Hava Durumu

Antep'te işgale karşı ilk çığlık 'Şehit Kamil'... "Sen nasıl olur da benim namusuma el uzatırsın!"

Yazının Giriş Tarihi: 15.02.2026 15:11
Yazının Güncellenme Tarihi: 15.02.2026 15:11

Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’nda yenilmesi üzerine İtilaf Devletleri, Anadolu’yu bir bir işgal etmeye başlamışlardı. İşgal edilen şehirlerden bir tanesi olan Antep, 15 Ocak 1919’da İngilizler tarafından ele geçirilmiş; daha sonra 5 Kasım 1919’da Fransız işgaline terk edilmiştir. Bu işgal süreci, 9 Şubat 1921’e kadar sürmüştü.

Fransızların bu bölgeleri işgalinden sonra kendi hâkimiyetlerini sağlamak için halka karşı zor kullanmaya başlamışlardı. Ayrıca işgal sırasında Fransız askerleri, yöre halkının kadınlarına ve kızlarına karşı ahlaksızca tavır ve davranışlar sergilemişlerdi. Bizim de şimdiki hikâyemizin konusu Kâmil adında bir çocuk, diğer adıyla “Şehit Kâmil” olacaktır.

Kimdir bu Kâmil, ne yapmıştır ki tarihe mal olmuştur?

Kâmil, Antep’in önemli sakinlerinden Şafizade ailesinden biridir. Kâmil’in babası Ökkeş Efendi; Kâmil’in gerçek annesi Münevver Hanım vefat edince, Kendirci Mehmet Şerif Efendi’nin kızı Hatice Hanım ile evlenmiştir. Ondan da Fatma, Zeliha, Münevver, Arif, Nigar ve Kemal isminde altı çocuğu olmuştur. Kâmil’in ayrıca öz annesinden Hatice isimli kardeşi vardır.

Kâmil, alaca işleyen fakir bir babanın oğluydu. Dedesi Kemal kendircilik yapar, ailece kendir soyarak geçinirlerdi. Kâmil 14 yaşlarında bir delikanlıydı. 21 Ocak Cuma günü işgal altında olan topraklarında, annesiyle beraber dedesinin yanından çöp soymadan gelmekteydiler.

Vakit akşamüstüydü.

Fransız askerlerinin fırın olarak kullandığı bir binanın önünden geçerlerken, Kozanlı tarafından gelen birkaç Fransız askeri birden Kâmil’in annesinin önünü kesip peçesini açmak istemişlerdi. Bu olay üzerine Kâmil’in annesi, namusuna uzanan bu ellerden kurtulmak için bir yandan bağırıyor bir yandan da peçesini açmak isteyen Fransız askerlerine karşı kendisini müdafaa etmeye çalışıyordu.

Anne Hatice peçesine uzanan elleri ısırarak kendini müdafaa etmeye çalışıyor, bir yandan da;

— Kâmil yetiş! diye bağırıyordu.

Üvey annesinin saldırıya uğradığını gören Kâmil, sırtındaki çöpleri yere fırlatıp annesine doğru koşmaya başlamıştı. Gördükleri karşısında beyninden vurulmuşa dönen Kâmil, “Sen nasıl olur da benim namusuma el uzatırsın!” dercesine yerden bir taş alıp karşısındaki Fransız keferesinin kafasına fırlatır. Bunun üzerine diğer Fransız askerleri süngülerini çıkararak Kâmil ve annesine karşı savurmaya başlamışlar.

Yaşanan bu arbedede Antep çarşısına doğru bir çığlık kopar:

— Ah anam ah! Vurdular beni! diye Kâmil’in sesi etrafta yankılanır.

Annesi Hatice ise, “Tüfek süngüsü müydü, uzun bir bıçak mıydı bilemedim, sapladılar yavruma?” diye bağırarak ağlamaya başlar.

Kâmil’in "Vuruldum!" sesini, arkasından anasının çığlık ve feryadını duyan halk olay yerine doğru koşmaya başlar.

Antep halkının öfkeli bir şekilde olay yerine doluşması üzerine Fransız askerleri, hemen kendilerini askerî fırına kaçarak kapıları kilitlemişlerdir. Olay yeri bir anda ana-baba gününe dönmüştür. "Küçük bir oğlanı vurmuşlar!" haberini duyan Antep halkı; kiminin elinde kazma, kiminde balta, kiminde satır, askerî fırına doğru koşuşturmaya başlamışlardı.

Halk burnundan solumaktaydı.

Fransızlar korku içinde fırının kapısını kapatmışlar, yetmemiş korkularından arkasına odun ve eşya yığmışlardı. Ayrıca pencereden de bir makineli tüfeği kalabalığa çevirmişlerdi. Fransız kefereleri korku, halk öfke ve heyecan içindeydi…

Antep halkı tek yürek olmuş haykırıyordu:

— Açın kapıyı namussuzlar!

— Bir çocuğu süngülemek nasılmış, açın da gösterelim size…

— Korkaklar, alçaklar… diyerek tepkilerini dile getiriyorlardı.

Kontrolsüz ve öfkeli olan halk; kapılara, pencerelere baltalar, kürekler ve et satırları ile vuruyorlardı. Açabilseler Fransızların hepsini parçalayacaklardı. Olay yerine Komiser Hakkı Efendi ile jandarma komutanı Çopur Kemal yetişmiş, öfkeli halkın arasına girerek onları yatıştırmak için şöyle seslenmişlerdir:

— Ey ahali! Kapıyı kırmayın, merak etmeyin, hakkınızı koymayacağız; intikamınızı alacağız. Siz şimdi dağılın, bizlere güvenin.

Bunun üzerine halk; büyük bir heyecan ve üzüntü içinde Kâmil’in kanlı cesedini alıp Musullu Sokak’taki evine getirmişler, avlunun ortasına yatırmışlardır. Evin içi ve sokaklar; acılı, kinli ve öfkeli insanlarla dolup taşmıştı. Küçük şehidin cenazesi 22 Ocak günü muazzam bir törenle defnedilmiştir. Sanki bütün Antep halkı cenazeyi götürmeye gelmişti. Dükkânlar kapanmış, alışveriş durmuş; cenaze töreni Fransızlara gözdağı verme gösterisine dönüşmüştü.

Fransız komutan Albay Saint Marie, Kâmil’in cenazesi eve götürüldükten sonra askerî vasıtalarla fırına gitmiş, oraya saklanan askerlerini alıp kolejdeki karargâhına götürmüştü. Komutan ayrıca olayın halkta yarattığı heyecanı ve muazzam cenaze törenini öğrenince telaşa kapılmış; olayın bir harp başlangıcı olması ihtimalinden çekinmeye başlamıştı. Bir Fransız askeri ile Heyet-i Merkeziye’ye haber göndererek; belediyeye gelip şehir halkı adına heyetten özür dilemek, Kâmil’in babası Ökkeş Ağa’nın da gönlünü almak istediğini bildirmişti.

Heyet-i Merkeziye de şehirde harbin başlamasını henüz istememekteydi. Çünkü henüz kurtuluş hazırlıkları tamamlanmamıştı. Bu durum Ökkeş Ağa’ya haber verildi. Ökkeş Ağa önce direndi ise de sonra Heyet-i Merkeziye’nin ısrarına karşı koyamadı. İstemeyerek de olsa belediyeye gitti.

Fransız komutan birkaç subayı ve tercümanı ile birlikte belediyeye gelmiş, önce tercüman vasıtasıyla Ökkeş Ağa’ya başsağlığı dilemiştir. Ufak bir tazminat olarak 200 altını uzatmıştır. Ökkeş Ağa bu altınları kesinlikle kabul etmemiştir.

Bu olayın sebep olduğu öfke ve heyecan Antep’te günlerce yatışmadı. Çarşı ve dükkânlar günlerce kapalı kaldı. Ve küçük şehidin acısı tüm Antep’i yasa boğdu. Ökkeş Ağa, oğlu Şehit Kâmil’in şehadeti üzerine kendisine teklif edilen 200 Fransız Altınını kabul etmeme asaletini göstererek; "Kana kan, cana can isterim" diyerek gösterdiği feraset örneği ile Türk milletinin gönlünde taht kuracaktır.

Antep Heyet-i Merkeziyesi bu asil davranışı üzerine 50 altın yardım yapmıştır kendisine. Şehit babası olarak Ökkeş Ağa’ya maaş bağlanmıştır. Ve Antep, Şehit Kâmil’ine sahip çıkmıştır. Şehit Kâmil’in adı merkez ilçelerimizden birisine verildi. Şehitkamil Belediyesi, Şehitkamil Caddesi, Şehitkamil İlköğretim Okulu, Şehitkamil Kültür Sitesi’ne adı verildi. Ayrıca Şehit Kâmil’in anıtı dikildi.

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.