Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Şehriyar sevdası (4)

Yazının Giriş Tarihi: 10.05.2022 13:38
Yazının Güncellenme Tarihi: 10.05.2022 01:38

Annesi sonunda O’nu evlenmeye razı etti. Annesini kırmamak için evlenmişti. Evlendiği kız köyün en güzel kızı. Çok iyi bir insandı. Ondan bir kız çocuğu oldu. Bu çocukla şair biraz mutlu oldu. Hayatı az da olsa düzene girmişti. Hanımını sevmeye başlamıştı. Ne yazık ki kadın göğüs kanseri oldu. Şairin hayatı tekrar alt üst olmuştu. Sonunda hanımı daha kırk yaşında şairi ve çocuğunu terk edip öteki âleme gitti. Şair Tebriz'in Behişti Zehra (Cennet kapısı) Mezarlığı’nda ağlaya ağlaya hanımı için ölümsüz bir gazel yazdı. Cenazede büyük bir kalabalık vardı. Mezarda dünya şairleri O’nu teselli etmeye çalışıyordu.

Bu arada oğul Şah devrilmiş İmamlar dönemi başlamıştı. Şair karşı devrime karşı direndi. İmam Humeyni'yi kızdırdı Haşmet Medari, Humeyni'yi yumuşattı. Şehriyar'ındünyayı sarsan bir değer olduğunu, Onu karşıya almanın kötü sonuçlar doğuracağını bildirdi. Ortak bir çözüm arandı. Zaten şair çok yaşlanmıştı. Yorgundu. Sağlık durumu oldukça bozuktu. Bir şairin ulaşabileceği zirveye çoktan ulaşmıştı. Doğduğu kentte eski sevgilisinin şatosuna benzeyen bir şato yapıldı. Yanına genç bir kız, hizmetçi olarak verildi. Görüşmeleri sağlık durumu bahane edilerek, izne bağlandı, Doktorlardan kurulu bir heyetkonsültasyonyaptı. Karar yüzüne karşı okundu. "Sevmeyeceksin, düşünmeyeceksin,heyecanlanmayacaksın. Güneşin doğuşunu, batışını, bir gülün açışını, soluşunu görmeyeceksin. Dokunaklı müzik dinlemeyeceksin. Şiir yazmayacaksın. Sevdiğin insanlarla bile az görüşeceksin. Küçük bir heyecanla kalbin bir el bombası gibi patlayabilir!...” Şair gülümsedi: “Ölümün tarifini özetleyemez misiniz” dedi. Bunların hiç birisine uymadı.

Yaşı sekseni geçmişti. Odası loştu. Masasında zayıf bir spot vardı. Kalemiyle bir şeyler çiziktiriyor dalıp gidiyordu. Kapının zili çalındı. Görevli güzel kız kapıyı açtı. Yetmişi geçkin hala güzel ak saçlı bir kadındı gelen. Kıza şairle görüşmek istediğini bildirdi. Görevli kız şaşkındı: “Teyze şairle görüşmenin yasak olduğunu bilmiyor musun? Hem şairin, hem benim hem de senin başın belaya girer”dedi. Kadın ısrar etti, “Git Şehriyara söyle, bir eski kız arkadaşını göremeyecek kadar korkaksa görüşmeye bile değmez” dedi. Kız iyi eğitilmişti. Sözleri süzgeçten geçirdi. Şaire dedi ki "Efendim yaşlı güzel bir bayan geldi görüşmekte ısrar ediyor” Şair, “Kızım akşam ben bir rüya gördüm, bir alıcı kuş beni pençeleriyle kavradı ve uçsuz bucaksız gökyüzüne yükseldi. O Azrail’dir çağır gelsin” dedi.

Kadın loş odaya girdi. Şair dalgındı. Kendi dünyasındaydı. Karşısındakini net göremiyordu. Neden sonra. “Buyurun efendim, benden ne istiyorsunuz” diyebildi. Kadın, Ben senin tıp beşinci sınıfa kadar büyük aşkını omuzlarında taşıyan kız arkadaşınım. Babam beni zengin bir doktorla evlendirdi. Kırk yıl evli kaldım. Üç çocuğumuz oldu.Ama kırk yıl, her durumda her konumda seni yaşadım. Namusun beyinde başlayıp beyinde bittiğini anladım. Dün akşam durumu beyime bildirdim. Yıkıldı, bunu ilk gecede söylemediğim için hayıflandı ve ağladı. Dostça ayrıldık.Yirmi beş yıl önce hanımının öldüğünü biliyorum. Seninle evlenmek için geldim” dedi

Şair kızdan bir dosya kâğıdı istedi. Yazacağı gazelin aynı zamanda son şiiri olduğunu sezmiş gibi bir hali vardı. Dünya aşk gazellerinin en büyüğünü orada kaleme aldı.

Geldin, canım kurban olsun, neden şimdi?

Ben ki elden ayaktan düştüm, neden şimdi?

Senin gelişin Sohrap öldükten sonraki ilaca benzer.

Ey taş kalpli, daha önce gelemez miydin neden şimdi?

Benim ki bu günüm, yarınım belli değildir.

Bütün organlarım bitmiştir, neden şimdi?

Sevgilim gençliğimi nazlarınla geçirdin.

Naz çekecek yaşta değilim, neden şimdi?

Ey hazan bağının gülü, aşk bahçesinin bülbülü,

İlkbaharda gelsen olmaz mıydı, neden şimdi?

Ey Şehriyar büyük aşkını bile reddediyorsun!

Çünkü son yolculuğun taşıtında tek kişiye yer var, neden şimdi?

Şair sitem dolu şiirini ağır ağır eski sevgiliye okudu. Kadın, şairi uzun uzun hasretle süzdükten sonra gözyaşları içinde ayrıldı. Ertesi gün, erken saatte Türklük âleminin ve insanlığın Azeri Lehçesiyle yazan en büyük şairinin kalbi bir el bombası gibi patladı.Muhammed Hüseyin Şehriyar’ı 1988 yılında kaybettik.

Güneş doğudan doğmuş ve yine batmıştı.

Yükleniyor..