Hava Durumu

Gerçeklerle efsaneler arasında bir Osmanlı Casusu "Kuşçubaşı Eşref"

Yazının Giriş Tarihi: 23.07.2026 14:10
Yazının Güncellenme Tarihi: 23.07.2026 14:10

Değerli okurlar;

Tarih bazen öyle isimler çıkarır ki, onların hayatını anlatırken yalnızca yaşadıklarını değil, haklarında anlatılan efsaneleri de konuşmak zorunda kalırsınız.

İşte Kuşçubaşı Eşref de böyle bir isimdir. Kimilerine göre bir kahraman, kimilerine göre tartışmalı bir figür… Ancak üzerinde herkesin birleştiği bir gerçek vardır: O, Osmanlı Devleti'nin yetiştirdiği en dikkat çekici istihbaratçılardan ve gerilla savaşçılarından biridir.

Asıl adı Eşref Sencer Kuşçubaşı olan bu sıra dışı isim, Çerkez boylarından Ubıhlara mensuptur. Hayatının büyük bölümü cephelerde, çöllerde, gizli görevlerde ve sürgün yollarında geçti.

Arabistan'da II. Abdülhamit'e karşı giriştiği isyan hareketi sırasında neredeyse bütün Arabistan'ı dolaşmış, yerel şeyhlerle dostluk kurmuştur. Her an her yerde ortaya çıkabildiği için kendisine "Şeyh-it Tüyyur", yani "Uçan Şeyh" denilmiştir. Üstelik yalnızca dili değil, her Arap kabilesinin ağız yapısını da öğrenmiş, konuştuğu bölgenin insanı gibi konuşmayı başarmıştır.

Birinci Dünya Savaşı başladığında Kuşçubaşı Eşref, Teşkilat-ı Mahsusa'nın en önemli isimlerinden biri olarak görev yapıyordu. Savaşın ilk yılında beş arkadaşıyla birlikte gizlice Hindistan'a gitmiş, oradan Pamir üzerinden Türkistan'a geçmiştir. Burada Rusları oldukça zor durumda bırakan Yedisu-Kırgız ayaklanmasının başlamasında önemli rol oynamıştır.

Sadece bununla da kalmamıştır.

Büyük devletlerin ve Arapların Osmanlı Devleti aleyhine yürüttükleri propaganda faaliyetlerine karşı İslam birliği fikrini güçlendirmek amacıyla bu kez bir Alman denizaltısıyla Kuzey Afrika'ya gitmiş; Libya, Cezayir ve Fas'ta halkı işgalcilere karşı örgütlemeye çalışmıştır.

1915-1918 yılları arasında Teşkilat-ı Mahsusa'nın Arap Yarımadası sorumlusu olarak görev yapan Kuşçubaşı Eşref, İngilizlere karşı gerçekleştirilen Süveyş Kanal Harekâtı'nda öncü birliklere komutanlık etti.

Fakat hayatının dönüm noktalarından biri Hayber'de yaşandı.

Sonradan Irak Kralı olacak Faysal'ın yaklaşık 20 bin kişilik kuvvetine, yanında bulunan yalnızca 40 kişilik Teşkilat-ı Mahsusa birliğiyle beş saatten fazla direndi. Sonunda ağır yaralı olarak İngilizlere esir düştü ve bir savaş gemisi ile denizaltı eşliğinde Malta'ya sürgün edildi.

Malta sürgünü onun için yalnızca bir esaret değildi.

Orada yaşadıklarını kaleme aldı ve daha sonra "Tarihe Benden Haberler" adıyla yayımlanan eserini yazdı. Arabistan'daki maceralarını, yakalanışını ve sürgün yıllarını ayrıntılarıyla anlattı.

İngilizlerle yapılan esir değişimi sonucunda serbest bırakıldı ve deniz yoluyla Anadolu'ya döndü.

Döner dönmez de hiç vakit kaybetmeden Milli Mücadele saflarında yer aldı.

1920 yılı boyunca kendi yetiştirdiği Çerkez Ethem ile birlikte Kuvâ-yı Seyyare bünyesinde Yunan işgaline karşı savaştı.

Çerkez Ethem'in Ankara Hükûmeti'ne isyan edip yenilmesinin ardından Eşref de onunla birlikte Yunan tarafına geçti.

Cumhuriyet'in ilanından sonra ise kardeşi Hacı Selim Sami Bey ile birlikte "Yüzellilikler" listesine alınarak yurt dışına çıkarıldı.

Hayatının en hüzünlü yılları da işte bu gurbet dönemidir.

Mısır'ın İskenderiye şehrinde yaşarken, yine vatan hasreti çeken Mehmed Âkif Ersoy ile uzun yıllar mektuplaştı. 1950 yılında Demokrat Parti'nin iktidara gelmesiyle çıkarılan afla Türkiye'ye döndü.

Yurda döndükten sonra herhangi bir siyasi faaliyet içine girmedi.

1950-1964 yılları arasında daha çok birlikte savaştığı silah arkadaşlarının mezarlarını ziyaret etti.

1964 sonbaharında Söke'de hayatını kaybetti.

Bugün mezarı, Aydın'ın Söke-Kuşadası yolu üzerindeki Yaylaköy Caferli Granta Mezarlığı'nın yanındadır.

Değerli okurlar;

Kuşçubaşı Eşref'in bugün hâlâ konuşulmasının en önemli sebeplerinden biri, hiç kuşkusuz meşhur Arabistanlı Lawrence ile yaşadığı mücadeledir.

Lawrence, İngiltere'nin yetiştirdiği en önemli istihbaratçılardan biri olarak Arap coğrafyasında Osmanlı hâkimiyetini sona erdirmek amacıyla faaliyet yürütüyordu.

Osmanlı Devleti de buna karşı kendi en yetenekli istihbaratçılarını bölgeye göndermişti.

İşte onların başında Kuşçubaşı Eşref bulunuyordu.

İki istihbaratçı arasındaki mücadele yıllar boyunca anlatıldı.

Rivayete göre Hayber'de İngilizlere esir düştüğünde Lawrence'a şu sözleri söyledi:

"Lawrence, kazandığını sanıyorsun. Fakat henüz hiçbir şey bitmedi. Hükümetinin başına öyle musibetler salacağım ki, iki asır uğraşsanız bitiremeyeceksiniz."

O gün bu sözlerin ne anlama geldiğini kimse tam olarak anlayamadı.

Fakat yıllar sonra bazı tarihçiler bu cümlenin arkasında çok farklı bir iddianın bulunduğunu ileri sürdüler.

İddiaya göre Kuşçubaşı Eşref'in sözleri, Teşkilat-ı Mahsusa'nın İrlanda Cumhuriyet Ordusu (IRA) yapılanmasını örgütlemiş ve desteklemiş olmasına dayanıyordu.

20. yüzyıl boyunca İngiltere'nin en büyük güvenlik sorunlarından biri hâline gelen IRA, uluslararası alanda da Londra yönetimini uzun yıllar meşgul etti.

Teşkilat-ı Mahsusa'nın bu süreçte oynadığı role ilişkin farklı görüşler bulunsa da, Kuşçubaşı Eşref'in Lawrence'a söylediği rivayet edilen sözler ve bu konuda ortaya atılan tarihî iddialar, bugün hâlâ araştırılmaya ve tartışılmaya devam etmektedir.

Sonuç olarak Kuşçubaşı Eşref, yalnızca cephede savaşan bir asker değil; istihbaratın, diplomasinin, gerilla savaşının ve psikolojik mücadelenin içinde yer alan sıra dışı bir Osmanlı subayıdır.

Belki de bu yüzden, Kuşçubaşı Eşref'in adı aradan geçen onlarca yıla rağmen hâlâ merak uyandırmaya, tartışılmaya ve araştırılmaya devam ediyor.

Kalın sağlıcakla…

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.