igf2
İGF1
Mecit Ünal

Mecit Ünal

Kocaeli’de gazetecilik ve habercilik

Kocaeli'de haber deyince yayınlanacak haber sıkıntısı çekmezsiniz. Gerçi ülkemizde illerimizde ve hatta ilçelerimizde haber sıkıntısı çekilmez. İnsanın bulunduğu her yer bir haberdir. Ve o haberleri halka ulaştıracak gazetecilere ihtiyaç vardır.

Kocaeli'de Gazetecilik

Dedim ya, Kocaeli haber konusunda oldukça verimli bir kenttir.

Haber söz konusu olunca bir gazeteci için en önemli haberler kentin yönetimi ile ilgili haberler olarak öne çıkar.

Benim anlayışıma göre ve doğası gereği zaten gazetecinin asli görevi muhalif olmaktır. Kent yönetimine karşı muhalif olmaktır. Halk adına doğru haberciliğin adresinde yer alan kent yönetimine muhalif yaklaşımda bulunmaktır. Muhalif yaklaşım çizgisinde durmayan gazeteci erk’e bağımlı hale gelir ve halka doğru haber servis edemez.

Kocaeli haber konusunda çok verimli bir il’dir demiştik.

Kent yönetiminin bir yanında devlet kurumları ve bir yanında halk tarafından seçilen yerel yönetim kurumları vardır.

Devlet kurumları İl’in valisi tarafından yönetilirken, Yerel yönetim kurumları ise seçilmiş belediye başkanları eliyle yönetilirler. Ana görevleri “DÜZENLEME ve DENETLEME” ile sınırlı olup, başkaca görevleri de yoktur. Çünkü halk seçimini ona göre yapar ve güvendiğine görev verir. Bu yüklemiş olduğu görev gereği yasaların verdiği yetkileri kullanmak için kaynakların tamamını halk sağlar. Ve olanak olarak teslim eder. Yani “her bir şey halkındır”…

Halk tarafından göreve gelen belediye yöneticileri, kendilerine sunulmuş olan olanaklar ile halkın ihtiyaçları doğrultusunda hizmet vermek zorundadır.

Günümüze kadar belediye yönetimlerinde bulunan siyasiler iyisiyle, eksiğiyle hizmet vere gelmişlerdir. Bu hizmetleri verebilmek için halkın karşısına çıkarak oy isterken bir siyasi partinin çatısı altında kendilerini sunarlar. Ya da bağımsız aday olarak seçime girerler ve halkın teveccühüne mazhar olurlar.

Siyasi partilerden seçilen belediyelerin görevlerini ifa ederken siyasi kimliklerini bir kenara bırakmaları çok önemli bir tercihtir. Genelde siyasiler seçildikten sonra böyle söz ederler… Ancak işin icra-i boyutu hiçbir zaman öyle karşılık vermez. Siyasiler gelecek korkusu yaşadıkları için en temel görevleri arasında yer alan hizmetleri sunarken bile, kendilerinden bir şey vermişçesine anlata anlata bitiremezler. Ve bu hizmetlerin önceliği daima en çok oy aldıkları bölgelerden yana olur. Kendilerine oy vermeyen mahalleler adeta cezalandırılırlar. İşte bu noktada yaşanılası bir gazetecilik mahareti vardır, ancak yandaş olan gazetecilerin haber servislerinde bu tür konularla ilgili tek satır haber bulamazsınız.

Hazır medyadan söz etmişken, bizim ilde yaşanan bir medya el değiştirmesine değinmeden geçmeyelim.

 

Uzun yıllar sosyal demokrat ve CHP anlayışında bir çizgisi olan Kocaeli’nin en çok satan gazetesi el değiştirdi.

AKP iktidar olmadan önce adı sanı bilinmeyen bir sermaye gurubu AKP iktidarından sonra neredeyse şehrin anahtarını teslim alacak varlığa ulaştı ve bu gazeteyi satın aldı. Ve bir günde her şey değişti. Önce gazetenin keskin kalemlerine yol verildi. Keskin kalemler dışında kadroya fazla dokunulmadı. Ancak yayın politikası 180 derece döndü. Her gün manşetinde AKP belediyesinin bir hizmetini öne çıkaran haberi görürsünüz. Bu normal değil mi? diye bir soru sorabilirsiniz… Ancak bahsettiğim olay gazetecilikle ilgili olan kısımdır.

Yukarıda demiştik…

Gazeteci halk adına kent yönetimine muhaliftir.

Manşetine taşıdığı hizmet hiçbir zaman yeni bir şey olmadığı gibi, gazetecinin de görevi yapılmayanları öne çıkarmak ve halkı bu konuda haberdar etmektir.

Böyle bir gazetecilik yaptığınız zaman, hem halkın ve hem de yöneticilerin iyiliğine iş yapmış olursunuz. Ama tabii ki de ONURLU iseniz!..

Örneğin birkaç sene önce bizim ilimizin merkezine yeni bir hizmet getirildi.

Şehir içi trafiğini rahatlatmak ve halkın hızlı ve kolay ulaşımını sağlamak için Tramvay hizmete sokuldu. Tramvay hizmeti son derece önemli ve yararlı bir hizmet. Buna kimse itiraz edemez ve etmemelidir. Haa... şunu anlarım... Belediyenin halkın hizmetine sunduğu bu projenin yapım aşaması ve ihale yolsuzlukları gibi usulsüzlükleri görmüş olan varsa bu alanlarla sınırlı kalmak kaydı ile itirazlar olmalıdır. Bunun dışında kalanlar için her şey fasa fiso olur.

Belediye bu hizmeti verirken birçok acemilikleri de beraberinde yaşadı.

Tramvay işletiminin birçok eksiklerini tamamlamak yaklaşık iki yıl sürdü. Halen bitmeyen ufak tefek eksikler ve yanlışlar var, ancak ben bu eksikliklerin yavaş yavaş da olsa giderileceğine inanıyorum ve görüyorum.

Yalnız...

Kentimizde öyle bir UKOME var ki, evlere şenlik...

Hangi akılla hizmet ettiği belli değil.

Hizmete girdiği günden bu yana halen Tramvay sinyalizasyon sistemini düzeltebilmiş değil.

Zeka düzeyi belli insanların yapabileceği de bu kadar olur sanırım.

Şimdi sinyalizasyon sisteminin en önemli yanlışlarından birisi, başladığı günden bu yana süren ve halen düzeltilmeyen; Aynı yöne gitmekte olan Tramvay ve araçların trafik lambaları... Bu trafik lambaları Tramvay ile aynı yöne gitmekte olan araçları neden durdurmaktadır? Bunun nedenini çok merak ediyorum. Hadi... Tramvay yolu üzerinden dönüş yapacak olan araçların dönüşü için dur lambasını devreye sokuyorsun da, direk devam eden araçları neden durduruyorsun?

 

Bu anlattığım olay şunu doğruluyor.

Belediye halka bir hizmet sunuyor ve gerisini boş veriyor. Ben yaptım bu kadar! demek istiyor galiba.

Yani "düzenleme" görevini yerine getirirken, "denetim" görevini yapmıyor.

Belediyenin bu küçük hizmetini takdir ederken, zihniyeti gereği düzenlemiş olduğu "durak isimleri" garibime gitti.

İlk hazırlanan durak isimleri şöyle idi:

Otogar, Yahya Kaptan, Kaymakamlık, Namık Kemal Lisesi, Doğu Kışla, Kent Meydanı, Fuar, Yeni Cuma Camii, Fevziye Camii, Tren Garı ve Seka Park…

Şimdi kullanılmakta olan durak isimleri ise şöyle:

Otogar, Yahya Kaptan, Yenişehir, Mehmetali Paşa, Doğu Kışla, Milli İrade Meydanı, Fuar, Yeni Cuma Camii, Fevziye Camii, Tren Garı ve Seka Park…

Fazla bir fark yok...

Kaymakamlık ve Namık kemal Lisesi duraklarının isimleri mahalle isimleri olmuş.

Orada kafama takılan bir durak ismi neden konuldu halen aklım almış değil.

"Kent Meydanı" diye bir meydan icat etmişler, sonra bu icat ettikleri meydanı "Milli İrade Meydanı" yapıvermişler. Bu kadar basit yani!..

Hayır efendiler...

Bu kadar basit değil...

Bir defa bizim kentimizde "kent meydanı" diye bir alan yok ve hiç olmadı.

O dediğiniz alanın ismi basbayağı "Perşembe Pazarı"...

Yıllardır bu halkın kullandığı isim budur ve başka ismi de yoktur.

Bir başka takıldığım isim ise Cumhuriyetle özdeş olan Halkevi durağının isminin "Fevziye Camii" durağı olarak belirlenmesidir. Yüzyılın Halkevi ismi dururken neden bir caminin ismi oraya verilir, anlamakta zorluk çekiyorum.

Bakın "yenicuma" durağına itiraz etmiyorum. Çünkü orada eskiden Valilik vardı... valilik taşınmasaydı o durağın ismi muhtemelen "Vilayet" durağı olacaktı.

Şimdi komşu ilimiz olan İstanbul ve Sakarya'ya gidelim ve İzmit’i soralım...

Her yüz Sakaryalının en az sekseni "Perşembe Pazarını" ve "Halkevini" bilir.

Keza İstanbul'a sorduğumuzda yine Sakarya gibi yakın cevap alırız.

 

Yine Sakarya ve İstanbul da yaşayanlara soralım "Milli İrade Meydanı" ve "Fevziye" İzmit'in neresindedir diye... İddia ediyorum, İzmit'i bilen yüz kişiden bir tanesi bile bu isimlerin yerlerini bilemez. Mesela "Yeni Cuma" ismi bunlara dahil değildir.

Anlaşılan bu konuda siz bayaaaa zorlanmışsınız.

Ben size yardımcı olayım...

Durak isimleri ÖNERİMDİR:

Yuvam Akarca "secde camii durağı", "Akşemsettin camii durağı", "Mahmut Çoşan camii durağı", "Mehmetali paşa camii durağı", "M.Ali Paşa Şener Valide Mescidi durağı", "Erenler camii durağı", "Fuariçi camii durağı", "Yeni Cuma camii durağı", "Fevziye camii durağı", "Seka camii durağı" ve "Seka Park camii durağı"...

Evet, efendiler... benim size önerim budur. Size yardımcı olmak istedim. Lütfen durak isimlerini yenileyin bu önerdiğim isimlerden yararlanın!!!...

Yaaa... Allahınız aşkına, bir toplumun var olan yerleşik ortak değerleri bu kadar örselenmez.

Siz popülizm adına “Perşembe Pazarı” alanının adını “Milli İrade Meydanı” yaptınız. Ancak orası ile ilgili sizin yargıdan dönen kaymaklı bir sermaye projeniz vardı. 41 katlı otel projesinden söz ediyorum.

Şimdi, yargının dur dediği 41 katlı oteli yarın yaptığınızda “Milli İrade Meydanı”nda bir metre bile alan kalmayacak, "meydan" diyebileceğiniz. Ne anlatacaksınız çocuklarınız, torunlarınıza, gelecek kuşaklara?..

Evet Siz; "Bir zamanlar burada 'Perşembe Pazarı'nın kurulduğu koca bir alan vardı. O alanda seçim zamanları siyasi partiler miting yapar, insanlar toplanır, yöre insanları tanıtım için panayır kurarlar... Bunların dışında da Perşembe günleri dışında herkes arabasını buraya park eder ve şehirde işini gördükten sonra arabasını alır gider. Belediye buraya aracını park eden insanlardan para bile almazdı. Ülkemiz 15 Temmuz 2016 da hain bir darbe girişimi yaşadı. Halk canı pahasına tanklara ve kurşunlara karşı durdu, memleketine sahip çıktı. İşte o zaman biz burayı toplanma alanı yaptık ve günlerce "demokrasi nöbeti" tuttuk. Bu badireyi atlattıktan sonra oturduk ve karar verdik... Buranın ismi "Milli İrade Meydanı" olsun dedik... Öyle de yaptık... Ancak Global dünyanın saldırgan ve hırsından ezecek toplum arayan "Vahşi Sermayenin" isteklerine boyun eğdik ve 41 katlı otel yaptık. Şimdi işte gördüğün gibi meydan falan kalmadı. Yaaa evladım işte böyle bu meydanın hikayesi" mi diyeceksiniz?

Vahhhh ülkem Vahhh...

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar