Hava Durumu

İmamoğlu ile Muhittin Böcek üzerinden yürüyen algı

Yazının Giriş Tarihi: 01.07.2026 09:41
Yazının Güncellenme Tarihi: 01.07.2026 09:41

Her gün yeni bir iddia...

Ertesi gün bir karşı açıklama.

Manşetler değişiyor, suçlamalar büyüyor, ancak insanların aklında olan en önemli soru değişmiyor: Gerçek nerede başlıyor, algı nerede bitiyor?

Ekrem İmamoğlu'nun, Muhittin Böcek'in etkin pişmanlık kapsamında verdiği öne sürülen ifadelerde yer alan 5 milyon avroluk rüşvet iddiasına verdiği sert yanıt, yalnızca iki belediye başkanını ilgilendiren bir polemik olmaktan çıktı artık.

Bu tartışma, Türkiye'de yargının işleyişine duyulan güvenin ve hukuk devletinin ne ölçüde ayakta kaldığının da bir sınavı gibi oldu.

İmamoğlu, iddiaların baskı altında oluşturulduğunu ve organize bir iftira kampanyasının yürütüldüğünü savunuyor. Eğer bu iddia doğruysa, hukuk adına son derece ağır bir tabloyla karşı karşıyayız. Eğer doğru değilse, bu kez de kamuoyunu yanıltmaya yönelik ciddi bir savunma stratejisi söz konusudur. Her iki ihtimal de ancak bağımsız ve tarafsız bir yargılamayla açıklığa kavuşabilir.

Ne var ki Türkiye'de giderek yerleşen tehlikeli bir alışkanlık var: Mahkeme kararını beklemeden hüküm vermek. Bu bizde alışkanlık haline geldi.

İddialar ortaya atıldığı anda birileri suçlu ilan ediyor, diğer kesim ise aynı hızla beraat kararı veriyor. Oysa adalet, sosyal medya etiketleriyle değil; deliller, tanıklar ve hukuki denetimle tecelli eder.

Etkin pişmanlık kurumu, suçla mücadelede önemli bir araçtır. Ancak bu mekanizmanın güvenilirliği, yalnızca beyanlara değil, o beyanların bağımsız delillerle desteklenmesine bağlıdır. Aksi halde, kamuoyunda oluşacak en küçük kuşku bile hem soruşturmaların meşruiyetini hem de yargıya duyulan güveni zedeler.

Devletin gücü, çok sayıda soruşturma açabilmesinde değil; açtığı her soruşturmanın adil, şeffaf ve tartışmaya yer bırakmayacak şekilde sonuçlanabilmesindedir. Aynı şekilde siyaset kurumunun itibarı da yalnızca sert açıklamalarla değil, hukukun önünde hesap verebilme cesaretiyle korunur.

Bugün Türkiye'nin ihtiyacı yeni polemikler değil, güçlü kurumlar ve güven veren bir hukuk düzenidir. Çünkü adaletin geciktiği yerde dedikodu büyür; delilin geri çekildiği yerde algı öne çıkar; hukukun zayıfladığı yerde ise toplum kutuplaşır.

Kim haklı, kim haksız sorusunun cevabını köşe yazıları değil, manşetlere atılan haberler değil, mahkeme kararları verecektir. Ancak şu gerçeği de unutmamak gerekir.

Hukukun yerine algının geçtiği hiçbir ülkede kazanan olmaz. Kaybeden, eninde sonunda milletin adalet duygusu olur.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.