaret değil
Bu dosya, eğer iddialar soruşturma sonucunda doğrulanırsa, yalnızca bir kişinin davranışlarının değil, kamu kurumlarının denetim mekanizmalarının da tartışılmasını gerektirecek bir boyuta ulaşabilir.
Çünkü uyuşturucuyla mücadele gibi ağır sorumluluk taşıyan bir alanda en küçük şüphe bile önemlidir.
Bir polis memuru… Bir şube müdürü… Bir savcı… Bir avukat… Bir muhbir… Bir şüpheli…
Ve ortada para iddiaları.
Bu zincirin herhangi bir halkasında hukuka aykırı bir işlem varsa, bunun hesabı yalnızca kişilere değil, adalete olan güvene de dokunur.
Çünkü uyuşturucuyla mücadelede devletin en büyük gücü silahı değil; hukuka duyulan güvendir.
O güven bir kez sarsılırsa, milyonlarca liralık operasyon bütçesinden daha büyük bir sorun ortaya çıkar diye düşünüyorum.
Şimdi kamuoyu aynı soruyu soruyor
250 bin TL neydi?
184 bin TL neden gönderildi?
6 bin dolar kimin içindi?
Takip neden başlatıldı?
Takip neden bitirilecekti?
Ve en önemlisi: “Parmak izi çıkmazsa gol” cümlesinden sonra gerçekten ne oldu?
Bu soruların cevabı, mesajların yorumundan değil; belgelerden, teknik incelemelerden, para hareketlerinden, tanıklıklardan ve yargı sürecinden çıkmalı.
Çünkü bu dosyada mesele yalnızca uyuşturucu değil.
Mesele yalnızca rüşvet iddiası da değil.
Mesele, devletin yetkisinin kimin için ve ne karşılığında kullanıldığı iddiası.
Ve eğer gerçekten birileri kamu gücünü paraya çevirmeye kalktıysa, o zaman sorulması gereken son soru çok daha büyük olacaktır:
Devletin kapısında adalet aranırken, adaletin anahtarı gerçekten paranın eline mi bırakıldı?
Bunun cevabını şimdi soruşturma ve yargı verecek.
Kamuoyu ise sonucu bekliyor.
YAZARLARIMIZ Tüm Yazarlarımız
Kendimizi dinlersek, yaşadığımız olaylar tesadüf değildir, yaşadığımız her acı deneyimden alacağımız bir ders mutlaka olmalıdır. Bu nedenle geçmişteki acıları ve acı deneyimleri hatırlayıp kendi kendimizi bitirmek yerine onlardan aldığımız dersleri hatırlayarak geleceğimize umutla bakabiliriz