igf2
İGF1
Orhan Üngör

Orhan Üngör

Niyet hayır, akıbet hayır

İyisiyle ve kötüsüyle bir yılı daha geride bıraktık. 2020 yılı maalesef sevinçten çok acılarla, hala bitmemiş olan  salgın ve hastalıklarla anıldı. Temennimiz ve duamız odur ki; 2021 yılı, maskelerden kurtulduğumuz, mesafeleri azaltarak yeniden kucaklaştığımız, sağlık ve mutlulukla geçireceğimiz bir yıl ve başta ülkemiz olmak üzere bütün insanlık için daha güzel bir dünyanın vesilesi olsun.

Niyet hayır, akıbet hayır

Öncelikle uzunca bir süredir altyapı çalışmalarını sürdüren ve ülke genelinde yapılanmasını tamamlayan İGF Haber Ajansı (İGFA)’nın bugün itibariyle 04 Ocak 2021 tarihinde yayın hayatına başlamış olmasından duymuş olduğum memnuniyeti ifade ediyorum. Her şeyin en mühim noktası başlangıcıdır ve iyi bir başlangıç işin yarısının bitmesi demektir.

Eskiler ‘Niyet hayır, akıbet hayır’ demişler. İyi niyetle çıkılan bu yolda başarı temennilerimizi yinelerken; Zor dönemlerden geçen yerel medya kuruluşlarına da yeni bir nefes ve heyecan katması diliyoruz. Bu süreçte emeği geçen arkadaşlarımıza da bir kez daha tebrik ve teşekkürlerimizi iletiyoruz.

Yazılarımızda nelerden bahsedebiliriz

Birçok kadim uygarlığa beşiklik yaptıktan sonra en son Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet eserlerini kent meydanında muhteşem bir şekilde buluşturan ve bunların ruhunu bünyesinde meczeden Sivas’ın sahip olduğu zenginliklerden bahsedeceğiz… O dönemin üniversiteleri konumunda olana Gök medrese, Şifahiye ve Buruciye medreselerinden, Anadolu’da yer alan en eski camilerden biri olan; Eğik minaresi, sade ama ihtişamlı görünüşü ile şehrin manevi mührü olmayı muhafaza eden ulu camii den bahsedeceğiz… Bir başka ulu camiiden; Taşın adeta bir dantel gibi ilmek ilmek işlendiği ve 1985 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne kültürel varlık olarak dahil edilen, Türkiye’nin bu listeye giren ilk mimari yapısı olan Divriği Ulu Camii ve Darüşşifasından bahsedeceğiz… 

Milli mücadeleye 108 gün boyunca karargâhlık yapan 4 Eylül 1919’da gerçekleştirilen Sivas Kongresinin ana teması haline gelmiş olan ve ülkenin tam bağımsızlığının asıl amaç olduğunu; Tıbbiyeli Hikmet Boran’ın dilinden ''Paşam, murahhası bulunduğum tıbbiyeliler beni buraya istiklâl davamızı başarma yolundaki mesaiye katılmak üzere gönderdiler, manda ve himayeyi kabul edemeyiz. Eğer kabul edecek olanlar da varsa, bunlar her kim olurlarsa olsunlar şiddetle red ve takbih ederiz.”şeklinde Anadolu’nun bağımsızlık haykırışını en güzel şekilde özetleyen ‘Manda ve himaye kabul olunamaz’ cümlesinin kurulduğu kongresinden ve şu an müze olarak kullanılan tarihi binadan bahsedeceğiz…

 “Dönen dönsün ben dönmezem davamdan” diyen Yıldızeli7Banazlı Pir Sultan’dan, “Her kim olursa bu sırra mazhar./ Dünyaya bırakır ölmez bir eser./ Gün gelir Veysel’i de bağrına basar./ Benim sadık yârim kara topraktır…” diyen Şarkışla/ Sivrialanlı Aşık Veysel’den,  “Bir vakte erdi ki bizim günümüz/Yiğit belli değil mert belli değil/ Herkes yarasına derman arıyor/ Deva belli değil dert belli değil…”diyen Kangal/Deliktaşlı Aşık Ruhsati gibi sözleri çağları aşıp gelen Sivas’ın aşık ve ozanlarından bahsedeceğiz.

 

Hayatını Türk havacılığına adamış olan ve yaşadığı dönemde önüne çıkartılan türlü engellemelere rağmen Türkiye’nin ilk yerli uçağını yapan ve uçuran Divriğili işadamı Nuri Demirağ’ ve ülke adına vermiş olduğu sanayileşme mücadelesinden bahsetmeden olmaz.

Yine “Bir saniyesine bile hükmedemediğiniz bir hayat için, bu kadar fırıldak olmanın anlamı yoktur. Düz yaşayacağız, dik duracağız, doğru gideceğiz...” diyerek hayata bakışını özetleyen ve 2009 yerel seçim çalışmaları esnasında içinde bulunmuş olduğu helikopterin düşmesi/düşürülmesi neticesinde yanında bulunan 5 kişi ile birlikte hayatını kaybeden Muhsin Yazıcıoğlu’ndan, aynı helikopterde bulunan meslektaşımız İsmail Güneş’den ve aradan 11 yıl geçmesine rağmen bir türlü aydınlatılamayan, sır perdesi çözülemeyen bu kaza(!) dan bahsedeceğiz.

Mütevazi imkanlarıyla devasa bütçelere sahip İstanbul takımlarına kafa tutan, son 15 yıldır süper ligde destansı bir mücadele veren, (Her ne kadar bu sezon vasatın altında bir seyir izlese de önceki yıllarda kıl payı şampiyonluklar kaçıran) ve şehrin adeta markası durumuna gelen Sivasspordan da sıklıkla bahsedeceğiz.

Elbette Sivas’ın genel gündemine dair konulardan; Eğitim, sağlık, ulaşım derken şehrimize gelen/gelmeyen ve gelmesi gereken hizmetlerden de bahsedeceğiz. Mesela epeyce bir zamandır beklediğimiz ve karayoluyla 5-6 saatte ulaşılabilen başkentle aramızdaki mesafeyi 2 saate kadar indirecek olan yüksek hızlı tren hattının bu yıl içinde tamamlanacak olmasından bahsedeceğiz. Sayıları çok olmasa da ürettiği ürünleri dünyanın birçok ülkesine gönderme başarısı gösteren ‘estaş’ ve benzeri sanayi kuruluşlarımızdan bahsedeceğiz.

Şehre hizmet etme noktasında çalışkanlığı ve iletişim başarısıyla ön plana çıkan vali Salih Ayhan, belediye başkanı Hilmi Bilgin ve şehrimizi mecliste temsil eden vekillerimizden bahsedeceğiz...

Sahip olduğu özellikleriyle dünyaya nam salan, kurtların ve çakalların korkulu rüyası olan ve Anadolu aslanı diye de bilinen kangal köpeğinden bahsedeceğiz. Yine Kangal’da bulunan balıklı kaplıcalardan, Gürün’ün doğal akvaryumu olan berraklığı ile göz kamaştıran Gökpınar Gölünden, Sivas merkezde bulunan sıcak ve soğuk çermiklerden bahsedecğiz. Akıncılar’ın kavunu, Koyulhisar’ın domatesi, Suşehri’nin fasulyesi, Gürün’ün elması, Divriği’nin cevizi, Kangal’ın koyunu, Koyuhisar ve Doğanşar’ın yaylaları, Zara, Hafik, Ulaş ve Gölova’nın gölleri, Şarkışla, Gemerek, Yıldızeli ve Altınyayla’nın…Her biri kendine has değerleriyle ön plana çıkan ve daha birçok özellikleriyle keşfedilmeyi bekleyen merkez ve 16 ilçesinden bahsedeceğiz. Hasılı kelam vakit ve imkan bulduğumuz ölçüde memleketin toprağından-suyundan, dağından-taşından, bağından-bahçesinden, deresinden –tepesinden söz etmeye çalışacağız…

Bu vesileyle koronalı günlerin bir an önce bitmesini ve sağlıklı günlere bir an önce kavuşmak temennisiyle selam ve dua…

Orhan ÜNGÖR

 Sivas Gazeteciler Derneği Başkanı

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar