D-Marin’den süperyat çağının değişen marina vizyonu

Denizcilik sektöründe tekne sahipliği anlayışı hızla yaşam tarzı odaklı bir modele evrilirken, yeni kullanıcıların doğrudan süperyat segmentine yönelmesi marinalardan beklentileri de yeniden şekillendiriyor. Denizciliğin artık teknik bir ilerleme sürecinden çok bütüncül bir deneyime dönüştüğünü vurgulayan D-Marin Ticari İşler Direktörü Dean Smith ise hız, dijitalleşme ve tutarlı premium hizmet standartlarının yeni dönemin belirleyici unsurları hâline geldiğine dikkat çekiyor.

Haber Giriş Tarihi: 30.03.2026 12:20
Haber Güncellenme Tarihi: 30.03.2026 12:20

İSTANBUL (İGFA) - Yirmi yıl önce denizcilik dünyası; köklü gelenekler, uygulamalı beceriler ve tekne boyutları arasında kademeli ilerleyen bir gelişim süreciyle şekilleniyordu. Tekne sahipleri daha küçük teknelerle başlıyor, zaman içinde daha büyük modellere yöneliyor; motorların, elektronik sistemlerin ve bakım süreçlerinin inceliklerini de bu süreçte öğreniyordu. Marinalar ise güvenilir, pratik ve işlevsel yapılarıyla yalnızca güvenli bir bağlama ihtiyacına yanıt veren merkezler olarak konumlanıyordu. Bugün ise bu tablo büyük ölçüde değişmiş durumda.

9 ülkede faaliyet gösteren ve 26 premium marinayı yöneterek sektördeki dönüşümü yakından takip eden isimler arasında yer alan D-Marin Ticari İşler Direktörü Dean Smith, her yıl 50.000’den fazla müşteriyi ağırlayan D-Marin ağındaki değişime dikkat çekerek denizcilik anlayışındaki dönüşümü şu sözlerle özetliyor: “Eskiden denizcilik deneyim yoluyla ilerlemekle ilgiliydi. Bugün ise mesele bir yaşam tarzına anında erişim sağlamak.”

Yeni kullanıcıların doğrudan süperyat segmentine yönelmesi sektörde dengeleri değiştiriyor

Denizcilik sektöründe son yıllarda yaşanan dönüşüm, süperyat segmentinde daha belirgin bir şekilde ortaya çıkıyor. Sektöre son beş yılda katılan benzeri görülmemiş sayıdaki yeni kullanıcı, pazarın dinamiklerini yeniden şekillendirirken tekne sahipliği anlayışında da önemli bir değişimi beraberinde getiriyor. Bu dönemde ilk kez tekne satın alanların tüm yeni tekne alımlarındaki payı yüzde 31’e, ikinci el işlemlerdeki payı ise yüzde 37’ye ulaşırken, ilk kez tekne sahibi olma oranında genel olarak yüzde 35’lik bir artış yaşanıyor. Ancak dikkat çeken nokta yalnızca sektöre giren yeni kullanıcıların sayısı değil, bu kitlenin denizciliğe yaklaşım biçiminin de belirgin şekilde farklılaşması.

“Artık sahiplerin ilk alımları olarak doğrudan 40, 50 hatta 70 metrelik yatlara yöneldiğini görüyoruz,” diyen Dean Smith, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Denizciliğe teknik bir uğraş olarak girmiyorlar; tamamen oluşmuş bir yaşam tarzına yatırım yapıyorlar.”