Sonun da bu da oldu diyebileceğimiz bir olayı paylaşmak istiyorum sizlerle.
Bu olay sadece bir dolandırıcılık hikâyesi değil. Aynı zamanda bir kurumsal refleks testinin ta kendisidir.
Ankara’dan Marmaris’e, Fethiye’den Isparta’ya uzanan bir skandal zinciri… Hakkında hırsızlık suçundan kesinleşmiş hapis cezası ve yakalama kararı bulunan Furkan Devecioğlu adlı bir kişi, kendisini Can Tuncay’ın özel kalemi olarak tanıtarak yüksek düzeyli kamu görevlileriyle temas kurduğu, hatta resmi makam odalarında ağırlandığı ortaya çıktı.
Banan göre bu olay sadece bir “Kimlik Sahteciliği” değil; aynı zamanda devletin protokol reflekslerinin, doğrulama mekanizmalarının ve güvenlik filtresinin nasıl kolay aşılabildiğine dair çarpıcı bir tablosudur.
PROTOKOLÜN AÇTIĞI KAPILAR
İddialara göre Furkan Devecioğlu, kendisini farklı unvanlarla tanıtarak Marmaris Kaymakamlığı ve başsavcılık çevrelerinde kabul gördü. Nurullah Kaya tarafından teknede ağırlanması, yemeğe çıkarılması ve öğretmenevinde ücretsiz konaklatılması ise olayın en dikkat çekici başlıklarından biri oldu.
Benzer temasların Fethiye ve Isparta adliyelerine de uzandığı, bazı başsavcılarla görüşmeler yapıldığı ileri sürüldü. Sürecin merkezinde ise Hakimler ve Savcılar Kurulu gibi kritik bir yargı kurumu yer aldı.
ŞÜPHEDEN DOĞAN KIRILMA
Olayın seyrini değiştiren nokta, Marmaris Başsavcısı’nın şüphesi oldu.
Başsavcı Fatmagül Yörük tarafından yapılan araştırma sonucunda, söz konusu kişinin iddia ettiği gibi bir kamu görevlisi olmadığı; ayrıca hakkında yakalama kararı bulunduğu tespit edildi.
Bunun üzerine başlatılan süreçte Devecioğlu ile birlikte hareket ettiği öne sürülen kişiler gözaltına alındı ve tutuklandı.
“SIFAT ÜRETME” ÜZERİNDEN KURULAN GÜVEN OYUNU
İfadelere göre şüpheli, kendisini zaman zaman “Özel Kalem”, zaman zaman “Eski Danışman”, zaman zaman da farklı siyasi ve bürokratik çevrelere yakın biri olarak tanıttı. Hatta bazı görüşmelerde hâkim ve savcılarla telefon bağlantıları kurarak güven inşa etmeye çalıştı.
Öne çıkan ifadelerden biri şöyle:
“Bakan Yardımcısı Can Tuncay’ın HSK’daki özel kalem müdürüyüm, asıl kadrom meclis, maaşımı oradan alıyorum.”
Bir başka anlatımda ise şu sözler dikkat çekti:
“Arada Hakim Savcılar Kurulu’na da ziyarete giderim. Protokol kapısından girdiğim için kimlik bırakmam.”
DEVLETİN GÖRÜNMEYEN ZAAFI
Bana göre bu olay yalnızca bireysel bir dolandırıcılık girişimi değil; aynı zamanda kurumsal bir uyarı niteliği taşıyor.
Bir kişinin, hiçbir resmi teyit olmaksızın başsavcı makamlarında ağırlanabilmesi, devletin en kritik alanlarında bile “Referans Kültürünün” ne kadar belirleyici olduğunu gösteriyor.
Aslına bakarsanız sorulması gereken soru basit ama rahatsız edici: Bir unvan söylendiğinde neden kimse “Belge” sormuyor?
Bu skandal, yalnızca bir kişinin sahte kimliklerle dolaşmasından ibaret değil. Aynı zamanda, devletin kapılarının ne kadar kolay aralanabildiğini, protokolün ne kadar kırılgan olduğunu ve güvenin nasıl suistimal edilebildiğini gösteren bir örnek.
Belki de asıl mesele, sahte “Özel Kalem”den çok, gerçek teyidin yerini alan “Sözlü Güven” düzeni.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Engin YILMAZ
Hırsızlıktan aranan sahte “Özel Kalem Müdürü” adliyelerde ağırlanmış
Sonun da bu da oldu diyebileceğimiz bir olayı paylaşmak istiyorum sizlerle.
Bu olay sadece bir dolandırıcılık hikâyesi değil. Aynı zamanda bir kurumsal refleks testinin ta kendisidir.
Ankara’dan Marmaris’e, Fethiye’den Isparta’ya uzanan bir skandal zinciri… Hakkında hırsızlık suçundan kesinleşmiş hapis cezası ve yakalama kararı bulunan Furkan Devecioğlu adlı bir kişi, kendisini Can Tuncay’ın özel kalemi olarak tanıtarak yüksek düzeyli kamu görevlileriyle temas kurduğu, hatta resmi makam odalarında ağırlandığı ortaya çıktı.
Banan göre bu olay sadece bir “Kimlik Sahteciliği” değil; aynı zamanda devletin protokol reflekslerinin, doğrulama mekanizmalarının ve güvenlik filtresinin nasıl kolay aşılabildiğine dair çarpıcı bir tablosudur.
PROTOKOLÜN AÇTIĞI KAPILAR
İddialara göre Furkan Devecioğlu, kendisini farklı unvanlarla tanıtarak Marmaris Kaymakamlığı ve başsavcılık çevrelerinde kabul gördü. Nurullah Kaya tarafından teknede ağırlanması, yemeğe çıkarılması ve öğretmenevinde ücretsiz konaklatılması ise olayın en dikkat çekici başlıklarından biri oldu.
Benzer temasların Fethiye ve Isparta adliyelerine de uzandığı, bazı başsavcılarla görüşmeler yapıldığı ileri sürüldü. Sürecin merkezinde ise Hakimler ve Savcılar Kurulu gibi kritik bir yargı kurumu yer aldı.
ŞÜPHEDEN DOĞAN KIRILMA
Olayın seyrini değiştiren nokta, Marmaris Başsavcısı’nın şüphesi oldu.
Başsavcı Fatmagül Yörük tarafından yapılan araştırma sonucunda, söz konusu kişinin iddia ettiği gibi bir kamu görevlisi olmadığı; ayrıca hakkında yakalama kararı bulunduğu tespit edildi.
Bunun üzerine başlatılan süreçte Devecioğlu ile birlikte hareket ettiği öne sürülen kişiler gözaltına alındı ve tutuklandı.
“SIFAT ÜRETME” ÜZERİNDEN KURULAN GÜVEN OYUNU
İfadelere göre şüpheli, kendisini zaman zaman “Özel Kalem”, zaman zaman “Eski Danışman”, zaman zaman da farklı siyasi ve bürokratik çevrelere yakın biri olarak tanıttı. Hatta bazı görüşmelerde hâkim ve savcılarla telefon bağlantıları kurarak güven inşa etmeye çalıştı.
Öne çıkan ifadelerden biri şöyle:
“Bakan Yardımcısı Can Tuncay’ın HSK’daki özel kalem müdürüyüm, asıl kadrom meclis, maaşımı oradan alıyorum.”
Bir başka anlatımda ise şu sözler dikkat çekti:
“Arada Hakim Savcılar Kurulu’na da ziyarete giderim. Protokol kapısından girdiğim için kimlik bırakmam.”
DEVLETİN GÖRÜNMEYEN ZAAFI
Bana göre bu olay yalnızca bireysel bir dolandırıcılık girişimi değil; aynı zamanda kurumsal bir uyarı niteliği taşıyor.
Bir kişinin, hiçbir resmi teyit olmaksızın başsavcı makamlarında ağırlanabilmesi, devletin en kritik alanlarında bile “Referans Kültürünün” ne kadar belirleyici olduğunu gösteriyor.
Aslına bakarsanız sorulması gereken soru basit ama rahatsız edici: Bir unvan söylendiğinde neden kimse “Belge” sormuyor?
Bu skandal, yalnızca bir kişinin sahte kimliklerle dolaşmasından ibaret değil. Aynı zamanda, devletin kapılarının ne kadar kolay aralanabildiğini, protokolün ne kadar kırılgan olduğunu ve güvenin nasıl suistimal edilebildiğini gösteren bir örnek.
Belki de asıl mesele, sahte “Özel Kalem”den çok, gerçek teyidin yerini alan “Sözlü Güven” düzeni.
YAZARLARIMIZ Tüm Yazarlarımız
Bayram öncesi güzel şeyler düşünmek, moral verici sözler söylemek istiyorum. Yaşamım boyunca Kurban bayramını hep farklı görmüşümdür. Bir tuhaf gelir bu bayram bana. Kan akıtılır, binlerce, milyonlarca hayvan kesilir. Kesilirken asla bakamam. Çocuklara da baktırılmasını doğru görmem ama özellikle ba