igf2
İGF1
Fatih Bozoğlu

Fatih Bozoğlu

“Gazetecilikte gelinen son nokta”

              “Gazetecilik iyi bir meslektir ama hürseniz. Hürriyet olmayan geri kalmış ülkelerde gazetecilik zevkli, lakin tehlikelidir.

Zevklidir ! çünkü yaşamınız bitmeyen bir savaş içinde geçer…

Tehlikelidir ! Çünkü Demoklesin kılıcı her an başınızın üzerinde sallanır. (Demokles'lerin kimler olduğunu söylesem mi bilemedim) Ölüm, hapis ve işkence dahil her türlü kötü şeyler sizi bekler…”

              Biraz sert bir tanımlama yaptığımın farkındayım. Haklısınız biraz daha yumuşak bir tanımlama yapmalıyım. Bir anıyı paylaşarak daha yumuşak bir giriş yapmaya çalışacağım.

              Altan Öymen… Tanıyorsunuz değil mi?  Usta gazeteci-yazar ve hatta siyasetçi. Gazeteciliğe 18 yaşlarındayken başlamış Ankara'da Ulus gazetesinde. Yıl 1950. Kimi zaman kardeşi Örsan Öymen'i de götürürmüş gazeteye. Bir gün annesi Nezaket hanım isyan etmiş ve bağırmaya başlamış Altan Öymen'e;

-Gazetede çalışacağım dedin, sesimizi çıkarmadık. Tamam dedik. Lakin şimdi de kardeşin Örsan'ı gazeteye götürmeye başladın. Onu da gazeteciliğe alıştıracaksın. Olmaz, asla izin vermeyeceğim. Bu eve bir serseri yeter, ikincisini kaldıramam…” demiş.

              Acaba gazetecilik serserilik midir?

              Yine mi olmadı?

              O zaman biraz daha akademik bir dil ile gazeteciliğin tanımını yapmaya çalışayım; “Gazeteci, haber ve bilgi kaynağına en çabuk ulaşan ve bu kaynaklardan edindiği bilgi ve haberleri okurlara sunan insan demektir. Gazetecinin bu görevini yapabilmesi için habere, olaya, olguya, belgeye ve bilgiye dayalı yazılar yazması gerekir. Bunun için de gazetecinin güvenilir kişi olması zorunludur. Sır saklayan, haber ve bilgi kaynağını gizlemesini bilen, gerektiğinde hükümetlere ve güç odaklarına karşı savaşmayı göze alan insan, gazetecidir…”

              Oldukça net ve kararlı bir tanımlama değil mi? Uzatmaya gerek yok; Gazeteciliğin yumuşatılmış bir tanımlaması sanırım yok.

              Yasama, Yürütme ve Yargı'nın ardından Basın dördüncü kuvvet olarak tanımlanmaktadır. Gerçekten dördüncü kuvvet midir basın, tartışılabilir lakin öyle olması beklenir.

Basın, yeni adı ile medya yeri geldiğinde gerçekten çok güçlüdür. Hatta insanları kontrolden bile çıkartabilir.

              Nasıl mı?

              “Rus tankları Berlin'e girene kadar Almanlar Rusya'yı işgal ettiklerine inanıyor-lardı Çünkü Alman gazeteleri öyle yazıyordu…”

Bizden bir örnek ile ne söylemek istediğimi daha anlaşılır hale getireyim;

              6-7 Eylül 1955 günü İstanbul'da yaşayan gayrimüslimler yalan bir haberle hedef haline getirildiler. Dışişleri yetkilileri Londra'da Kıbrıs temaslarına devam ederken, Selanik'te Atatürk'ün evine Yunanlılar tarafından bomba atıldığı haberinin yayılması üzerine, 6 Eylül 1955'te ellerinde kazma, balta ve sopalarla sokaklara dökülen binlerce kişi gayrimüslimlere ait ev ve işyerlerini yakıp yıktı. Gerçekte, bahçeye atılan küçük çaplı bir patlayıcı, binanın iki camını kırmıştı. İstanbul Ekspres Gazetesi (Gökşin Sipahioğlu) daha olay gerçekleşmeden iki saat önce, “Atamızın evi bombalandı” manşetiyle ikinci baskısını yaptı. Tirajı 20 bin civarında olan gazete 6 Eylül'de 290 bin bastı. Bunun için önceden kağıt stoku yaptığı iddia edildi. Yalnızca İstanbul Ekspres gazetesi değil Cumhuriyet, Tercüman, Milliyet, Sabah aynı manşetlere yer verdiler. Camilerde Rumlar'a karşı kışkırtıcı vaazlar verildi ve düğmeye basıldı.

              İstanbul Ekspres gazetesi daha olay gerçekleşmeden iki saat önce, “Atamızın evi bombalandı” manşetiyle ikinci baskısını yaptı. Tirajı 20 bin civarında olan gazete 6 Eylül'de 290 bin bastı. Bu gün 81 milyon nüfuslu Türkiye'de en çok satan gazete olan Sözcü 300 bin civarında bir tiraja sahip. Bilmem bu örnek basının gücünü veya maniplasyon gücünü anlatabilir mi?

              Tarihin tozlu sayfalarından kurtulup biraz yakın tarihe gelelim diyorum lakin “Tarih tekerrürden ibarettir…” klasik cümlesini tam kullanma zamanı diyerek, bu günün gazeteciliğinin genleri ile oynanarak kısırlaştırıldığının ve yerine önünde durulamayan Sosyal Medya’nın insanlara dayatıldığını kabullenmek gerekiyor.

              Nasıl tanımlamıştık gazeteciliği; “Sır saklayan, haber ve bilgi kaynağını gizlemesini bilen, gerektiğinde hükümetlere ve güç odaklarına karşı savaşmayı göze alan insan, gazetecidir…”

              Hani nerede?

 

Fatih Bozoğlu – Bodrum Gündem

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar