Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Hidayet rehberi

Yazının Giriş Tarihi: 15.04.2022 10:11
Yazının Güncellenme Tarihi: 15.04.2022 10:11

Bu Cuma günü sizlere Kur’ân-ı Kerim’in 17. Sûresi olan İsra Sûresi'nin 92 ila 99. ayetlerinin mealini aktaracağım. 

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla

92. ‘Yahut, iddia ettiğin gibi, üzerimize gökten parçalar yağdırmalısın veya Allah’ı ve melekleri gözümüzün önüne getirmelisin.’

93. ‘Yahut da altından bir evin olmalı, ya da göğe çıkmalısın. Bize, okuyacağımız bir kitap indirmediğin sürece (göğe) çıktığına da asla inanmayız.’ De ki: Rabbimi tenzih ederim. Ben, sadece beşer bir elçiyim.

94. Zaten, kendilerine hidayet rehberi geldiğinde, insanların (buna) inanmalarını sırf, ‘Allah, peygamber olarak bir beşeri mi gönderdi?’ demeleri engellemiştir.

95. Şunu söyle: Eğer yeryüzünde yerleşmiş gezip dolaşan melekler olsaydı, elbette onlara gökten, peygamber olarak bir melek gönderirdik.

96. De ki: Benimle sizin aranızda gerçek şahit olarak Allah kâfidir. Zira O, kullarını hakikaten bilip görmektedir.

97. Allah kime hidayet verirse, işte doğru yolu bulan odur; kimi de hidayetten uzak tutarsa, artık onlara, Allah’tan başka dostlar bulamazsın. Kıyamet gününde onları kör, dilsiz ve sağır bir halde yüzükoyun haşrederiz. Onların varacağı ve kalacağı yer cehennemdir ki, ateşi yavaşladıkça onun alevini artırırız.

98. Cezaları işte budur! Çünkü onlar, âyetlerimizi inkâr etmişler ve: ‘Sahi bizler, bir kemik yığını ve kokuşmuş toprak olduktan sonra yeni bir yaratılışla diriltilmiş mi olacağız?’ demişlerdir.

99. Düşünmediler mi ki, gökleri ve yeri yaratmış olan Allah, kendilerinin benzerini yaratmaya da kadirdir! Allah, onlar için bir vâde takdir etti. Bunda şüphe yoktur. Ama zalimler, inkârcılıktan başkasını kabullenmediler.

Müfesirler, 92. âyetin son kısmı ‘Allah’ı ve melekleri (söylediklerinin doğruluğuna) şahit getirmelisin’ şeklinde de anlaşılmıştır.

94. âyette, şu halde inkârcıların peygamberlere iman etmemelerinin bir sebebi de onların bir beşer olması, yani kendileri gibi bir insan olması idi. Halbuki onlar, peygamberlerin, insanüstü bir varlık olması gerektiğini sanıyorlar; Allah Teâlâ’nın, peygamberi insanların kendi cinslerinden göndermesindeki hikmeti kavrayamıyorlardı. Cenab-ı Hak, onların bu iddialarına şöyle karşılık veriyor:

95. âyette, Allah Resûlü, ‘Ben sadece bir beşer peygamberim’ deyince kâfirler: ‘Öyleyse senin peygamberliğine kim şahitlik edecek?’ dediler, bunun üzerine 96. âyet indi.

96. âyette, Allah Resûlü’ne bir teselli, kâfirlere de tehdit vardır.

97 âyette, Bir sahabî Allah Resûlü’ne: ‘Ey Allah’ın Resûlü! Kâfirler yüzleri üstüne mi haşredilecekler?’ diye sorduğunda, Resûlullah: ‘Onu iki ayağı üstünde yürüten kıyamet günü yüzüstü yürütmeye de kadir olamaz mı?’ buyurdu. Bu haber Katâde’ye ulaştığında o da: ‘Evet, izzetine yemin olsun ki, Rabbim buna kadirdir’ demiştir.

Ya Rabbi! Hastalara şifa, dertlilere deva, borçlulara eda, sıkıntıda olanlara da ferahlık ver Ya Rabbi.

Ya Rabbi! Sana açılan elleri, sana yönelen gönülleri, sana yalvaran dilleri boş çevirme Ya Rabbi.

Ya Rabbi! Hamd sana, şükür sana. Eriştirdin bizi yine Ramazana. Müjdeler olsun kavuşanlara. Rahmet olsun kavuşamayanlara.

Cuma’nın rahmeti ve bereketi hepimizin üzerinde olsun inşallah.

Selam ve dua ile...

Yükleniyor..