
İSTANBUL (İGFA) - Dijital dönüşümün hızlandığı iş dünyasında, çalışanların üretim ve karar alma süreçlerinde aktif bir şekilde rol almaları, şirketlerin rekabet gücünü belirliyor. Özellikle müşteri deneyimi ve teknoloji odaklı sektörlerde, sahadan gelen içgörülerin doğrudan inovasyon süreçlerine taşınması; daha hızlı, uygulanabilir ve verimli çözümler geliştirilmesini sağlıyor. Bu dönüşümü kurum kültürünün merkezine yerleştiren Mplus Türkiye, geliştirdiği iç girişimcilik modeliyle çalışan fikirlerini stratejik bir değer olarak ele alıyor.
Çalışanların sahadan edindiği deneyim, iş süreçlerini dönüştürüyor
Mplus Türkiye bünyesinde oluşturulan dijital öneri sistemi sayesinde çalışanlar; operasyonel süreçlerden müşteri deneyimine, otomasyondan teknoloji geliştirmeye kadar birçok farklı alanda fikirlerini özgürce paylaşabiliyor. Yapılandırılmış değerlendirme süreçlerinden geçen önerilerin, ilgili ekiplerin katılımıyla analiz edildiğini belirten Mplus Türkiye & MENA CEO’su Cemile Banu Hızlı, “Etki potansiyeli yüksek olan fikirler, pilot uygulamalara dönüştürülerek hayata geçiriliyor. Böylece çalışanlarımızın sahadan edindiği deneyim ve içgörüler, doğrudan iş süreçlerini dönüştüren somut çözümler haline geliyor. Klasik inovasyon modellerinden farklı olarak değişimi sadece üst yönetim ya da dış paydaşlar üzerinden değil; operasyonun merkezinde yer alan çalışanlarımızın deneyimleri üzerinden şekillendiriyoruz. Böylece hem karar alma süreçlerimizi hızlandırıyoruz hem de çalışanlarımıza daha katılımcı ve sahiplenici bir kültür kazanıyoruz” dedi.
İç girişimcilik modeli operasyonel verimliliği güçlendiriyor
Çalışanların fikirlerinin sadece öneri aşamasında kalmadığını ifade eden Hızlı, “Bu fikirler, iş sonuçlarına doğrudan katkı sağlayan uygulamalara dönüşüyor. Şirketimiz bünyesinde geliştirilen birçok iyileştirme çözümü, bugün operasyonlarımızda aktif olarak kullanıyoruz. Özellikle manuel yürütülen bazı süreçlerin otomasyon sistemlerine taşınması sayesinde operasyonel verimliliği artırırken, hata oranlarında azalma ve zaman tasarrufu gibi somut kazanımlar elde ediyoruz.
Ayrıca belirli iş süreçlerini dijital ortama taşımamızla birlikte azalan kâğıt kullanımı da şirketin sürdürülebilirlik hedeflerimize katkı sağlıyor. Operasyonel hızımızı artıran bu dönüşüm; müşteri deneyiminde daha hızlı çözüm üretme kapasitemizi de artırıyor. Öte yandan süreçlerde gereksiz adımların azaltılması ve kaynak kullanımının optimize edilmesi sayesinde hem çalışan deneyimimiz hem de hizmet kalitemiz güçleniyor. Bu doğrultuda kurum içi inovasyonun etkisini; maliyet optimizasyonu, müşteri memnuniyeti, süreç hızları ve operasyonel hata oranları gibi farklı metriklerle ölçümlüyoruz. Ortaya çıkan somut sonuçlar, çalışanlarımızın sisteme olan bağlılığını ve katkı motivasyonunu daha da artırıyor” diye konuştu.
Genç profesyonellerin fikirlerini geliştirebiliyor
Mplus Türkiye’nin iç girişimcilik yaklaşımı, özellikle genç profesyoneller için dikkat çekici bir üretim alanı oluşturduğuna dikkat çeken Hızlı, “Şirket içinde kurduğumuz yapı sayesinde çalışanlar mevcut görev tanımlarına bağlı kalmadan; fikir geliştirme, problem çözme ve süreç tasarlama gibi alanlarda da aktif rol üstlenebiliyor. Bu da çalışanların hem mevcut pozisyonlarında hem de analitik düşünme ve inovasyon geliştirme becerilerinde ilerlemelerine katkı sağlıyor. Özellikle görünür hale gelen ve hayata geçirilen fikirler, çalışanlarımızın kariyer yolculuğunda önemli fırsatlar yaratıyor. Ayrıca fikir üretimini desteklemek amacıyla ödül ve takdir mekanizmalarımızın yanı sıra mentorluk desteği ve gerekli durumlarda kaynak yatırımları da sağlıyoruz. Böylece çalışanlarımız hem fikirlerini paylaşıyor hem de bu fikirlerin geliştirme ve uygulama süreçlerinde aktif olarak destekleniyor” dedi.
“Başarısızlık” Değil, Öğrenme Kültürü
Kurum içi girişimcilik yaklaşımında dikkat çeken bir diğer unsurun deneme-yanılma süreçlerine açılan alan olduğunun altını çizen Mplus Türkiye & MENA CEO’su Cemile Banu Hızlı, şu açıklamalarda bulundu: “Her fikrin doğrudan başarıya ulaşmasını beklemek yerine, süreç içerisindeki öğrenmeyi de önemli bir kazanım olarak değerlendiriyoruz. Bu da çalışanlarımızın fikirlerini daha özgür şekilde ortaya koyabilmesini destekliyor. Böylece inovasyonu belirli ekiplerin sorumluluğu olmaktan çıkarak kurum geneline yayıyoruz. Öte yandan şirketin iç girişimcilik modelinde yapay zekâ ve veri analitiği teknolojileri de önemli rol oynuyor. Veri destekli analizler sayesinde çalışanlarımızdan gelen fikirlerin etkisi daha hızlı ölçümlenebilir hale getiriyoruz ve yapay zekâ desteği sayesinde değerlendirme süreçlerinin ölçeklenmesini kolaylaştırıyoruz. Mplus Türkiye olarak, önümüzdeki dönemde; yapay zekâ, otomasyon ve çalışan deneyimi odaklı çözümleri daha da artırarak iç girişimcilik modelini genişletmeyi ve daha fazla çalışanımızı inovasyon süreçlerimize dâhil etmeyi hedefliyoruz.”