Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Şehriyar sevdası (1)

Yazının Giriş Tarihi: 07.05.2022 10:05
Yazının Güncellenme Tarihi: 07.05.2022 08:39

Eski çalıştığım gazetede, 14 yıl 5 ay 24 gün; yani 5 bin 289 gün önce yazdığım ‘Şehriyar sevdası’ 4 gün sürmüştü. Malum bazı kurumlar, ayrıldığınızda yazılarınızın üstünede toprak atarlar maalesef...

Çok az sayıda sevgili okurlarım tekrar yazmamı rica ettiler. Okurlarımın ricasını her daim emir kabul etmişimdir. 

Bursalı şair Turgut Çelik’in katkılarıyla severek yazdığım ve defalarca okuduğum yaşanmış gerçek bir hikâye...

Şehriyar Güney Azerbaycan’ın yirminci yüzyıldaki en güçlü şairlerindendir. Seyyid Muhammed Hüseyin Şehriyar, dünyaca tanınan önemli bir şair. Şiirlerinin temalarını halkın günlük hayatından, gelenek ve folkloründen alan şair, Azerbaycan halkının manevî dünyasını hemen her yönüyle dile getirmesi ile biliniyor.

Şehriyar 1904 yılında İran’ın Tebriz şehrinde doğdu. 18 Eylül 1988’de Tahran’da öldü. İran’ın en büyük şairlerindendir. Babası Mirza Ağa Hoşgenabi avukattı. Şehriyar’ın çocukluk yılları, baba yurdu olan Kara Çemen’in Hoşgenap kasabası, Heyder Baba köyünde geçti. Köy, adını eteklerinde kurulduğu Heyyder baba Dağı’ndan alıyor.

Şehriyar ilk ve orta eğitimini Tebriz’de tamamladı. Daha sonra 1923-1924 Tıp Fakültesi’ne girdi. Orta gelirli bir ailenin çocuğudur. Ailesi, geleneklerine bağlı olmakla birlikte, aydın yapısıyla İran şartlarını zorluyordu.

Şehriyar'ın bebekliğinde bile bir tuhaflık vardı. Doğduğu gün uzun kıvırcık siyah saçlarıyla, ağır sorumluluk taşır gibi düşünceli derin gözleriyle, anlamlı güzel yüzüyle ilgi odağı oldu. Annesini az emdi fazla ağlamadı. Kısa sürede konuştu. Annesi onu Türkçe ninnilerle büyüttü. Masalları da Türkçe seçiyordu.

Şehriyar ilkokula gitmeden önce sayısız şiir ezberlemişti. Okulda öğretmenlerini şaşkına çevirecek başarı gösterdi. İlkokul üçüncü sınıfta yazdığı bir şiir yüzünden öğretmeninden dayak yedi. Çünkü öğretmeni bu şiiri başkasının yazdığını sanmıştı.

Şehriyar’ ın ömründe övündüğü tek olay yediği bu dayaktır.

Lisedeyken artık O’nu şiirleriyle sadece İran değil, bütün dünya tanıyordu. Şehriyar liseyi birincilikle bitirdi. Bu arada şiirleri yüzünden sürekli başı derde giriyordu. Özgürlükçü, cumhuriyetçi olması, kadın haklarını ısrarla savunması, monarşiye kafa tutması, tahtı babasından devralan Rıza Pehlevi'yi çılgına çeviriyordu. Kolay yutulacak bir lokma değildi.

Şehriyar’ın aşkı

Şehriyar’ın Tıp Fakültesi’ne kadarki hayatı böyle geçmişti. Liseyi bitirdiğinde şiirleriyle dünyanın dikkatini çeken Şehriyar, Tıp Fakültesin de büyük bir aşk yaşadı. Soylu ve zengin bir ailenin kızına ilk görüşte vurulan şairin bu umutsuz aşk hikayesi, herkese ders verecek nitelikte.

Bu arada, Lise yıllarında yaşadığı bir olayı anlatmadan geçemeyeceğim. Bir akşam okuldan çıkmış, eve dönüyordu. Karanlık bir sokakta liseli bir kız arkadaşını serserilerce sıkıştırıldığını gördü. Üç serseriyle birden kavga etmek zorunda kaldı. Üçünü de tepeledi. Serserilerden birisi şairi sağ elinin üstünden hançerledi. Atar damar kesilmişti. Ağır kan kaybıyla bir sağlık kurumuna gitti. Ama arkadaşını kurtarmıştı. Rahattı, annesi babası geldiğinde ilk yardım yapılmıştı. Şair eve getirildi. Babası evde ilk kez çok sevdiği oğluna hiddetle bağırdı : "Serseri herif! Onun bunun namusunu korumak sana mı düştü? Ya hançer kalbine saplansaydı! Yıkıl karşımdan!"

Şehriyar sustu. Babası, baba olarak belki haklı olabilirdi. Ama asıl serseriler ortadayken kendisine "serseri" denmesini hazmedemedi. Pencereden uzun uzun dışarıya baktı. Döndüğünde gözlerinden yaşlar süzülüyordu. İlk kez babasına karşı çıktı "Baba, ya bu güne kadar söylediklerin yanlış, ya da bugün söylediklerin! Arkadaşımız tehlikedeyse ve biz bu durumda canımızı ortaya koyamıyorsak o can hiç bir anlam taşımıyor diyen sen değil misin?" dedi. Baba oğluna hak verdi, özür dilemek zorunda kaldı.

(Devamı yarın)

Yükleniyor..