Hava Durumu

Akın Gürlek: Söylem, güç ve reform arasında bir ilk mesaj

Yazının Giriş Tarihi: 16.02.2026 14:44
Yazının Güncellenme Tarihi: 16.02.2026 14:44

Adalet Bakanı Akın Gürlek’inyaptığı ilk kapsamlı açıklamalar, sıradan bir “tanışma yayını” değildi. Bu konuşma, yeni dönemin adalet politikasının ideolojik çerçevesini, öncelik sırasını ve siyasal tonunu ortaya koyan güçlü bir metin niteliğindeydi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in göreve başlar başlamaz yaptığı ilk açıklamayı dikkatle dinledim.

Akın Gürlek’in televizyon ekranlarından yaptığı değerlendirmelerin merkezinde ise tek bir cümle vardı: “86 milyonun adalet bakanıyım.”

Net ve keskindi…

Bana göre bu ifade, hem bir savunma hem de bir pozisyon alma biçimi.Ben öyle okudum.

Türkiye’de yargının tarafsızlığına ilişkin tartışmaların yoğun olduğu bir atmosferde göreve gelen bir ismin ilk refleksi, kurumsal kapsayıcılık vurgusu oldu.

Ancak mesele yalnızca söylem değil; söylemin hangi siyasi ve hukuki bağlamda üretildiği.

Asıl mesele bu. Gelelim asıl meseleye.

YEMİN TÖRENİNDEN YARGI BAĞIMSIZLIĞINA: SEMBOLLER VE MESAJLAR

TBMM’deki yemin töreninde yaşanan gerilimlere ilişkin değerlendirmesi, Gürlek ’in kurumsal hassasiyet vurgusunu pekiştirdi. “Orası TBMM, yıpratılmamalı” dedi.

Bu vurgu, bir yönüyle yasama-yürütme arasındaki sembolik saygı çerçevesine gönderme yapıyor. Ancak diğer yönüyle, siyasetin sertleştiği bir dönemde “kurumlar üstü” konumlanma çabası olarak okunabilir.

Burada asıl kritik alan ise yürütme-yargı ilişkisi.

İBB DOSYASI VE İMAMOĞLU MESAJI: MESAFE Mİ, SAVUNMA MI?

İstanbul Büyükşehir Belediyesi soruşturması ve Ekrem İmamoğlu dosyasına ilişkin bölüm, yayının en dikkatle izlenen kısmıydı.

Gürlek’in iki temel vurgusu vardı:

“Yürüyen davalara talimat veremem.”“Dosyada MASAK raporları ve maddi deliller var.”

İlk ifade yargı bağımsızlığına atıf. İkinci ifade ise dosyanın hukuki meşruiyetine dolaylı destek.

Bu çift yönlü söylem, mevcut siyasi atmosferde savunma ile mesafe koyma arasındaki ince çizgide duruyor. Çünkü kamuoyunda asıl tartışma, soruşturmanın varlığı değil, zamanlaması ve siyasi bağlamı.

“Makûl şüphe” ve CMK 170 vurgusu, sürecin teknik hukuki çerçevesini hatırlatıyor. Ancak siyaset-hukuk geriliminde teknik açıklamalar çoğu zaman toplumsal algıyı tek başına dönüştürmeye yetmiyor.

ETKİN PİŞMANLIK VE GİZLİ TANIK: HUKUKİ MEKANİZMA MI, TARTIŞMALI ARAÇ MI?

Etkin pişmanlık düzenlemesine ilişkin açıklamalar, özellikle örgütlü suç dosyalarında sıkça gündeme gelen eleştirilere yanıt niteliğindeydi.

Gürlek şunu vurguladı:

Etkin pişmanlık otomatik tahliye değildir. Bilgiler HTS ve baz kayıtlarıyla doğrulanır. Ceza indirimi hakimin takdirindedir.

Bu açıklamalar, “itirafçı düzeni” eleştirilerine karşı teknik bir savunma dili içeriyor. Ancak kamuoyundaki tartışma hukuki teknikten ziyade, bu mekanizmanın siyasi dosyalarda nasıl işletildiği üzerinde yoğunlaşıyor.

GÜVENLİK POLİTİKASI: UYUŞTURUCU, BAHİS VE KARA PARA

Gürlek ’in en sert ve net mesajları güvenlik başlığında geldi.

YASA DIŞI BAHİS VE FİNANSAL SUÇLAR

Milyonlarca liralık el koyma işlemleri, Kripto para (özellikle tether) üzerinden para transferleri, Papara’ya el konulması, Türkiye’nin “gri listeden çıkma” aşamasına geldiği mesajı.

Bu bölüm, ekonomik güvenlik ile adalet politikası arasında kurulan güçlü bağın göstergesi. Uluslararası finans sisteminde güvenilirlik, artık doğrudan yargı kapasitesiyle ilişkilendiriliyor.

UYUŞTURUCU İLE MÜCADELE

“İçmek de suçtur” vurgusu, ceza hukukunun klasik yaklaşımının sürdüğünü gösteriyor. Gürlek, dağıtım zincirinin en altından en üstüne kadar gidildiğini belirtti.

Burada iki ayrı perspektif çarpışıyor:

Cezai caydırıcılık yaklaşımı Halk sağlığı ve rehabilitasyon temelli yaklaşım

Gürlek her iki unsura değinse de ton ağırlıklı olarak güvenlik eksenli.

SOSYAL MEDYA: DİJİTAL ALANIN YENİDEN TANIMI MI?

Anonim hesapların kimliklendirilmesi gerektiği yönündeki açıklama, önümüzdeki dönemin en kritik tartışma başlıklarından biri olabilir.

“Linç kültürü” ve “itibar suikastı” söylemi üzerinden meşrulaştırılan bir kimlik zorunluluğu, ifade özgürlüğü ve mahremiyet hakları açısından ciddi bir denge tartışmasını beraberinde getirecek.

Soru açık: Dijital alan, güvenlik eksenli mi düzenlenecek, yoksa hak eksenli mi?

FETÖ MESAJI: SÜREKLİLİK VE DEVLET POLİTİKASI

FETÖ ile mücadelenin “kırmızı çizgi” olarak tanımlanması, önceki dönemle güçlü bir süreklilik mesajı içeriyor. Bu başlıkta yeni bir paradigma değil, mevcut devlet politikasının devamı söz konusu.

REFORM İDDİASI: YAPISAL MÜDAHALE Mİ, İDARİ İYİLEŞTİRME Mİ?

Yayının en teknik ve nispeten tartışmasız bölümü, yargı süreçlerinin hızlandırılmasına yönelik projelerdi:

“Alo Adalet” hattı Uzayan boşanma ve kira davalarına müdahale İstanbul’da ticaret mahkemelerinin tek kampüste toplanması İstanbul’u tahkim merkezi yapma hedefi

Bu öneriler, yargı verimliliğine odaklanıyor. Ancak asıl mesele yalnızca hız değil; öngörülebilirlik ve bağımsızlık algısı.

Ekonomik yatırım ortamı, yalnızca mahkeme sayısıyla değil, kararların tarafsızlığına duyulan güvenle güçlenir.

ÜÇ KATMANLI BİR MESAJ

Akın Gürlek’in ilk açıklamaları üç ana eksende okunabilir:

Kurumsal meşruiyet inşası: “Talimat veremem”, “86 milyonun bakanıyım.” Güçlü güvenlik ve ceza politikası: Uyuşturucu, bahis, kara para, FETÖ. İdari reform vaadi: Davaların hızlandırılması ve ticaret yargısının yeniden organizasyonu.

Ancak Türkiye’de adalet tartışması, retorikten çok pratik üzerinden şekilleniyor. Yüksek profilli siyasi davaların seyri, sosyal medya düzenlemelerinin kapsamı ve yargı reformlarının uygulanma biçimi bu dönemin gerçek sınav alanı olacak.

Sonuçta adalet yalnızca bir kurum meselesi değil, bir güven meselesi olduğunu da unutmamak gerekir diye düşünüyorum.

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.